kapat
14.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

ÖMER LÜTFİ METE


Karadeniz'in Kara Kutu'su

12 eylül sonrası... Demirel Zincirbozan'dan çıkmış ama hala yasaklı... Otobüs dolusu kader arkadaşı ile katıldığı eski bir partilinin cenazesinden dönüş için hareket etmek üzere... Uğurlama sırasında Demirel, Kırat geleneğinin Rize burcu olan "Koca Reis"e soruyor

"Benden bir isteğin var mı?"

"Koca Reis" lidere teşekkür ettikten sonra otobüstekilere şöyle bir bakıyor

"Tek isteğim var; inşallah bu otobüs yolda kaza yapar, sen hariç hepsinden kurtuluruz."

Onun halis Rize ağzıyla yaptığı sert, bol küfürlü ama sevimli şakalarına, bu şakaların altından gönderdiği oklara alışıklar, şamataya vuruyorlar.

Bu elbette kaza temennisi değil, şakayla yumuşatılmış ağır bir eleştiri. Üstelik Demirel'e de sitem içerdiği açık. Lakin camianın bu dev cüsseli dokunulmaz adamına laf söylenmez. Çünkü her Kırat'çı, içlerinden ölesiye güveneceği tek adam seçmek zorunda kalsa tereddütsüz onu göstereceğini bilir.

Bu adam, önceki gün 66 yaşında kaybettiğimiz Nihat Mete; benim akrabam. Sekiz on kuşak önceki dedemiz aynı kişi... Ancak, onu yazmamın sebebi bu yakınlık değil. Asıl sebep, milli bir "kara kutu"yu, açılmaya ikna olduğu halde kayda geçirmeye fırsat bulamayışım.

Siyasetin son kırk yılında yaşanan karanlık, derin, karmaşık ve gizli olayları en iyi bilenlerden biri, koca bir tarih hazinesini toprağa götürdü, dev bir hafıza göçtü.

Yoğun, meşru ve kaçınılmaz meşguliyetlerin oluşturduğu mazeret kadrom sağlam ama yine de suçluluk hissediyorum. Onları dinleyip derleyebilseydim Türkiye'nin son kırk yıllık karanlığını çok daha iyi anlayacak ve anlatabilecektim.

Nihat Mete'nin şüphesiz hiçbir zaman açmayacağı sırlar da vardı. Ancak, görüşmelerimizde neleri açıklayabileceğini fark ediyor, bu canlı arşivin hacmini kestirebiliyordum. Ayrıca onda birkaç roman, birkaç film vardı.

İlginçtir; o aynı anda hem devlet için, hem halk için "muteber" biriydi.

Bütün "baba" diye bilinen adamların saygı gösterdiği, tabandan tavana her türden resmi erkanın önemsediği böyle bir insanın devlet adına özel ve gizli bir görevi bulunduğunu düşünenler de var ama benim bu yönde kesin bilgim yok. Bildiğim, özel bir görevi bulunsa bile, hayatı boyunca yüzdeyüz "sivil" kaldığıdır. Bu da, etiyle, kemiğiyle, diliyle ve zekasıyla tamamen halk adamı olmasından kaynaklanmıştır. Halkın "ipten adam alır" dediği türden bir kişi olarak binlerce vatandaşın işine koşmuş, muhtaca babalık etmiştir.

Karanlık dünyaların ünlüleriyle rahatça -hiçbirine temenna etmeden- oturup kalkardı. Rahattı, çünkü devletin de boğazına kadar o karanlığın içinde yüzdüğünü çok iyi görüyordu. Nitekim Ömer Lütfü Topal cinayetinden sonra televizyondan yöneltilen soruya cevap verirken "Ben renkli bir kişiyim, herkesi tanırım, herkes de beni tanır" yollu tepeden konuşuyor, hiçbir ahbaplığını inkar etmiyordu. "Sen de baba mısın?" diye sorulduğunda ise "ben babaların babasıyım" diyordu.

Özgüveninin temelinde, tamahsızlığı ve servet edinmeye karşı mutlak tenezzülsüzlüğü yatıyordu. Hem de, hortum sürecinden dolar milyarderi olarak çıkabilecekken!

Yakası açılmadık küfürler icat eden, deyiş üreten biriydi.

Yıllar önce bir sözünü yazı konusu yapmıştım

"Fakirin kahpeliğine puştluk, ağanınkine plan denir."

Belki sadece kişiler için söylediği bu söz aslında küresel fırıldağın tanımı!

Allah rahmet eylesin.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır