|
 |
|

MEHMET BARLAS
Bir Yaz Gecesi Rüyası veya Gülsin Onay'ı dinlemek!
Hani, eski dönemlerin iki köylüsünün, hayal gücünü anlatan bir öykü vardır ya..
Bu köylülerden biri diğerine sormuş.
- Zengin olsaydın ne yapardın?
Öbürsünün yüzü ışıldamış. Hemen cevap vermiş.
- Zengin olsaydım, soğanın hep cücüğünü yerdim.
Sonra o sormuş arkadaşına,
- Peki sen zengin olsaydın, ne yapardın?
Bu soruyu duyan diğer köylü somurtmuş,
- Bana yapacak şey bırakmadın ki..
Bu öykü, bugün için geçersiz tabii..
Peki tatil yapan bir kentliye, mesela bana sorsaydınız..
- Yaz tatilini deniz kıyısında geçirirken, en fazla ne yapmak isterdin?
Aklıma binlerce şey gelirdi.
Ama bir gece, deniz kenarına kurulmuş bir piyanoda, Gülsin Onay çapında bir piyanistten, Chopin'in prelüdlerini, Polonez'ini, Çaykovsky'nin 1 no.lu Piyano Konçertosu'nu, Schumann'ın opus 1'ini dinleyebilmeyi, hayal bile edemezdim.
Ama gerçek oldu bu.
Geçen hafta Levent Kırca, Bodrum'un çarşısına inmişti.. Cep telefonundan aradı.
- Bir sürprizim var. İnanmayacaksın. Gülsin Onay'a rastladım. Akşam bize piyanosu ile gelecek, dedi.
Gülsin Onay'ın kim olduğunu herhalde bilirsiniz.
İlk konseri, 6 yaşındayken Ankara Radyosu'nda yayınlanmıştı.
Paris Konservatuarı'ndan 16 yaşında mezun oldu.. Yarışmalarda pekçok uluslararası ödüller aldı.
Bütün dünyaya, Ahmet Adnan Saygun'u o tanıttı.
Şimdi bütün dünyayı gezip, konserler veriyor. Cambridge Üniversitesi'nde matematik profesörü olan eşi ile, sınırlar ve milliyetler üstü bir dünyanın güzelliklerini paylaşıyor.
Piyanosunun başına geçtiği zaman, bir Ravel, bir Donizetti, bir Mozart, müthiş bir yorumla, yeniden yaşamaya başlıyorlar.
İşte, Levent Kırca, telefonda "Gülsin Onay'a rastladım çarşıda" deyince inanamadım.
Ama akşam, hayal gibi görünen bu olay gerçek oldu.
Piyanist Onay, taşınabilir, elektrikle çalışan piyanosu ile, bizim sahile geldi.
Sonra, çalmaya başladı.
Düşünün.. Hafif bir meltem var.. Minik dalgalar sahili yalamakta.
Kıyıdaki piyanonun başında, az rastlanır bir virtüöz, Chopin'in "Polonez"ini çalıyor. Sonra Mozart'ın "Küçük Bir Gece Müziği"ne geçiyor..
Rüzgar hızlanınca, sanki notalardan bazıları uçuşuyor gibi geldi bana. Koşuyor, bir "Mi"yi, bir "Do"yu yakalamak geldi içimden.
Ama kıpırdayamadım.
Gömüldüğüm hayranlık duygusu ve duyduğum mutluluk, beni sanki felç etmişti.
Şu anda bu yazıyı yazarken, Gülsin Onay'ı, Slovak Filarmoni Orkestrası eşliğinde doldurduğu, Çaykovsky Konçertosu'nun diskini dinliyorum.
Sonra, iki gece daha birlikte olduk Onay'la.. Bir seferinde, eşi de geçti piyanonun başına. Aynı sahilde, mehtap altında, Cole Porter çaldı.. "The Man I Love"ı, müthiş bir yorumla dinletti bize.
Soğanın sadece cücüğünü yemeyi hayal eden köylülerin, ne demek istediklerini şimdi çok iyi anlıyorum.
Bir yaz tatilinde Gülsin Onay'ı dinlemek, olabilecek en müthiş olaymış..
ŞAKA
Değer mi hiç?
T.C. ile K.K.T.C., "Gümrük Birliği" anlaşması imzalamışlar.
Eğer bu "minik gümrük birliği," Türkiyeli ve Kıbrıslı Türkler'in, "Avrupa ile kader birliği"ni olumsuz yönde etkileyecekse, sadece "yazık oldu" diyebiliriz.
MEDYA
Hepiniz aynı değil misiniz?
Kim söylemişti hatırlamıyorum. - İnsanın ihtirasının boyu, aklının boyunu geçerse, sonuç hiç iyi olmaz!
Bunun, hep doğrulandığını görmedik mi?
Bodrum'da Can Pulak'la beraber olduk.
Rahmetli Turgut Özal'a ilişkin anılarımızı paylaştık.
Meşhur "Basın Patronları" toplantısı, yine gündeme geldi.
O toplantıda Özal, o dönemin basın patronlarının kamu bankalarından alıp kullandıkları ve geri ödemekte fazla hevesli olmadıkları kredileri, rakamları ile döküyor.
Şimdi patron olmayan büyüklerden biri "Tehlikeli sulardasınız Sayın Başbakan.. Basın dördüncü değil, birinci kuvvettir" diyor.
Şimdi bazı medya gruplarının, diğer bazı medya grupları hakkında yaptıkları yayınları izlerken, hep "ihtirasın, akıldan daha fazla uzun" olmasını düşünüyorum.
Hani adam kiliseye girmiş.. Mihrabın altında, papazı, bir kadınla uygunsuz vaziyette yakalamış.
Öfkeyle, "Tuu" diye tükürmüş, papaza..
Papaz adama dönmüş,
- Şu elimdeki işi bitireyim. Kiliseye tükürmenin bedelini ödeteceğim, demiş.
Banka sahibi medya.. Özelleştirme düşkünü medya.. Gücünü, iktidarı yönlendirmek için kullanan medya..
Sonuçlar ortada.
Basın özgürlüğü, medya sermayesinin özgürlüğü biçiminde algılanıyor.
Ve toplum "Hepiniz aynısınız" diye bakıyor, birbirlerine çamur atan medyaya.
Mesajlarınız için:
mbarlas@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|