|
 |
|

Statlar öfkenin sifonunu çekiyor
Futbol otoritelerine göre kimileri evde kızamadığı çocuğuna ya da eşine duyduğu öfkeyi statlarda gideriyor. Bu davranış değişmedikçe stadyumlar öfkenin boşaldığı dev boyutlu birer klozet özelliğini hiç kaybetmeyecek
İnsanlık 'top benim'den, 'top bizim'e sıçrayamadıkça futbol maçları hep tatsız sürecektir. Stadyumlar, öfkenin boşaldığı dev boyutlu birer klozet niteliğini hep koruyacaktır... Bu sözler A.Ü Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr. Perican Bayar'a ait. Bayar'a göre insanlar öfkelerini bir şekilde statlarda boşaltıyor. Kimi evde kızamadığı eşine, çocuğuna duyduğu öfkeyi bu tür yerlerde gideriyor. Galatasaray-Fenerbahçe-Beşiktaş, Trabzonspor-Rizespor, Karşıyaka-Göztepe, Ankaragücü-Gençlerbirliği arasında yıllardır süren bir rekabet var. Bu takımlar arasındaki ilişkiye kimileri "ezeli rakip" kimileri ise "tatlı bir rekabet" diyor. Ancak bu tatlı rekabet tribünlerde yerini öfkeye ve önü alınamayan bir şiddete bırakıyor.
TAKIMLAR NEYİ İFADE EDİYOR?
Bir Galatasaraylı, Fenerli, Beşiktaşlı fanatik için, takımın kazanması ya da kaybetmesi, "olmak" ya da "olmamak" anlamına geliyor. Marmara Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Narlı, "İnsanlar kendilerini takıma o kadar duygusal olarak bağlıyorlar ki öfke dereceleri rahatlıkla yükselebiliyor" diyor. Bu yüzden Şükrü Saraçoğlu, Ali Sami Yen, İnönü, Avni Aker stadlarında çoğu zaman centilmenlik değil saldırganlık yaşanıyor. Bıçaklarını, satırlarını bileyenler tüm kinini, farklı renkleri tutan taraftarlardan alıyor.
Peki insanlar neden Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor veya Gençlerbirliği'ni tutuyor? Onları bu renklere bağlayan ne? Takımın başarısı ve aile önemli. Akşam gazetesi köşe yazarı Deniz Gökçe'ye göre insanlar sadece "ait" olmak için değil, "sevdiği tipe ait" olmak için takım seçer. Fenerbahçe taraftarı tipik "Türk karakterli". Yani hem gelir hem eğitim olarak ya orta seviyede ya da altında.
Galatasaray'ı tutan insanlar daha yüksek gelirli, eğitimli, ukala kişiler. Beşiktaş ise "devletçi", ortanın solu ideolojisine sahip ve mütevazı. Şampiyon olduklarında bile sevinemiyorlar. Gökçe'nin bu yorumu elbette bir genelleme. Trabzon gibi Anadolu takımları o bölgenin insanını temsil ediyor. Bu takımın taraftarı tipik "Karadeniz Uşağı"dır. Çabuk öfkelenir, sabırsızdır, değiştirmek ister. Prof. Dr. Kurthan Fişek'e göre bu büyük bir topluluğa üye olma duygusuyla açıklanabilir. Kişi bireysel olarak bulamadığı tatmini bir kalabalıkta arıyor. Çünkü kişisel bir güç yok, kolektif bir güç var.
Fişek, üç büyüklerin nasıl kurulduğunu da şöyle anlatıyor Beşiktaş, kalabalıkları padişahtan uzak tutmak için, Galatasaray aristokrasiyi temsil eden bir kulüp olarak kuruldu. Fenerbahçe ise Anadolu'da yükselen burjuvaziyi temsil etti. Fenerbahçe'nin Anadolu yakasında kurulmasının nedeni ise Abdülhamit'in Anadolu'dan İstanbul'a göç eden insanların Avrupa yakasına geçmesine izin vermemesiydi. "Bir takımın seyircisi öteki takımın seyircisinden farklı değil. Taraftar entegre oldu" diyen Fişek, 12 Eylül 1980'den sonra insanların sokağa dökülmesini engellemek için tribünlere hapsedildiğini belirtiyor. Böylelikle depolitizasyon sürecinin başladığını kaydeden Fişek, tribünlerde şiddetin de baş gösterdiğini söylüyor.
BAŞARI TARAFTARI ÇEKİYOR
SABAH köşe yazarı Hıncal Uluç ise 1940-1960 yılları arasında herkesin ulusal ve yerel olmak üzere iki takımı olduğunu belirtiyor. "Bu ulusal takım Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'tan biriydi. İnsanların diğer takımı ise daha çok maçlarını izleyebildikleri, yaşadıkları yerin takımını tutarlardı" diyen Uluç, takım tutmada "başarının" önemli bir faktör olduğunu belirterek şöyle devam ediyor
"Yerel ligler vardı. Türkiye ligi kurulunca yerel ligler birleştirilip şehrin adını taşıyan takımlar kurulmaya başladı. Mesela Trabzon'da, Trabzon İdman Ocağı ile Trabzon İdman Yurdu birleştirildi Trabzonspor kuruldu. Giderek kazanılan başarı, aidiyeti daha da artırdı. Kendi takımları şampiyon olmaya başlayınca artık ulusal takımdan yavaş yavaş vazgeçip kendi yerel takımlarını tutmaya başladılar. Trabzonsporlular, Gençlerbirliği, Ankaragücü taraftarları doğdu. Bunlar içinde en çok taraftarı olan Trabzonspor oldu. Çünkü şampiyon oldu. Tamamen başarıya paralel. 1960'lı yıllarda muhteşem bir Eskişehirspor vardı. Taraftar sayısı da artmaya başlamıştı. Ama başarısını sürdüremeyince bugün Eskişehirsporluyum diyen taraftar yok."
KİM KİMDEN NEDEN NEFRET EDİYOR?
Fenerbahçe-Galatasaray-Beşiktaş;, Trabzonspor-Rizespor; Ankaragücü-Gençlerbirliği ve Karşıyaka-Göztepe arasındaki ezeli rekabet her gün artıyor. Bakın taraftarlar nefret nedenlerini nasıl açıklıyor?
Fener kimliğini bulamamış
ÜMİT YILDIRIM
GS'lıyım. Fener taraftarını taraftar olarak bile görmüyorum çünkü futboldan anlamıyorlar. Bence FB kimliğini bile bulamamış bir takım; kongrelerini görmüyor musunuz? Birbirleriyle bile kavga ediyorlar. Ayrıca Fenerbahçe stadında tribün terörü var.
Kin ve nefretin bitmesi gerek
GÜLİZ ERGİN
Göztepe taraftarıyım. Karşıyaka düşman olmadığımız bir kulüp. Küfürlü tezahüratlardan ve kavgalardan artık statlara giremez olduk. Kinin, nefretin bitmesini istiyoruz. Artık kimse yaralanıp ölmesin.
Kimse Terim'i sevmiyor ki..
İSMAİL KIRMIZI
Beşiktaşlıyım. Galatasaray'ı sevmiyorum. Fatih Terim yüzünden Galatasaray'dan nefret ediyorum. Hareketlerinden dolayı kimse Terim'i sevmiyor zaten. Avrupa'ya gidebilir, iyi bir kariyeri olabilir. Ancak bence Galatasaray'a da zarar veriyor. Ama Avrupa'da Galatasaray'ı destekliyorum.
A.gücü kan davası güdüyor
ZEKİ CELASUN
Gençlerbirliği taraftarıyım. Ankaragücü küme düşse boğa keserim. Eskilerle hiçbir problemimiz yok, şimdiki taraftarlar spor değil, kan davası peşinde.
Sarı laciverti birarada sevmem
ORHAN GERZ
GS'lıyım. FB'yi camia olarak sevmiyorum; bize ters bir kulüp. Futbolcuların saha içerisindeki kötü hareketleri seyirciye yansıyor. Derbi maçlara bir gün kala yöneticilerinin yaptığı açıklamalar beni çok kızdırıyor. Sarı ile laciverti ayrı ayrıyken severim.
Yanal ve Cavcav'a kızgınız
ÖMER ERYETKİN
Ankaragücü taraftarıyım. Bizim Gençlerbirliği'yle hiç bir sorunumuz yoktu. Ama Ersun Yanal'ın gidişinden sonra aramızda husumet oluştu. Biz Ersun Yanal'a ve İlhan Cavcav'a kızgınız. Gençlerbirliği taraftarıyla hiçbir sorunumuz yok. Bize internetten sataşıyorlar. Gençlerbirliği'yle uğraşacağız diye kendi işimize gücümüze bakamıyoruz.
G.Saray iğrenç bir takım
KORKUT ANLI
Fenerliyim ve Galatasaray'ı hiç sevmiyorum. İğrenç bir takım. Renklerine kıl oluyorum. Mesela kırmızı rengi hiçbir zaman giymem. Çok kötü bir taraftarı var. Stadımıza gelmelerini istemiyorum. Çünkü olay çıkarıyorlar. Fenerbahçe en kötü haliyle bile Galatasaray'ı yenmiş bir takımdır.
Sadece Gençler kazansın
ÖZGÜR KELEŞ
Yedi yaşındayım. Sadece Gençlerbirliği kazansın istiyorum, çünkü ben hasta Gençlerbirliği taraftarıyım. Ankaragücü taraftarlarının küfretmesi ve kavgalara karışmasının nedeni Gençler'in Ankargücü'ne hiç gol attırmaması.
GS taraftarı şiddeti seviyor
FATMA BAKA
Fenerliyim, Galatasaraylılar'dan nefret ediyorum. Çok kötü bir takım bence, taraftarı da çok şiddete dayalı futboldan hoşlanıyor. Futbolcuları da saha içinde çok agresif, bu bizi kötü etkiliyor. Beşiktaş taraftarı kadar iğrenç bir taraftar yok.
Renklerin kavgası ne zaman başladı?
Fenerbahçe-Galatasaray
Fenerbahçe 1907 yılında, Galatasaray ise 1905 yılında kuruldu. İki takım futbolcuları arasındaki ilk kavga 23 Şubat 1934'te Taksim Stadı'nda yaşandı. Çamuru bol sahada, 60. dakikada bir futbolcu diğerine tekme atınca sahadaki 22 futbolcu birbirine girdi. Bu arada tirübünlerdeki taraftarların bazıları kavgaya karışırken, bazıları da kavgayı ayırmaya çalıştı. Maç sonunda 17 futbolcuya birer-ikişer ay maç cezası verildi.
Türkiye Futbol Ligi'nin 1959 yılında kurulmasıyla bu iki İstanbul takımı arasındaki güç yarışı ivme kazandı. Bu yarışa taraftarlar da katıldı. Ancak onların güc yarışı "nefrete" büründü. Özellikle 1990'lı yıllarda büyük sokak kavgaları yaşandı.
Ankaragücü-Gençlerbirliği
Başkentin iki ekibi arasındaki çekişme, 1980 yılına dayanıyor.
O yıl ikinci ligde bulunan iki takımdan Ankaragücü, Türkiye Kupası'nı kazandı. Kenan Evren isteğiyle Ankaragücü birinci lige alındı. Bu durum Gençlerbirliği'nin pek hoşuna gitmedi.Yıllardır Gençlerbirliği'nin başkanlığını yapan Cemal Aydın'ın 7 yıl önce Ankaragücü'ne geçmesi de iki takım arasındaki rekabeti körükleyen önemli olaylardan biri oldu.
Göztepe-Karşıyaka
İzmir'in iki güzide takımı arasındaki gerginlik 23 yıl öncesine dayanıyor. Her iki takım 2. ligdeydi. 1980-81 sezonunda oynanan maçta karşı karşıya geldi. 80 bin gibi rekor sayıda taraftar arasında hiçbir sorun yaşanmadı. 0-0 biten maç sonunda Göztepe-Karşıyaka taraftarları oyuncuları tribünlere çağırarak hep birlikte alkışladı. Ancak aynı yılın sonundaki şampiyonluk mücadelesi fitilin ateşlenmesine neden oldu. Ligin son haftasında orataya atılan "şike" iddiaları, dostluğu düşmanlığa çevirdi. Son gelinen olayda İzmir'de geçtiğimiz günlerde bir genç yaşamını yitirdi.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|