kapat
24.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

Tıp okudum, çünkü iyi bir memur olacaktım

Cem Kınay... Ortağı Oğuz Serim'le birlikte, otellerde artık olmazsa olmaz haline gelen 'herşey dahil' sistemini ilk Türkiye'ye getiren isim. Daha doğrusu Doktor Cem Kınay. 13 yıl öncesine kadar, tıp eğitimi aldığı Avusturya'da doktorluk yapıyordu.

Her şey aynı zamanda ekonomi eğitimi alan ev arkadaşı Oğuz Serim'in Türkiye'ye dönüp yat işine girmesi ve ardından Bodrum'a tatile giden Cem Kınay'ı Viyana'da bir acenta açarak yat turizmine müşteri bulması için ikna etmesiyle başladı. Bugün gelinen nokta şu. Türkiye, Yunanistan, Tunus, Bulgaristan, Mısır ve İspanya'da 21 kulübü, 4 yatı, 1 Nil teknesi, 8 bin oda, 20 bin yatak kapasitesi ve 7 bin çalışanıyla Magic Life, temelleri Avusturya'da atılan ve özellikle Türkiye'de büyüyen önemli turizm gruplarından biri haline geldi. Bu yıl bir önceki yıla göre yüzde 10 daralmalarına rağmen, Magic Life yılı 140 milyon dolar ciroyla kapatmaya hazırlanıyor. Bu arada bizim de dikkatimizi son günlerde arkasında Magic Life'ın olduğu yeni bir proje çekiyor. NEY. Bir diğer adıyla Binyılların Dansı. İlk kez Felsefe Kongresi'nin kapanışında seyrettim. Bir Broadway şovu niteliğindeki gösteri, final sahnesiyle izleyenleri öyle bir çarptı ki, üç kez bis yaptı. 80 ülkeden 1800 katılımcıya kongrenin sonunda gerçek bir müzik ziyafeti veriliyordu, onlar da teşekkürlerini NEY'i ayakta alkışlayarak gösteriyorlardı. Türkiye, bu tür müzikal dans gösterilerine Sultans of the Dance ile sıkı bir giriş yapmıştı ancak ne yazık ki bu projenin sahipleri gerisini getiremedi. Dr. Ömer Önder'in koordinatörlüğünde ve Ali Erten'in prodüksiyon koordinatörlüğünde hayata geçirilen 80 dakikalık şovu, Her şey dahili ve turizmi Cem Kınay'la konuştuk.

* Felsefe Kongresi'nde 1800 kişinin ayakta alkışladığı, üç kez bis yapan bir şov çıktı karşımıza. NEY nasıl ortaya çıktı ve size kaça mal oldu?

Türkiye'de çok güzel otellerimiz var. Kıyılarımız mükemmel. Ama bizim şayet hedefimiz İspanya ise bir sıkıntımız var. Turizmi besleyici sektörler pek gelişmemiş ülkemizde. Alışveriş, gastronomi ve eğlenceden bahsediyorum. Bugün turisti bir türlü eğlendirmemiz gerekiyor. Bu görüşten yola çıkarak, bir dans grubu oluşturmaya karar verdik. Bizim işimizde eğlence çok önemli bir rol oynuyor. NEY'le sadece kendi müşterilerimize değil, yüz binlere hitap etmek istiyoruz. Bu proje için 2 milyon euro harcadık.

* NEY'i farklı kılan ne? Dünya platformunda iddialı olacağını düşünüyor musunuz?

Belçika'da yaşayan müzisyen Cihan Sezer, 17 ülkeden 100 müzisyenle çalıştı. Her enstrümanı o yöreyi en iyi yorumlayanlar çaldı. İlk olarak Antalya'da Açıkhava Tiyatrosu'nda gösterildi ve çok iyi tepkiler aldı. Biz insanların evlerine dönerken, bir mesajla gitmelerini istedik. NEY'in felsefesi hoşgörü ve barış üzerine. Çok iyi bir iş çıktığını düşünüyoruz, bu yüzden de iddialıyız. Bizim vizyonumuz sadece Antalya, İzmir ya da İstanbul'da sanyeye çıkmak değil, bu ürünü dünya platformuna taşımak. Nitekim çalışmalara başladık.

* Her ne kadar turizmin bir parçası eğlence deseniz de yeni bir alana girdiniz..

Biz gösteri işini çok önemli bir iş alanı olarak görüyoruz. Kendi kulüplerimizde ölçekler küçük de olsa eğlence işinde vardık ama şimdi bu işi büyütüyoruz. Yani NEY'in devamı gelecek.

* 13 yılda sizin geldiğiniz noktaya turizmdeki her grup gelemedi. Siz her ne kadar daralma yaşasanız da tökezlememenizi neye bağlıyorsunuz?

Bu işi küçük bir sermayeyle kurduk. Onu da bankadan kredi alarak sağladık. Geldiğimiz nokta beni şaşırtmıyor. Alman tur operatörü TUI, alt şirketlerimizde ortağımız. Böylece ürünlerimiz Avrupa'da 25 noktada pazarlanıyor.

* Gelelim esnafın 'bu sistem yüzünden iş yapamıyoruz' dediği 'her şey dahil' konusuna... Bu işin mimarı sizsiniz. Öyle bir noktaya geldik ki, her şey dahil olmayan otel bulmak zorlaştı. Şimdi bu doğru strateji mi sizce?

Biz bir şey yürümeyince hep bunun sebebini başkasında arıyoruz. Oysa önce bir şey yürümüyorsa, ben 'neyi doğru, neyi yanlış yapıyorum' diye kendimize bakmamız lazım. Akdeniz çanağına bakarsanız, orada her şey dahil otelleri görürsünüz ama bu genel

yelpazenin tamamlayıcı bir unsurudur. Yani oda artı kahvaltı veren oteller, yarım pansiyon oteller, bir de 'her şey dahil' diyen kulüpler vardı. Ama Türkiye'de son on yıldır yaşanan krizler yüzünden belki, bu sistem bir kurtarıcı olarak görüldü. Son üç yılda, bütün oteller 'her şey dahil'e geçiverdi. Yani bugün Türkiye'de 'her şey dahil' tamamlayıcı olmaktan çıktı, ana sistem oldu. Bu doğru bir strateji mi diye sorarsanız, bana kalırsa yanlış derim. Türkiye, bu turizm pazarında çok önemli özelliğe sahip ülke. Binlerce yıl önemli medeniyetlerin yaşandığı toprakların üzerindeyiz. Yani iklimimiz, tarihimiz, insanımız ve kültürümüzle var olan bu özel durumumuzu kullanmamız gerekir.

Esnaf da kendine soracak
* Esnafın 'her şey dahil'e tepkisine ne diyorsunuz?

Esnaf bu tenkitiyle ilk planda haklı görünebilir. Ama esnafın haksız olduğu bir nokta var. Esnaf da kendine soracak. 'Ben neyi doğru yapıyorum. Bu turistlere iyi hizmet veriyor muyum, yahut bu ürünü turiste sunarken ne gibi aktivitede bulunuyorum' diye. Yani herkes kendini süzgeçten geçirecek.

Nasreddin Hoca'nın hikayesinde olduğu gibi, herkes haklı! Ama tartışma bu düzeyde bir yere gidemez. Onun yerine medeni bir tartışma yapmak lazım.

Güç birliği zor oluyor bizde. Masada tartışmak lazım. Çünkü turizm paketi bir

zincir.

Ben şahsen tekstilcileri kıskanıyorum
* Turizm sektörü olarak sizce sesiniz yeteri kadar çıkıyor mu?

Şu anda Türkiye'ye 11 milyar dolar girdi yapıyor bu sektör ama mesela aynı miktarlarda girdisi olan tekstilin sesi çok daha güçlü çıkıyor. Ben tekstilcilere gıpta ediyorum. Çok güzel lobi yapıyorlar. Bence, son senelerin en önemli örgütlenmiş, sesini çıkaran grubu onlar. Şahsen kıskanıyorum onları. Oysa, bizim gücümüzün altında sesimiz çıkıyor.

* Her şey dahil sisteminde gelinen noktaya bakınca, kendinizi de sorguluyor musunuz

Magic life'ı soyutluyorum bu tartışmalardan. İşimi çok kaliteli yaptığımı düşünüyorum. Zaten o yüzden de daimi gelen yüzde 60'lık bir misafir kitlem var. Benim bir böyle şapkam var. Bir de bu işi iyi bilen genel anlamda bir şapkam var. Geneli konuştuğumuz için sistemle ilgili eleştirilerde bulunuyorum. Biz zaten sinerji yaratmaya çalışıyoruz. Kapadokya gibi tarihi yerlerin kombinasyonunu sağlamaya dönük çalışıyoruz.

400 BİN MİSAFİR AĞIRLAYACAĞIZ

Magic Life tamamen bir tesadüfle başladı
"Aslında biz planlarımızda 40 otele ulaşmayı hedeflemiştik ama krizler izin vermedi. Bu yıl zor bir yıldı ama son aylar çok

iyi geçiyor"

* Magic Life nasıl doğdu. Doktorlar iyi turizmci mi oluyor?

Benim babam subaydı. Anadolu'yu dolaşarak büyüdüm. Sonra da Avusturya Lisesi'ni bitirip, onların sunduğu imkanlarla Avusturya'da tıp okudum. İyi bir memur olmak istiyordum sanırım. Ne de olsa imkanlarımız ona müsaitti. Böyle bir iş kurmak aklımın ucundan dahi geçmiyordu. Okulu bitirip, Türkiye'ye ihtisas için döndüm ama zorluk çektim ve Viyana'ya döndüm. Viyana Üniversitesi'nin hastanesinde ihtisasımı yaptım.

* Doktorluk yaparken Magic Life'e giden yola nasıl girdiniz?

Tamamen tesadüf. Biz üç arkadaş aynı evde kalıyorduk. Ev arkadaşlarım ekonomi okuyordu. Şu anda ortağım olan Oğuz Serim, okulu bitirince Türkiye'ye döndü. Sonra bu işleri çok iyi bilen bir arkadaşıyla yat işine girdi. Onları Bodrum'da ziyarete gitmiştim. Dediler ki, Viyana'da bir küçük ofis kuralım, yat pazarlayalım. Tamam dedim.

* Yatçılık ayrı bir iş otelcilik apayrı...Otel işi ve şu meşhur 'herşey dahil' projesi nasıl gelişti?

Bu işe başlarken yat için hazıladığımız kataloglara oteller de koymaya başlamıştık. 1990 yılında Magic Life fikri oluştu. O zamanlar 'her şey dahil' falan bilmiyorduk. Sonra, 1991'de Sarıgerme'de ilk kulübümüzü açtık. Hiç paramız yoktu, 25 bin dolar kredi kulllandık ve oradaki bir oteli kiralayıp işletmeye başladık.

* 21 otele ulaşmışsınız. Devamı gelecek mi?

Aslında bizim birkaç yıl önce yaptığımız planlarda 40 kulübe ulaşma hedefi vardı. Fakat planlarımız krizler ve terör yüzünden ertelendi. Bu yıl 400 bin misafire hizmet vereceğiz. Bunun 220 bini de Türkiye'deki otellerimizde kalacak.

* Geçen yıla göre daralmışsınız...

Evet geçen yıla göre yüzde 10 daraldık. Son yıllardaki en zor yılımız bu yıldı. Nisan-Mayıs ayları savaş ertesi olduğu için çok kötü geçti. Yüzde 35 gibi geçen yılın gerisinde kaldık.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
sınırsız hosting
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır