kapat
10.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

EMRE AKÖZ


Doğayla kör randevu

Geçenlerde burada 'evrim'den söz ettik. Ancak hem bazı okurlardan gelen mesajlar, hem de arkadaşlarla yaptığımız konuşmalar; üniversite mezunu, akıllı, zeki, genel kültür sahibi kişilerin dahi konuyu kavramakta zorlandığını gösterdi.

O halde bir kere daha basit bir biçimde konuya değinelim.

'Evrim' nedir? 'Doğal seçim' nedir? 'Çevreye uyum sağlayanın hayatını sürdürmesi' nedir?

****

Kurama göre mekanizma şöyle işliyor...

Bir canlı varlık doğuyor... Ürüyor... Ölüyor... Soyun yeni gelen kuşağı, bir öncekinin temel özelliklerini aynen tekrarlıyor.

İnsanı düşünün. Örneğin iki gözümüz var. Bu iki göz sayesinde çevreye uyum sağlıyoruz. Yaşıyoruz. Çocuklarımız oluyor. Onlarında iki gözü var. Soy devam ediyor.

Peki değişim nasıl meydana geliyor?

Soy devam ederken genlerde bir mutasyon oluyor. Bir zıplama. Nedeni tam olarak bilinmeyen bir değişiklik. Ve diyelim ki gözleri olmayan bir insan çıkıyor ortaya.

Eğer bu yeni insan tipi yaşarsa kendi soyunu üretecek. Yani gözleri olmayan bir nesil çıkacak ortaya. Eğer bu insan modern toplumda yaşıyorsa; pek sorun yok. Bildiğiniz gibi görme engelli insanlar var aramızda.

Ama bu yeni soy modern toplumda değil de, Afrika'nın vahşi hayvanlarla dolu bir bölgesinde ortaya çıkarsa... Çevreye uyum sağlayamıyor. Yok olup gidiyor.

Sadece insanlar değil diğer canlılarda da işte bu mekanizma çalışıyor. Milyonlarca yıllık bir süreçte yeni yeni canlılar çıkıyor ortaya. Bunların çevreye uyum sağlayabileni yaşıyor, yeni bir canlı kolu olarak hayatını sürdürüyor.

Bir arkadaşım şöyle dedi "Örneğin bazı kuş türleri uçmaz. Yani şöyle mi oluyor Diyelim ki çevre şartları uygun bir yöreye gelen kuşlar, bakıyorlar ki uçmanın gereği yok... Uçmadan da yaşayabiliyorlar... Bunun üzerine o kuşların, penguenler gibi, uçmayan tipleri de çıkıyor ortaya..."

Hayır... Şöyle

Canlının yeni tipte bir soy üretmeye ilişkin herhangi bir tercihi olamıyor. Burada 'kör' bir mekanizma söz konusu. Bilinçli değil. Kendi kendisine karar veremiyor.

Diyelim ki bir kuş türü var. Derken bunların arasından uçamayan kuşlar çıkıyor. Kanadı var ama havalanamıyor. Eğer çevre şartları bunların yaşamasına izin verirse, hayatta kalıyorlar. Aksi halde ölüp gidiyorlar.

****

İnsanoğlu da böyle milyonlarca yıllık bir evrimin sonucunda ortaya çıktı. Ancak onun (bizim) çok önemli bir avantajımız var. Biz kültür üreten bir yaratığız. Kültürün en basit ama en önemli ögesi dildir. Özel olarak dil, genel olarak kültür sayesinde bilgimizi yeni kuşaklara aktarabiliyoruz. Böylece değişik (ya da değişen) koşullara yani çevre şartlarına uyum gösteriyoruz.

Günümüzde bu iyice gelişti. Genlere müdahale edebiliyoruz. Yani kendini tekrarlayan ama arada sırada dönüşüme uğrayan o temel yapıya etki yapmamız mümkün.

Yukarıda verdiğim örneğe dönersek... Diyelim ki genlerindeki bir değişim nedeniyle gözleri görmeyen bir insan tipi çıktı ortaya. Genlerine müdahale ederek bu soyun devam etmesini engellemek, bir sonraki kuşağı yeniden görür hale getirmek mümkün artık.

Tabii bu arada başka müdahaleler de yapılabilir. Örneğin yeni bilim ve yeni teknoloji dört kollu insanlar da üretebilir. Halbuki böyle bir şey eskiden ancak genlerdeki bilinçsiz, kendiliğinden zıplamalarla oluyordu.

Şimdilik bu kadar. Bu konuya yeniden döndüğümüzde 'bilgi' meselesini ele alacağız. Evrim açısından bilgi nedir? Hangi tür bilgi sonraki kuşağa aktarılır, hangisi aktarılmaz?

(Not İki noktaya dikkat. 1) 'Evrim Kuramı'nı çok basitleştirerek anlatmaya çalışıyorum. 2) Buradaki amacımız bir kuramı savunmak değil, onun ne tür bir şey olduğunu ortaya koymak.)

İnternet perhizine girenler
Ben okuldaki ödevlerimi önce elle yazdım. Sonra daktiloya geçtim. Basına girdiğimde daktilolar vardı. Ardından bilgisayarlar ortaya çaktı. Daktiloları unuttuk bile...

Derken interneti öğrendik. Şimdi internetin olmadığı bir hayatı kesinlikle istemiyorum. Peki internetle tanışmış olan herkes de böyle mi? Olmadığını Tempo dergisinden öğrendim.

Zeynep Bölükbaşı'nın haberine göre Art Grup adlı bir firma kuşakları inceliyor. Hani özellikle ABD'de yapılan araştırmalar vardır ya... Onun gibi farklı kuşakların dünya görüşlerini, hissiyatını filan ortaya çıkarmaya çalışıyorlar. Bunlara da çeşitli adlar veriyorlar X Kuşağı, Y Kuşağı, Milenyum Kuşağı, Z Kuşağı gibi...

Kuşakların ayırt edici özelliklerini buraya almamız mümkün değil. Yerimiz yok. Ama haberden hareketle şu internet meselesine değinmek istiyorum.

Dediğim gibi bizim kuşak interneti 'sonradan' tanıdı. Bazıları ise internetin içine doğdu. Küçük yaştan beri o sanal dünyada sörf yapmakta. Sonuç?

Eskiden, örneğin, "Çok para harcadım, bir süre dışarıya çıkmayayım" deniyordu.

Şimdi ise durum değişti. "Icq programını bilgisayarımdan sildim. Çünkü çok fazla giriyorum, bu da bana zarar veriyor" diyenler var. Hatta bir genç şöyle demiş "Bu aralar internet perhizindeyim."

Bizim gibi 'sonradan görmeler' için internetle gelen yaşam hala gayet çekici. İnternetle birlikte büyümüş olanlar ise ondan sıkılabiliyor, hatta internetin ve bilgisayarların yarattığı bazı imkanların kendisini kısıtladığını dahi düşünüyor.

Bence son derece akla uygun bu fikirler. Çünkü aşırı bağlanma gerçekten de insanın, hele bir gencin, gelişmesini engelleyebilir. Ya da ancak tek yönlü bir gelişme göstermesine yol açabilir. Arada sırada perhiz yapmak iyidir!

YANLIŞ BİR SORU
Anketlerde üniversite öğrencilerine filan soruyorlar "Kitap okuyor musunuz?" Çoğunluğu da "Hayır" diyor. Bunun üzerine bir ahlanma, bir vahlanma "Eyvah, bunların hepsi cahil." Bence bu işte bir tuhaflık var Çünkü o gençlerle konuştuğunuzda sürüyle şey bildiklerini fark ediyorsunuz. Peki bu nasıl oluyor? Onca malumatı nasıl toplamışlar? Anladık kitaptan değil; peki nereden? Artık "Kitap okuyor musunuz" sorusundan vazgeçip, insanların bildiklerini nasıl öğrendiklerini ortaya çıkartacak yeni sorular üretmek gerekiyor.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır