|
 |
|

MANSUR FORUTAN
Zıtlaşınca iyi oluyor
Kadınların korkulu rüyası döndü. Pazar geceleri futbol programlarının hayatımıza çöreklenmesinin üçüncü haftasına giriyoruz.
Tabii bu sadece pazar geceleriyle kalmayacak. Neredeyse haftanın her gecesini futbol programlarının istilasıyla geçireceğiz.
Kadınlarımıza geçmiş ola.
Erkeklerin de kafası karışık. Nerede ne izleyeceklerini şaşırmış durumdalar.
Biri bitiyor, diğeri başlıyor.
Vahşi rekabet sonunda da her programın kendine özgü artıları veya sürprizleri oluyor. "Mümkünse ortaya karışık bir şeyler alalım" durumu.
Spor programları liginde de zorlu bir mücadele var anlayacağınız.
Geçen hafta, uzaktan kumandam eşliğinde her programa eşit uzaklıkta kalıp konuyu inceledim.
Gerçi, Türk futbolu, futbol medyasının çok önüne geçmiş durumda.
Futbol medyası derken, yorum-yorumcu manasında mütalaa ediyorum. Yoksa içerik anlamında gerçekten üst düzey programlar var.
Mesela, dünya üçüncüsü olmuş, dünya futbol literatürüne girmiş birçok oyuncuyu eleştirenler ne yazık ki vasat zekalı, hırsları ve yetenekleri arasında Pasifik mesafesi olan bir garip iştirakçiler.
Futbolcuları, teknik direktörleri gösterdikleri sabırdan ötürü kutluyorum.
Ben olsam sürekli canlı yayınlara bağlanır bu güruhla ciddi anlamda kafa bulurdum. Sağlam malzeme var çünkü.
Şükürler olsun ki görüşlerine ve fikirlerine güvenebileceğimiz, birkaç isim var da geçinip gidiyoruz.
Geçen yıl da vardı ama ne yazık ki Kanaryam bitik bir sezon geçirdiği için pek takılmamıştım. NTV'de Can Bartu'nun yorumcu olarak katıldığı programdan söz ediyorum.
Bu bir spor programı değil. Bu bir sitcom. Hele Fenerbahçe tartışılıyorsa...
Bir yanda takımına aşık Kenan Onuk, öte yanda kimseyi beğenmeyen Can Bartu.
Gerçi yıllar önce bu ikiliyi atv ekranlarında izleyip gülmekten yarılıyordum ama araya profesyonel yaşamın getirdikleri girince, ikili ayrıldı ve uzun bir süre izleyemedim. O yıllardan aklımda kalan ve her aklıma geldiğinde sırıtmadan kendimi alamadığım bir pozisyon
"Sayın Bartu kaleci bu ortaya neden çıkmamış olabilir?"
Kenan Onuk'un naif sorularından biri. Kanattan gelen bir ortaya, kalecinin çıkmayışı ve kafa vuruşu sonunda topun ağlarla buluşması eşeleniyor. Amaç kalecinin dandik olduğunu söyletmeye çalışmak. Kenan Onuk kaleciyi pek tutmuyor anlaşılan.
Ve Can Bartu'nun hafif sinirli cevabı.
"Ne biliim Kenan, bana ne soruyorsun, git kaleciye sor."
Kenan Onuk'un durumu idare etmeye çalışması ve alın size bir sitcom karesi.
Pazar gecesi bu ikili yine görev başındaydı.
Futbola bakışları tamamen zıt iki spor adamı. Can Bartu'nun kitabında düz, yaratıcılığı olmayan, ileri gitmeye korkan, ama bunun yanında çok çalışkan bir futbolcunun yeri olmaz. Oysa Kenan Onuk, hele Fenerbahçe galip gelmişse, Mustafa Doğan tarzı bir futbolcuya methiyeler döşeyebilir ki, bu Can Bartu'nun tüylerini diken diken etmeye yeterlidir.
Bu dinamiklerde geçen bir spor programı iyi bir spor programıdır.
Havada uçuşan espriler, birbirlerine nazik sataşmalar ve en önemlisi zıt görüşler sayesinde bilmediğiniz, beklemediğiniz, "vay be" dedirtecek nitelikte yorumların olduğu bir program.
Çaresiz spor programı izlemek zorunda kalan hanımlarımıza şiddetle tavsiye ederim.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|