kapat
22.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

İLKER SARIER


Bakan Çiçek, Uzanlar firar, takip ve hukuk

Uzanlar'ın takibi, büyük bir "sürek avı"na dönüşüyor. Bir zamanlar dünya zenginleri listesinde yer alan bir aile "Kaçak Dr. Kimble"a döndü.

Türk basınının "bir bölümü" tazı gibi, burnunu yerlerde gezdirerek Uzanlar'ın izini sürüyor.

Yattalar mı, kattalar mı, Avrupa'dalar mı, yoksa Ankara'dalar mı?

Basının bilinen bölümü copları, kaskları, çelik yelekleri kuşandı "polisliğe" soyundu.

Hiç sürpriz değil, bazen savcı, bazen hakimler zaten...

Tam da bu günlerde, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, "kritik" bir beyanat patlattı

"Banka soyan hiç kimse hapiste değil. Hakimler korkuyor mu? Korkmayın sayın hakimler!"

Bir Adalet Bakanı'nın ülkenin hakimlerini "korkaklıkla" suçlamasının komikliğini bir yana bırakın. Deyin ki dili sürçtü...

Peki, Adalet Bakanı da olsa bir icra makamının hakimlere emir ve direktif vermesi doğru mudur?

Sayın Çiçek hemen yerinden sıçramasın, "Ben talimat vermedim" diye...

Bir hukuk ülkesinde, hakimlere "ihsas"ta bulunmak bile yanlıştır.

Hakimler "hukuk görevlerini" tepedeki bakana bakarak yapmazlar. "Yasalara" bakarlar.

Bizimki gibi, hem hukukun sık sık çiğnendiği hem de adalet mekanizmasının "ağır işlediği" ülkelerde, hakimlere "ihsas"ta bulunmanın ne gibi "hukuksuzluk"lara sebep olduğu, bir adalet bakanının bilmeyeceği gerçeklerden değildir.

Bilhassa basında birçok "hukuktan nasipsiz" yazarın "mahkemeleri etkilemeye" çalıştığı şu ortamda hakimlere seslenecek en son insan adalet bakanı olsa gerektir. Kaldı ki, haddimizi aşarak sayın Çiçek'e, "tutuklama" müessesesinin ülkemizde çoğu zaman bir "önlem" olarak değil, bir "cezalandırma" olarak kullanıldığını anlatacak değiliz.

"Tıkın içeri görsün gününü!.." dönemlerini hep birlikte yaşadık.

Dikkatlerinizi celp etmek isterim

Uzanlar suç işlemedi, demiyor, bambaşka bir gerçekliğe işaret ediyorum.

Ne demek "bankaları soyanlar hapiste değiller", ne demek?..

Bir bakan böyle konuştuğu zaman kendini mahkemelerin yerine koymuş olmuyor mu?

Bilfarz, Halis Toprak "takipsizlik kararı" aldı ise, Bakan Çiçek "Hayır kardeşim, ille de içeri tıkılmalıdır" mı diyor?

Bakan Bey, rica etsin Abdülkadir Aksu'dan, tıktırsın hepsini içeri, böylece mahkelere de gerek kalmamış olur, fena mı?

Bu gibi zihniyetler "hukuk bataklığı" yaratır. Banka bataklığından çok daha feci sonuçlar doğrur.

Mahkemeler bakanın emrinde olmadığına göre, sayın bakan ya "vicdanları rahatlatıyor" olmalı, ki "hukuk" vicdan rahatlatma kurumu değildir. Ya da, hapse tıkılmaları gerektiği halde serbest bırakılan batık bankacıların "rüşvet" vesaire ile serbest kaldıklarını "ima" ediyor yahut da hakimlerin görevi savsakladıklarını söylüyor, dolaylı olarak...

Bundan büyük bir skandal da herhalde tasavvur edilemez. Bendeniz naçizane o makamda oturup da bunları söylemek zorunda kalsam, ertesinde istifa ederim.

Şimdi gelelim, mertçe sorulması gereken soruya

Kendinizi Uzanlar'ın yerine koyun...

Aranıyorsunuz.

Muazzam bir linç ortamı yaratılmış durumda...

Bazı gruplar sizi asmak için yağlı ipleri de hazırlamış...

Bu şartlarda, ayağınızla tıpış tıpış gidip teslim olur musunuz?

Mertçe söyleyin

"Suçlu" iseniz, yani suç işlediğinizin farkında iseniz zaten teslim olmanın mantığı yok.

"Suçsuz" iseniz, ki bu milyonda kaç ihtimaldir bilemem, o zaman da tutuklanıp aylarca içerde yatmaya razı olmayacağınız açıktır.

Haksız mıyım?

Meseleyi, "hukukun üstün olduğu bir ortamda" değil, herşeyin hukukun üstünde olduğuna bakarak tartıştığıma dikkat etmenizi rica ederim.

Linç, hukukun asla izin vermeyeceği bir vahşettir!


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
sınırsız hosting
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır