|
 |
|

HINCAL ULUÇ
Harikalar diyarı, Çeşme'den tavsiyeler..
Allahın doğal klima ile yarattığı Çeşme'de beş gün içine, koca bir hayat sığdırdım. Bunların hepsini yazsam, sekiz cilt Evliya Çelebi seyahatnamesini geçer.. Bu yüzden kısa kısa, ve de sıralamadan, aklıma geldiği gibi küçük küçük notlar yazacağım..
****
Topçu.. İzmir'in efsanesi şimdi Çeşme yollarına düşmüş.. Topçusuz İzmir olmazdı.. Artık Çeşme de olmaz.. Harika bir bahçe.. Topçu'nun ayranı, çöp şişi, piyazı ve ızgara soğanı.. Tamam.. Bu defa keşfimiz.. Kaymaklı ekmek kadayıfı var ya.. Kaymak yok.. Ekmek kadayıfını alacaksınız.. Üzerine Topçu'nun sakızlı muhallebisini kaymak yerine koyacaksınız. Sonra da yemeyip yanında yatacaksınız. Ben keşfettim.. "Hıncal usulü ekmek kadayıfı" deyin, tamamdır.
Le Bouquet.. Dünyada gördüğüm en güzel, en etkileyici mekanlardan biri.. Monte Carlo'yu andırıyor, ama böylesi Monte Carlo'da da yok.. Yamaç denize bir uçurum gibi iniyor. Tam indiği yerde, Cüneyt'in restoranı ve barı var.. Karşıda boylu boyunca Sakız Adası uzanıyor.. Türkiye'nin en "İn" yeri.. Ne restoranda yer var, ne diskoda.. Yer bulmak, hele hafta sonlarında, resmen torpil gerektiriyor. Ben ordayken Cüneyt telefonlara yetişemez oldu. İstanbul'dan arıyorlar.. "Yahu bizim yeğen ve arkadaşları.." diye.. Yaş 18 altı ise Cüneyt "Nuh" diyor, "Peygamber" demiyor. Burası görülmeli.. Burası Cüneyt'le devam etmeli. Dünya çapında yer.. Dünya duymalı..
Barba.. Altın Yunus'un uzantısı, güneşin batışını seyretme terası, ardından taverna.. 16 çeşit meze.. Sıcak, soğuk, tatlı, içkisi dahil 35 milyon liraya.. Nasıl enfes şeyler sunuluyor. Hepsini yemeye mide yetmez, iki mide gerek.. Müzik Grek. Hafta sonu canlı..
Bir kağıtta beyaz peynir var ki.. Evde yapmam gerek. Tarifini aldım..
1 domates, bir sivri biber, bir çay kaşığı pul biber, 2 çay kaşığı kekik, 1.5 yemek kaşığı zeytinyağı malzemesi.
Aliminyum folyo içine domatesi döşeyeceksiniz. Üzerine ufak ufak kesilmiş sivri biber, ince kesilmiş peynir, üzerine yağ, kekik, pul biber koyup, hava almayacak şekilde sararak kapayacaksınız. Yağsız tavada pişireceksiniz. Sadece meze değil, harika bir kahvaltı çeşidi de olur.
Rakının ikram edildiği dantelli kadeh ve şişelere zaten dikkat edeceksiniz de, hepsi ithal bu rakı servisini, ille de yürütüyorlarmış.. (Çeşme'ye gidemezseniz, Barba, kışın Nişantaşı, Süleyman Nazif Sokak'ta..)
Lemi.. Mali müşavirmiş galiba.. Bir gece Urla'ya balık yemeye gelmiş.. Patron bu işlerden bıkmış.. "Satacağım burayı" demiş.. Bizim maliyeci de "Ben alıyorum öyleyse" demiş..
Lemi o gün bugün balık lokantası işletiyor, Urla'da.. Ağabeyim artık Urlalı.. O aldı götürdü bizi.. "Süha Baykal usulü levrek buğulama" istedik.. Yahu Süha, bizim gazeteci, politikacı arkadaşımız. Ne iş..
Bir gün gelmişler. Buğulama istemişler. Bildiğimiz buğulama gelmiş.. Süha "Olmaz" demiş.. Mutfağa girmiş, ateşin başına geçmiş, kendisi bir buğulama yapmış, beyaz soslu.. Giderseniz siz de öyle isteyin.. "Süha Baykal usulü.."
Harika şeyler yedik.. Ben balık yedim ve "Harika" diyorum, anlayın.. Ama en harikası, yemek üzeri gelen Türk usulü krem brüle.. Tahin helvası ile yapılmış.. Olmaz böyle şey.. Gerçekten olmaz.. Lemi'nin yeri Urla iskelesinde..
Paparazzi.. Kadim dost, Hüsnü Birman, Çeşme'de olduğumu öğrenmiş.. Hemen buldu beni.. O gece Paparazzi'ye gittik.. İki İsveçli delikanlının yaptığı, hem de nasıl güzel, yumuşak, sohbetin içine etmeyen müziğin eşliğinde, gene harika şeyler yedik. Ortam güzel, servis güzel, herşey güzel..
AquaVekamp.. Hüsnü beni bir de, denizin neredeyse içinde bir ılıcaya götürdü.. Orman içinde saklanmış bir köşe.. Şirin, tatlı ve sağlıklı.. İlle de görmek gerek. Hatta o termal havuzlarda yüzmek gerek..
Altın Kapı.. Benim için Çeşme'nin vazgeçilmezi.. 80'li yıllarda, festivallere gelen dünya starları burada parmaklarını yerlerdi.. O gün bugün, ne zaman İzmir Çeşme, o zaman Altın Kapı.. Tüm ekmekleri kaplayan yoğurtla (Serpme yoğurtlu deyin) yaptıkları İskender ve karışık etler tabağı da favorim..
Kumrucu Hüseyin.. Orada tekti.. Sabaha karşı iyice acıkmış yatağa dönmeden uğrardık Kumrucu Hüseyin'e.. Şimdi her yanı Kumrucu dolmuş.. Ama ben Hüseyin'den şaşmam.. Şimdi lokma da yapıyor, her saat.. Hüseyin'in özel ekmeği, alkol ilacı.. Midedeki ekşileri alıyor, ekşimeyi önlüyor. Onun için klasik sandviç ekmeği kullanmıyor, Hüseyin Usta..
Sakızlı Restoran.. Yığınla gayret.. Türkiye'de sakız ağacı yetiştiremiyorlar.. En genci yüz yaşında 117 sakız ağacı kalmış bir bahçede. Onlar da koruma altına alınmış. Sakızlı restoran onun yanında.. Biz harika bir kahvaltı yaptık.. Ama belediye, sanki doğaya ve turizme ihanet halinde.. Koca yarımadada yer kalmamış gibi, yol yapım ve onarımında kullanılan, kumun, çakılın, curufun, toprağın deposu yapmış bahçenin yanını.. O nadide ağaçlar toz içinde.. Yemeğe gelen konukların üzerine toz yağıyor.. İş makinelerinin uğultusu kulak paralıyor. Yani "Sakız ağaçlarını yok, restoranı sabote et" emri gelse bu yapılır. Yazıklar olsun.
Rumeli Dondurmacısı.. Kentte trafiğe kaplı yolun ortasında bir dondurmacı.. Ama nasıl harika bir sakızlı yedim.. Üç kuşaktan beri dondurma yapıyorlar. Ama harika yapıyorlar.. Çeşme'nin "Olmazsa olmaz"larından..
Bakın bir dondurmacı da Alaçatı'da hemen antika pazarının yanında Turan Usta.. O da enfes bir limonlu yapıyor ki, yorgunluk, sıcak ve tere karşı insanı içinden soğutan bir klima..
Dalyan Körfez.. Burayı bana Mustafa Hoca yıllar önce tanıtmıştı. O gün bugün ilk kez gittim. Yol harika yapılmış. Mehmet Kabadayı işi iyice büyütmüş.. Bana da bir haller oldu. Dört günde üç kez balıkçıya gittik.. Tekir tavaya da fena halde bayılır oldum..
Alaçatı Cafe.. İşte kahvaltının vazgeçilmez yeri.. Tam bir köy dekoru değil, köy.. İşte köy kahvaltısı.. Nasıl keyifli, nasıl nostaljik bir kahvaltı oldu anlatamam..
Hasan'ın Yeri.. Çeşme'nin kasaba merkezinde bir klasik Türk lokantası.. Ama bir kuru fasulye ve nohut yapıyor ki, olmaz böyle şey.. Bol kepçe aşevi türünün en güzel örneklerinden.. Nasıl keyifli bir öğle yemeği götürdük..
..ve Altın Yunus.. Güne başlangıç Winston Tea House'da önce enfes bir çayla kahve altı.. Sonra da Cenk'in benzersiz Türk Kahvesi.. İstanbul'a güzel haber.. Winston Tea House yakında İstanbul'a da geliyor. Akşam üzeri terasta hemen orada pişen lokma.. Günü kaparken de, Neptün Bar'ın romantik ortamında Günce'yi dinlemek..
Çeşme, Ilıca ve hele hele Alaçatı için kitap yazabilirim.. Paris dönüşü, özellikle Alaçatı denen mucizeyi anlatacağım.. Şimdilik bunları, acil notlar kabul edin.
Bir dünya cenneti olmuş, Bodrum'u iklimi ve yaşam tarzı ile ona katlamış Çeşme'de gidilecek ve yaşanacak yerler bitmiyor.. Eylülde bir beş gün daha ve yeni yerler..
Abbas!..
Abbas bu defa eylül başına kadar yok.. Kısmetse Paris'e, hayatta en sevdiğimiz sporu, atletizmi izlemeye gidiyoruz. Hem bu defa, bizim de harika bir favorimiz var.. Türkiye, tarihinin ilk atletizm altınını alacak.. Dünya çapında altın.. Bu yıl dünya, seneye olimpiyat altını.. Heyecanım doruklarda..
Köşe kapalı.. Dünya Şampiyonası yorumlarımız spor sayfalarında olacak.
Hoşçakalın.
Minibüsler!..
İki satır yazdık.. Efendim, açıklamalar, üzüntü bildirmeleri.. Minibüsçü esnafını yanlış tanıtıyormuşum.. Nasıl tanıtacaktım, her sabah işe gelirken en az ikisi ile boğuşurken..
İstanbul trafiğinin katillerinin başında "Uyanık" minibüs şoförleri geliyor. Kural tanımadan her yere dalıp, iki metre, iki saniye kazanıyorlar. Bu arada trafik kilitleniyor, öteki arabalar tehlikeye düşüyormuş, ne gam..
İşte dün sabah 34 M 0895 ve 34 M 0726.. Köprü çıkışına ayrılmış sağ şeride girip sıra bekleyenleri eşek yerine koydular. Sonra da arabalarını sıradakilerin üzerine sürüp, ezerek yol istediler ve aldılar. İkisinin de bize çarpmasına ramak kaldı. Çünkü Ercan'a "Yol verme keratalara" dedim. Çünkü bende de minibüs var. Ama küçük arabadakiler maraza çıkarmıyor ve haklarını bunlara devrediyorlar. Polis de olmayınca, İstanbul göbeği dağbaşı..
Bunların derneği bana açıklama göndereceğine kendi üyelerini uyarsın.. Milleti minibüsten de, minibüsçüden de nefret ettiriyor bu adamlar.. Hepsi böyle mi.. Bilmem.. Ama bir kötünün yedi mahalleye zararı var, ve bunların kötüsü, öyle bir iki değil..
Bravo Paşam!..
Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan görevi devrederken yaptığı konuşma ile nasıl yüreğime su serpti.. Akşamları başımı yastığa koyunca rahat uyumama sebep olan Ordu'ya bir ara "Acaba mı" diyordum. İçim rahatladı, uykum düzeldi..
Yaşa paşam.. Nur ol.. Bin yaşa.. Gidiyorsun ama, konuşmana kopan alkışlar, gelenleri de anlatıyor..
".. En temel görev (Tabii ordunun) laik, demokratik cumhuriyetin aşındırılmasına geçit verilmemesidir."
".. Laik cumhuriyete sinsice saldırıların sürdüğü, mütareke yıllarını anımsatan aymazlık ve hatta ihanetlerin sergilendiği bu dönemde.."
".. Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırlarını bile bilmeyenler, vatanla müstemlekeyi karıştıranlar, kendi sığlıklarını başkalarını kolayca suçlayarak gizlemeye çalışanlar.."
".. Bana mütareke basınını acıyla hatırlatanlar.. Onlara sadece teessüflerimi iletiyorum."
Sevgili Paşam,
Konuşmanızın tümüne sahip olmak isterim.. Her satırının altına imzamı koymak için.. Emir subayınız, bu iletişimi sağlar sanırım.
Sizi yürekten kutluyorum Paşam..
Artık içim rahat..
Her şey ancak bu kadar açık, bu kadar net ifade edilebilirdi..
Mütareke basını isim vermeden ancak bu kadar tarif edilebilirdi.
Onlar kendilerini biliyor, biz de onları biliyoruz.
Dilerim siyasal yaşama girer, bu engin deneyim ve korkmaz yüreğinizi milletin emrine vermeye devam edersiniz.
Mutlu emeklilikler paşam..
SEVDİĞİM LAFLAR
Herkes hep bekler.. Oysa dünyada yeterli sevgi vardır.
William Morris (1834- 1896)
TEBESSÜM
Bir grup yarasa mağaranın tavanında her zamanki gibi ters asılı dururken içlerinden bir tanesi fark etmiş ki arkadaşları Charlie yerde ayaklarının üzerinde durup etrafına bakınıyor..
"Hey! Charlie...!" demiş,
"Ne yapıyorsun öyle?"
"Görmüyor musun yahu?" demiş Charlie, "Yoga yapıyorum!"
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|