|
 |
|

ÖMER LÜTFİ METE
Fatih Sultan ve Erdoğan
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kuruluş yıldönümü vesilesiyle başlayan tartışmaya bu köşeden denediğim katkıyı gelecek tasarımı konusunda son sözümü söyleyerek noktalamak istiyorum
İnsanlık adına gelecek tasarımı olmayanın, ülkesinde köklü dönüşüm gerçekleştirme iddiasını fantezi bile saymam. Ayrıca, evrensel açılımı olmayan her yerel tasarıyı, küresel çetenin dünya egemenliği hedefine teslimiyetle eşdeğer bulurum. Bununla birlikte, biliyorum ki, "ampul"e ışık veren beyinler, -İslam inancını reddetmedikçe- böyle bir teslimiyet içinde olamazlar.
Erdoğan Hareketi'nde sorumlu beyinlerin can yarası burada. Çünkü hala her şeyin önüne koydukları "iman"ları, bununla uyumlu hülyaları vardır ama planları yoktur. (Bu durum, İslam itikadı açısından Erdoğan'ınkinden çok farklı olmayan Milliyetçi Hareket için de geçerlidir; onların da değil evrensel, yerel yahut milli diyelim- tasarıları bile yok, sadece rüyaları vardır.)
Gelecek tasarımının neden hayati önemde olduğunu örneklemek için Fatih'i hatırlamalıyız
Ülkemizde dini kültürle az çok ilgili herkes; Hazret-i Peygamber'in "Kostantiniyye mutlaka fethedilecektir. O komutan ne güzel, o ordu ne güzel" hadisini bilir.
Mistik kaldıraçlar
Gerçi bu hadis özellikle Osmanlı sonrası Arap dünyasınca inkar edilir, neredeyse "Türkçü bir uydurma" sayılır. (Hadisin sağlamlığına -Türklüğümle ilgisiz olarak- inanıyorum.) Ancak, İslamcılarımız, çağdaş Arap fikir ve hareket adamlarından çok etkilenmelerine, Marksist enternasyonalcilikten de bayağı nasiplenmelerine ve Türk milliyetçiliğini çoğu zaman kafirlik saymalarına rağmen bu hadiseye daima büyük bir önem atfetmişlerdir.
Bunlar içinde "Türklük"ten hiç hoşlanmayanların bile Fatih'e hayranlıkları ve İstanbul'un fetih yıldönümlerini coşku ile kutlamaları ilginçtir. Temel sebep, herhalde Fatih'in annesinin Türk olmadığı yolundaki tez değil, söz konusu hadistir! Nice cihangirin can attığı o Peygamber övgüsü, genç Mehmet'i hedefe kilitleyen temel dinamikti.
İslamcı için Fatih'teki bu bilinç çok önemli. Ancak "İslamcı kimlik" üzerinde en belirleyici etken olan husus, ne İstanbul'un fethinin kendisi, ne de bu hadis. Kimliği dik tutan; İslamcı için bu fethin, "öteki"ne karşı -hala aşılmayan- en büyük zafer olmasıdır.
Gelecek tasarımı
Şimdi; bu zaferin hadisle önceden haber verilmesinin İslamcı ruhlarda estirdiği heyecanı anlamadan, Ahir Zaman, Mehdi, Deccal gibi konularla ilgili Peygamber'e atfedilmiş haberlerin belirleyiciliğini kavramadan, Erdoğan Hareketi'nin, "gelecek tasarımı" açısından karşı karşıya bulunduğu meselenin boyutlarını görebilmek mümkün müdür?
Gerçi basit bir çözüm var
Yakın geçmişte bazı sivri İslamcıların yaptığı gibi; bunlara toptan "İsrailiyyat" deyip dışlamak!
Ne var ki bunu deneyenlerin çoğu sonradan yüz seksen derece dönüş yaptı. Hatta içlerinden bazıları, daha önce "İsrailiyyat"tan sayıp "uydurma" dediği "hadis"lerin bir kısmını kendi mehdilikleri için kanıt saydı.
İşin özeti şu
Günümüz İslam dünyasının düşünce yoksulluğu Erdoğan Hareketi'nin ufkuna örülmüş duvardır; mazur sayılırlar. Ama şunu söyleyebiliriz Erdoğan ve arkadaşları sıkı dindar olmasalar, daha sıkı bir parti yaratabilirlerdi.
Tabii tersi de doğru
Erdoğan ve arkadaşları parti kurmasalar çok daha derin Müslüman olabilirlerdi.
Akıbetleri hayr ola!
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|