kapat
22.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

ERGUN BABAHAN


Tekelin de tekeli var: Basın tekeli

Yakın döneme kadar basında böyle bir gerçek vardı. SABAH ve Doğan Grubu işbirliği içinde hem gazete fiyatını, hem reklam fiyatını, hem çalışanların durumunu belirlerdi

Tekel, bir malın üretimini, piyasasını elinde bulundurma durumu diye anlatılabilir. Türkiye'de tekeli en iyi anlatan örnek, içki üretimindeki durumuyla Tekel'in kendisidir.

Ürettiğiniz mala talep olan bir pazarda tekel iseniz, sizden keyiflisi yoktur. Üretim miktarını, kalitesini, fiyatını siz belirlersiniz.

Kapitalizm, özünde bir piyasada tekel olma mücadelesidir. Onun içindir ki, bunun acı bedellerini ödemiş ülkeler, tekelciliği önleyici yasalar çıkarmış ve bunları ihlal edenleri ağır biçimde cezalandırmıştır.

Amerika'da Microsoft'un başına gelenler tekelcilikle mücadelenin çarpıcı bir göstergesidir.

Deterjan, bilgisayar, gıda sektöründe tekeller oluşması tüketicinin aleyhinedir. Ancak bundan daha beteri vardır, o da basın sektöründe bir tekel veya kartel oluşması.

Yakın döneme kadar basında böyle bir gerçek vardı. SABAH ve Doğan Grubu işbirliği içinde hem gazete fiyatını, hem reklam fiyatını, hem çalışanların durumunu belirlerdi.

Gazetelere zam bir gün arayla birlikte yapılır, televizyon ve gazete reklam fiyatları ortaklaşa belirlenirdi. Kartel öylesine güçlenmişti ki, bir grupta çalışanın diğer gruba geçmesini yasaklamıştı. Yani insanların çalışma özgürlüğü ellerinden alınmıştı.

Dağıtımda da durum farklı değildi. Kartelin izin verdiği gazeteler, kartel tarafından belirlenen koşullarda dağıtılırdı.

SABAH'ın zor duruma girdiği dönemde ise işin iyice suyu çıkmıştı. Manşetler bile tek merkezden belirlenir hale gelmişti. Hatırlarsanız, Türkiye'nin önde gelen bütün gazeteleri YDH'yı manşet yapmak görevini üstlenmişti.

Sonra önce kartel dağıldı, sonra Türkiye çarpıcı bir değişimin sonuçlarını yaşadı. SABAH'ta yol ayrımları oldu.

Bugün basın piyasasında rekabet ve çok seslilik hakim.

SABAH, kartele kesinkes karşı bir anlayış tarafından yayınlanıyor. SABAH'ın bugünkü yönetimi istese (daha doğrusu içine sindirse) gider Doğan Grubu ile anlaşır, gazete fiyatlarını, reklam fiyatlarını yeniden birlikte belirler. Yıllık karını ciddi oranda arttırır.

Olur mu öyle şey demeyin!

Doğan Grubu çıkar amacıyla herşeyi yapar.

2 milyon metrekare arsa kapatmak için en yakınlarını kullanmaktan çekinmeyenler, yeniden kartel oluşturmak için takla bile atar.

Örnekleri ortada. İşte, Halit Cıngıllıoğlu'na söyledikleri, yazdıkları. "Ballı-Para" diye manşet yaptıkları adamla ortak banka sahibi oldular (yasaları çiğneyerek), sonra da Cıngıllıoğlu'nu bir kahraman ilan etmedikleri kaldı.

Aynı durum Erol Aksoy için de geçerli. Her türlü hakaretamiz yayını yaptıkları Aksoy'la Cine 5'te ortak oldular. Bakın bakalım artık Doğan Grubu gazetelerinde Aksoy aleyhine tek satır çıkacak mı?

Aydın Doğan SABAH'ın yönetimine geldiğinde de aynı durum gerçekleşmedi mi? O dönem gazetelerini tek tek tarayın, Dinç Bilgin ve Etibank aleyhine yayınların nasıl bıçak gibi kesildiğini kendi gözlerinizle görün.

Demek istediğim şu, hayatta taptığınız tek şey para ise, ilke, ahlak, kural tanımazsınız. Dün küfrettiğinizle yarın ortak olursunuz. Elinizde medya gücü varsa, zaten ortak olmak, elindeki işi almak için küfrediyorsunuzdur.

Ama burada kapı kapalı.

Biz doğru bildiğimiz yolda ilerleyeceğiz.

Basında, dağıtımda çoksesliliği sonuna kadar savunacağız.

Daha çok paramız, daha büyük teknemiz, özel jetimiz olsun diye değil, Türkiye daha zengin, daha özgür ve daha uygar olsun diye çalışacağız.

Basın gücünü kötüye kullanarak Türkiye'nin yolunu kesenlerle de sonuna kadar kavga edeceğiz.

İş takipçisine not

28 Şubat'ta darbeci, AK Parti iktidarında demokrat olan her devrin ilkesiz adamı, "Çamur at izi kalsın" mantığıyla bana pislik bulaştırmaya çalışıyor, ama boşuna. Ben Ankara'daki ziyaretlerim sırasında sadece Salih Kapusuz'la görüşmedim.

Başbakan Yardımcıları Abdullah Gül ve Abdüllatif Şener'le birarada, Adalet Bakanı Cemil Çiçek ve Maliye Bakanı Kemal Unatıkan'la da görüştüm.

Hepsini tek tek arayıp sorabilirsiniz, hiçbirinden bir talebim olmadı. Kamunun alacağı ve Merkez Grubu'nun takınacağı tutumla ilgili bilgi verdim.

İş takipçiliği yapmak benim işim değil.

Onların bütün pisliklerini yüzlerine vurmaya devam edeceğim.

Dedim ya, SABAH sadece düzgün gazetecilik yapmakla kalmayacak, onları da hizaya getirecek.

İftiracı, bir karar ver.

Bir gün Trona, bir gün BDDK. İftirayı bile, eline yüzüne bulaştırıyorsun.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
sınırsız hosting
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır