|
 |
|

ALI KIRCA
Icinden Istanbul gecen deniz!
Bundan birkac ay once, Gulhane'deki bir etkinlik icin benden bir sayfalik bir "Istanbul yazisi" istediklerinde aklima ilk bu sozcukler dusmustu..
El yazimla yazip verdim.. (Oyle istiyorlardi cunku..)
El yazisiyla ak kagida not dusmenin belki daha "icten" oldugunu dusunuyorlardi.. Ben de oyle dusunuyordum.. Iki yil oncesine kadar ben de "tukenmez kalemle" yaziyordum yazilarimi..
Belki de o nedenle, o yilki yazilarim hala "tukenmezmis" gibi geliyor bana..
Belki de bir onyargi, kimbilir?
Her neyse; el yazisiyla kaleme alinmis "Istanbul yazisi"nin basligi buydu iste
Icinden Istanbul gecen deniz!
Herkesin cok iyi bildigi gibi, deyisin asli tam tersiydi bu sozcuklerin..
Genelde "Icinden deniz gecen sehir" diye tarif ederlerdi Istanbul'u.. Istanbul icin yazanlar da, Istanbul'a sevdalananlar da..
Oysa, kulaga hos gorunse de; bu sozcukler, bence Istanbul'dan cok denize vurgu yapiyor, Istanbul'dan cok denizi one cikariyordu..
Oysa deniz her yerde varsa da, Istanbul her yerde yoktu..
Ve baska hicbir denizin icinden Istanbul gecmiyordu..
****
Bircok konaklar, koskler, malikaneler gordum ki, icindekiler bedbaht ve mutsuzdular..
Sarki bosuna soylenmemisti ki
"Neyleyim kosku, neyleyim sarayi
Icinde salinan yar olmayinca!"
Konaklar, koskler ve malikanelerinde mutlu ve "sevdali" olamayanlar, kendilerine bu kez de isyerlerinde "sarayciklar" kuruyorlardi..
Yine olmuyordu..
Sirket ustune sirket, dehset ustune dehset.. (Her fazla sirket, kendi hayatlarinin mulayim akisi ustune dehsetin biberini sacmak demekti cunku..) Ve biraz da baskalarinin "baslarina basmak" futursuzca; yukselmenin baska yolu da yoktu ki!
Bir de kacmak yasadiklari sehirlerden..
Gittikleri diyarlarda, "bodrum"larda, teraslarda ve hatta yatlarda filan "ayni" umarsiz arayislar..
Talihi ters donup te birbiri ardina "coken"lerden soz etmiyorum, asla... Tam tersine cokenleri "bodrum"larinda ve teraslarinda "el an" seyran edenlerdir ki maksadim; ne coktur onlardan.. Irili ufakli; tuccari, muhendisi, sanayicisi, sarkicisi, kumarbazi, serbest meslek erbabi, reklamcisi, doktoru, aktoru, demircisi, "medyaci"si kunduracisi ve kasabi!
Bir tek ortak yanlari vardir sonucta
Heyhat! Isleri tikirindayken de hepsi yine mutsuz, yine bedbaht! Ve her sey, "her seye ragmen" ne kadar ic daraltici, ne kadar bunaltici..
Ve o "huzzam sarki "Neyleyim kosku, neyleyim sarayi.."
(Belki de huzzam degildi o sarki, ne bileyim; bana oyle gibi geldi..)
Sonucta.. ahhh!
Icinden askin gecmedigi "evler"de yasayanlara acisin Allah!
****
Istanbul, bu yazinin neresinde derseniz... Istanbul bu yazinin her kosesinde..
Su kavurucu sicaklarda, Necef collerine "asker gitsin, gitmesin"diye tartisip dururken herkes; askin ve insana dair her turlu "hissiyat"in sarkisini cagirmak daha nahif bir tesebbus gibi geldi bize..
Ve sual etmek bir de
Her sehirden deniz gecebilir; lakin, her denizden Istanbul gecer mi (ya da ask)?
Ne demisti Umit Yasar
"Insan bir kere sevmeye gorsun, anladim
Nereye gidersen git, orada Istanbul.."
Sizin Istanbul'unuz nerelerde?
Ya da...
Hic Istanbul geciyor mu denizinizden?
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|