|
 |
|

MEHMET BARLAS
Bu Ahmet Necdet'in soyadı "Sezer" değil ki..
Az zaman değil... 1960'ların sonundan beri Bodrum'a geliyorum. Nostaljik takılmak da kolay...
Dersiniz ki
- Han'da Zeki Müren, Veli'nin Yeri'nde de Erol Simavi vardı. Mina Urgan, sokak arasındaki evinin önüne sandalyesini atardı. Fikret Hakan'la, Azmakbaşı'nda sabah çayımızı içer, akşam da Kırık Çatal'da yemek yerdik.
Şimdiki Bodrum, eskisinden çok farklı.
Peki ama, o eski Bodrum'a kaçanların öykülerini, kim anlatacak şimdi?
Ataol Behramoğlu'nun "Büyük Türk Şiiri Antolojisi"ni karıştırırken, Ahmet Necdet'in (Doğumu 1933), "Ne Çok Enkaz" şiirine rastladım.
Yazmak istediklerini, bir şiire sığdırmış Ahmet Necdet.
Bu Ahmet Necdet'in soyadı, kesinlikle "Sezer" olamaz.
Öylesine farklı bakmış ki "Bodrum Olayı"na.
İşte "Ne Çok Enkaz" şiiri
"Sizi bir yerlerden tanır gibiyim
galiba Bodrum'daydı geçen yaz
t-shirt'leriniz vardı turkuvaz
papuçlar 'all star american'
ne tutucuydunuz ne de bağnaz
sabah kahvaltısında beethoven
chopin
akşamları hacı arif incesaz
ne çok enkaz
sizi bir yerlerden tanır gibiyim
sanırım Bodrum'daydı geçen yaz
güngörmüş saçlarınız vardı beyaz
bakışlarınız alaycı ve delişmen
mavi yolculuklarda yıldız-poyraz
balık yemekten ve çok sevişmekten
gut'a yakalanmıştınız biraz
ne çok enkaz
sizi bir yerlerden tanır gibiyim
her halde Bodrum'daydı geçen yaz
daracık sokaklarınız vardı çıkmaz
viskiyi çok sever az içerdiniz
gün boyu meyhane cafe-bar caz
"yine de en büyük rakı" derdiniz
iki cami arasında beynamaz
ne çok enkaz
sizi bir yerlerden tanır gibiyim
elbette bodrum'daydı geçen yaz
sözcükleriniz vardı ince mecaz
aşklarınızı şiirle yıkardınız
bir yığın kadın huysuz utanmaz
her biriyle ayrı yatardınız
bin türlü işve bin türlü naz
ne çok enkaz
sizi bir yerlerden tanır gibiyim
mutlaka bodrum'daydı geçen yaz
dostlarınız vardı köylü ve kurnaz
bireysel konularda acımasız
ülke sorunlarında vurdumduymaz
batı'lı düşünür, doğu'lu yaşardınız
azıcık hicazkar her dem şehnaz
ne çok enkaz."
Soyadı "Sezer" olmayan Ahmet Necdet'in şiiri böyle.
İsrail'de doğmuş Yahudiler'e "Sabra" denilir. Sabra, çöl kaktüsüdür. Dışı dikenli, içi yumuşaktır.
Acaba Bodrum'da doğmuş, Bodrumlu olmayan var mı?
Bodrum doğumlu Bodrumlular'ı, ya Mavi Yolculuk'lardaki denizcilerden ya da balık lokantalarından tanırız.
Örneğin, iyi balık yemek isteyenler, Yalıkavak'taki aile lokantalarına, "Hasan"a, "Çavuş"a mutlaka bir kez gitmişlerdir.
Hatta Çavuş'un kızı, yeşil gözlü Gülpembe ile karşılıklı oturup, yüz yıllık tabuların bir anda nasıl yok olduğunun öyküsünü de dinlemişlerdir.
Ama Bodrum'u Bodrum yapıp, kendi sınırları dışına taşıyanlar, Bodrum'un Sabralar'ı değil, Ahmet Necdet'in şiirindeki "Sabahları Beethovenci, akşamları Hacı Arif'ci" olanlardır.
Gerçekten Bodrum, insanı, bireysel konularda acımasız, ülke sorunlarında vurdumduymaz yapar hafifçe.
Geyik muhabbetlerinde, ne siyaset, ne de ticaret, kavga konusu olur.
Acaba, arada bir tüm Ankara'yı Bodrum'a taşımak mı doğrudur?
Hani uçakta patlama sesi duyulmuş. Bütün yolcular ağlamaya, bağırmaya başlamış.
Derken hoparlörden pilotun sesi gelmiş.
Şöyle diyormuş
- Ben kaptan pilot, yardımcı pilot ve hosteslerle, okyanustaki saldan sizi dikkatle izliyoruz. Sayın yolcular endişe edecek bir durum yoktur.
Acaba Bodrum, okyanustaki sal mı?
ŞAKA
Zaten gidiyorlar!
Ertuğrul Özkök, emekli olan öfkeli bir paşaya, emekliliğinde Osmanlı topraklarını gezmesini önermiş.
Bence paşalar, emekli olmadan da yapacaklar bu işi.
Baksanıza... Bosna'da da Türk askeri var. Irak'ta da var olacak.
ELE GEÇİRMEK
Muhlis Bey'ler tükenmez!
Muhlis Bey'i çocukluğumda Yeniköy'de tanımıştım.
Bizim arkadaşlarla oturduğumuz yere gelir, sol eliyle çenesini tutup, iter ve ensesini çıtırdatırdı.
Sonra, donuk bir sesle,
- Elbet bu memleket, bir gün benim de elime geçecek, derdi.
Memleketi ele geçirdiği zaman neler yapmayı tasarladığını anlatmazdı.
Belli ki bir projesi yoktu.
Ama belli ki, öfkelendiği ve hatta birkaç tanesini ipte sallandırmayı planladığı insanlar vardı.
Örneğin kesekağıdın altına çürük meyveleri koyan manav... Fazla para isteyen taksi şoförü... Lokantada iyi servis yapmayan garson... v.b.
Muhlis Bey'i tanığımdan bu yana geçen yarım yüzyıl içinde, isimleri Muhlis olmayan pek çok kişinin, bazen demokratik, bazen demokratik olmayan yollarla memleketi ele geçirdiklerini gördüm.
Bunların içinde, bir master-projesi olan kişi Turgut Özal'dı.
Keşke, her Muhlis Bey, öfkesinden çok projesi ile, memleketi ele geçirmeyi hayal edebilse!
Mesajlarınız için:
mbarlas@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|