|
 |
|

ESRA CEYHAN
Moda akşamları bir başka oluyor
Bodrum'un, Çeşme'nin, Akdeniz'in akşamları varsa, bizim burada, Moda'da da eşsiz yaz akşamlarımız var... Deniz kokusunun, davetsiz ama yadırganmayan bir tatlı misafir olarak açık tüm pencerelerden, balkon kapılarından girdiği, yaz akşamlarımız var... Bazen sabahları bulan, güneşin ilk ışıklarına dek süren, hayatımızı neredeyse zamansızlaştıran sohbetlerimiz, iç dökmelerimiz var... Çocukluğumdan bu yana Moda'yı öyle sevdim, öyle aşık oldum ki, anlatamam. Bütün ailem ya Moda'da oturuyor, ya da Bahariye'de... Hapşırıkla, öksürük mesafesindeyiz birbirimize şükür... Evlendiğimden bu yana, Moda'da üç ev değiştirdim, üçü de aynı sokakta... Sevdi mi tam sevenlerdenim galiba...
Benim Moda evimin mütevazı balkonunda mutlaka sardunyalar olacak, hanımelleri olacak. Tatlı serin esintilerle kokularını içimize yollayarak, biz buradayız diyecekler... Masada mumlar, rengarenk, hepsi de yakılacak, cümbüş yerine dönecek...Çay demlenmiş, karpuz kesilmiş, çekirdekler, son sürat çitlenmek üzere masaya getirilmiş olacak. Eskiden, yeniden, bir varmış bir yoktan yana konuşacak öyle çok şey var ki... Gece uzun, sabahı kucaklayacak, dostluğu pekiştirecek, özlemi dindirecek.
Böyle, balkonda da yaşanabilir bir Moda akşamı ve devamında gelen uzun gecesi... Ya da alırsınız eşinizi, aşkınızı, arkadaşınızı ya da başınızı çıkarsınız sokağa... Varırsınız fiyakalı, cakalı, tanıdıklı, Moda Caddesi'ne... O meşhur dondurmacıya uğrar, yaptırırsınız binbir çeşitlisini, üzerine de fındık fıstık, tam ağzınıza layık... Bana gelince, dondurmayla başlayan kısa turum, közlenmiş mısırla devam eder. O da bitince Barbaros'u kolundan çekiştiririm. Hadi, bizim amcadan şöyle kuruyemiş al da, çayın yanında ağzıma bir iki şey atayım, derim. On yıllık karısına her seferinde yine şaşan sevgili kocam, iyice irileşen gözleriyle bizim amcaya doğru seyirtirken, ben tam da denize karşı masalardan birine hemen kurulur, iki de çay söylerim, keyfin keyfine ruhumla yelken açarken...
Bir bakış bakarım, tam ay ışığının denize vurduğu noktaya dalarım, başka bir bakışla yıldızlarda gezinirim. Zaten o arada da üç beş çeşit kuruyemişle, en çok da tuzsuz kabak çekirdeğiyle malum diyetteyim- Barbaros çıkagelir. İnce belli bardakta içilen sayısız çaydan sonra bana, neden olduğunu anlamadığım bir ağırlık gelir. Başa çıkmanın en iyi yolu sergilerde yer alan, bin emek milyon göz nuruyla yapılan takılara bakmaktır. Bir iki derken, mutlaka en uygununu bulurum. Yok yoktur onlarda çünkü... Kocamı dondurma, mısır, çay, kuruyemiş ve moda takılarıyla zarara uğratırım.
Sonra sahile iner, renkli ışıkların, insanların, çocukların, kediler ve irili ufaklı köpeklerin arasında asude bir yürüyüş yaparız. Balkonda, sokakta, ya da çay bahçesinde, nerede olursanız olun, Moda gecelerinde söz hep dönüp dolaşır Barış Manço'ya gelir hep... Gülpembe deriz, can bedenden çıkmayınca deriz... Gözlerimiz onu arar, sesini duyar gibi oluruz...
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|