|
 |
|

EMRE AKOZ
Istah acan kitaplar
Her yazar tum eserlerinin okurlarinca begenilmesini, cok begenilmesini, hem de esit oranda cok begenilmesini ister! Bu da normaldir. Ancak boyle okur pek azdir. Genellikle yazarin bazi kitaplarini daha fazla severiz.
Ornegin Selim Ileri... Bugune kadar bircok roman, oyku, ani ve deneme yazdi. Ben cogunu okudum bunlarin. Yuvarlak hesap 25 yildir takip ederim Ileri'yi...
Soyle bir bakiyorum da... Onun roman ve oykulerinden ziyade anilarini ve denemelerini seviyorum. Hele yemek uzerine olanlari!
Aman! Sakin ac karnina okumayin. Oyle guzel anlatiyor ki, kitabi bir yana birakip solugu mutfakta alabilirsiniz.
Hani ben Gunaydin Extra'da, cuma gunleri yeme icme mevzularina giriyorum ya... Ohooo, Selim Ileri'nin bu konudaki yazilari yaninda benimkiler cocuk karalamasi gibi.
'Evimizin Tek Istakozu' ve 'Oburcugun Edebiyat Kitabi'ni agzimizin suyu aka aka okumustuk. Simdi yine benzeri bir kitapla cikageldi 'Ruyamdaki Sofralar' (Dogan Kitap).
Ileri'nin yazdiklari, yemeklerden ve ickilerden ibaret degil elbette. Bu anilarda biz Turkiye'nin son 50 yildaki degisimine de sahit oluyoruz.
Ornegin 1950'lerde kendini iyice hissettirmeye baslayan Amerikan kulturu... Cihangir'de oturan Dr. Cemil Bey ile esi Cemile Hanim'i anlatiyor Ileri. Dahiliye mutehassisi Dr. Cemil zamanla beslenme uzman kesilir. Ve her cumleye "En yeni Amerikan literaturune gore..." diye baslar
En yeni Amerikan literaturune gore konserveler cok tehlikelidir... En yeni Amerikan literaturune gore taze sebzeyle birlikte unlu seyler yenmemelidir... En yeni Amerikan literaturune gore pirasali, ispanakli ya da kabakli borek yapmak yanlistir. En yeni Amerikan literaturune gore, patlican ancak pure seklinde yenilmelidir... En yeni Amerikan literaturune gore kereviz, domates ve salatalik gaz yapar... Velhasil Dr. Cemil Bey'e kalsa insan pek az sey yiyip sofradan kalkacaktir.
Selim Ileri kitabin bu bolumunu soyle bitiriyor
"Kirmizi ete, hatta tavuga, baliga da itirazlar konduran Dr. Cemil ile Cemile Hanim'in nasil olup da sismanladiklari, kimseler tarafindan anlasilmaz; bunun da en yeni Amerikan literaturunce aciklanmasi gereken bir problem oldugu dusunulurdu."
Nikâhtan once 'evlenmislerdi'
Gecen gun mimar Metin Kaso ve avukat Taner Kogenli ile sohbet ediyorduk. Soz dondu dolasti Reyyan Uzuner ile Bilal Erdogan'in nikahina geldi. "Dikkat ettin mi, gencler salona ele ele girdi" dediler. Evet, gordum dedim. "Peki ya Belediye Baskani Gurtuna'nin sorusuna ve ona verilen cevaplara dikkat ettin mi?" O sahneyi kacirdigimi belirttim. Anlattilar
Gurtuna, "... ile evlenmeyi kabul ettin mi" diye sordu. Gelin de, damat da "Ettim" cevabini verdi.
Gercekten de nikah icin alisilmis bir soru-cevap degildi. ".... ile evlenmeyi kabul ediyor musun" diye sorulur, taraflar da "Evet" ya da "Ediyorum" cevabini verir.
Kaso ve Kogenli bu iki ayrintiya bakarak soyle dusunmusler Islami kesimden insanlar evlenmeden once el ele tutusmazlar. Demek ki aslinda salona girdiklerinde coktan evlenmislerdi. Yani dini nikah yapilmisti. Gurtuna da bunu bildigi icin soruyu "Ediyor musun" seklinde degil, "Ettin mi" diye formule etti.
Ilginc bir ayrinti ve makul bir yorum Bir olayin meydana gelisine bizzat sahit olmasaniz dahi, boyle kucucuk isaretler onun varliginin kaniti olabilir.
Teraslar pufur pufur
Dun TRT'de yayimlanan 'Kent ve Yasam' programinda "tatile cikmak ve Istanbul'da eglence" uzerine kisa bir sohbet yaptik. Ne zamandir yazmak istedigim bir konuyu orada dile getirdim
Son birkac yildir minder modasi vardi. Mekana uysa da, uymasa da isletmeciler saga sola buyuk minderler koyuyorlardi. Hatta bazi yerlerde sandalyeleri azaltarak bunu yapiyorlardi. Sosyeteden haberler veren dergilere baktigimizda, cok komik manzaralarla karsilasiyorduk. 60 yaslarindaki bilmem kim hanim, bir eline yemek tabagini, digerine sarap kadehini almis... Mindere oturmus. Etegi acilmis, her seyi gorunuyor Ben diyeyim selulitleri, siz deyin kulotu... Bu faullu durumu hissettigi icin de kameraya tedirgin bir sekilde bakiyor!
Neyse... Bu yil ise 'terasa cikma' modasi var. Gecen yillarda baslayan bu egilim hiz kazandi. Teraslar, catilar doldu. Imkanli ve elbette manzarali damlar; bar, lokanta, kafe oldu.
Bu akimdan ben cok memnunum. Cunku teraslar havadar; sicak yaz geceleri pufur pufur esiyor. Manzarasi degisik; yasadigin kente yukaridan bakiyorsun. Bilmiyorum ama muzik de cevreyi daha az rahatsiz ediyor olabilir.
DAUM ICIN BIR OLCUT
F.Bahce'nIn hocasi Daum'u degerlendirirken, bundan sonra (ve tabii mevcut kadroyu goz onune alarak) bir tek seye bakarim Tuncay'i nasil oynatiyor? Rasit Cetiner bu 'tay'dan faydalandi. Tuncay, Federasyon Kupasi'nda Senol Gunes'in en buyuk silahi oldu. Karsilastirma yapabilmemiz icin onumuzde serbest oynatildigindan, Ispanya gibi zorlu bir ligte yildizlasan Nihat Kahveci ornegi de var. Lorant ve Oguz Cetin, sag ya da sol kulvara hapsederek Tuncay'in randimanini dusurmustu. Simdi sira Daum'da Dahi mi, deli mi; gorecegiz.
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|