|
 |
|

HINCAL ULUÇ
"Trafik polisi devletin aynasıdır!."
Okullarından yeni mezun olan 508 yepyeni, pırıl pırıl polisin, büro görevlerinden denetime aktarılan 250 meslektaşları ile İstanbul Trafik Denetim kadrolarına atanmaları töreninde konuşan İstanbul Valisi Muammer Güler'in sözlerinin altını hem de ne kalın kalemle çizmiş, Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'a da öneri götürmüştüm..
"Bu sözü çerçeveletin ya da poster yapın ve tüm trafik birimlerinin duvarlarına asın.. Asın ki, bu gençlerin beynine çakılsın.."
Vatandaşın günlük yaşamında hemen her an devletle karşı karşıya geldiği tek alandır trafik..
Ve vatandaş, bu ilişkiler sayesinde ülkesinde devlet var mı, yok mu, varsa ne kadar var, hissetmeye başlar..
"Var" hissini kuvvetle ve şiddetle verirseniz, aklına yakalanma ve ceza alma korkusunu düşürürseniz, bu duygu, başka suçları işlemesini de önlemeye başlar.
Küçük suçları önleyerek büyük suçları azaltmak kanıtlanmış bir yöntemdir.
Genç polis arkadaşlarım,
Bugün ülkede devlet, polis ve ceza korkusu yok. Vatandaş hangi suçu işlerse işlesin yanına kar kalacağını düşünüyor..
Bunun en büyük sorumlusu ne yazık ki trafik polisleri..
Bu ülkede polisin gözleri önünde suç işleme özgürlüğü olduğu inancını onlar yarattılar ve "Devlet" bitti.
Polisin önünde suç işlemek..
Düşünebiliyor musunuz gençler?..
Trafik polisi orada.. Adam kırmızıda geçiyor, dönülmeze dönüyor, ters yola giriyor, uyanıklık yapıp sıranın en başına geçiyor, "Flaşörü yaktım ya" diye kendince kural yaratıp, duraklamanın yasak olduğu kritik alana park ediyor.. Kavşak içine, ana arterlere, hatta ana arterlerde duble park yapıyor. Görüyor ki polisin umurunda değil, suçlarını giderek artırıyor.
Çünkü trafik polisinin bu gevşek, bu lagar tavrı, vatandaşta "Yakalanma" duyusunu yok ediyor. Giderek daha da pervasızlaşıyor..
Bu görüntüyü tam tersine çevirmek sizin elinizde genç arkadaşlarım..
Görev aldığınız yerlerde göz açtırmayacak, kuş uçurmayacaksınız.. Polisin olduğu yerde suç işlemek, cami duvarına işemekle eş anlama gelecek.
Vatandaşa sevgi ve saygı ile yaklaşacak, ama suçlara zerre hoşgörülü davranmayacaksınız. Kim olursa olsun..
Tüm müdürlerinizle konuştum. Sonuna kadar sizin arkanızda olacaklar.
En ünlü, en forslu kişilere dahi ceza yazmaktan çekinmeyin. Bu yönde başınıza bir iş gelirse (ki gelmeyeceği garanti edildi), bana ulaşın. İçişleri Bakanı'na bizzat giderim.
Sevgili gençler,
Bu kentte polisin önünde suç işleme özgürlüğünü kısa zamanda sıfırlayacağız. Bunu sağlarsak, polisin olmadığı yerlerde de insanlar dikkatli olmaya başlarlar.. "Ya bir yerden çıkarsanız.."
Unutmayın.. Trafik polisi devletin aynasıdır. Siz varsanız devlet var..
İstanbul'da devletin var olduğunu kanıtlamak gibi kutsal bir görevi yüklendiğinizi asla ve kat'a unutmayın..
Bir şeyi daha unutmayın..
Bezmiş, bıkmış, usanmış, inancını kaybetmiş arkadaşlarınızın yerini aldınız.
Sıfır kilometredeki beyinleriniz ve adınızla bu kentin son umudu sizlersiniz..
Bu umudu ayakta tutun..
Yolunuz açık olsun gençler!..
Altın Yunus.. Dinlenme ve eğlenme kenti..
Altın Yunus bir tatil köyü değil.. Kent.. Mimarisi ile kent.. İşletmesi ile kent..
Bir kentte ne ararsanız burada var diyebilirim..
Deniz tabii ilk.. Bir plajı var, bir de marinası.. Denizle her türlü ilişki tamam ve de işin bu yanı beni fazla ilgilendirmiyor..
Deniz deyince aklıma insanlar gelir benim.. Kadınlı erkekli.. Sapına kadar güvenilenler.. Dost bilip sizi sırtınızdan vuranlar.. Denizin kendisi de öyle değil mi?..
Altın Yunus'ta ilk tanıdığım yer odam, sonra da Sir Winston Tea House olmuştu, kahvaltılarımı ettiğim.. Geniş ve yayın sahil boyu yayılmış öteki yerleri saysam inanmazsınız..
O gece Baküs Bar restoranda yemek yedik.. Servet Hanım başında.. Eskilerden tanıdığımız İlhan nasıl kadife bir sesle yemek müziği yapıp, benim tüm nostaljik şarkıları söylüyordu.. Enfes bir geceydi..
Sabah'ın galasından sonra deniz kenarında yemek yedik.. Buraya alışmış koca koca balıklara ekmek atarak.. Balık beslemenin bu kadar keyifli olduğunu bilmezdim. Çoğu zaman masadaki sohbetten koptum, öylesine.. Burası Fish/ Park Balık Restoran.. Mezeler, balıklar ve etler.. Hepsi güzeldi.. Yemeğin ardından Captain Cafe&Bar'a gittik..
Şirin romantik bir köşe.. Günce adlı ilk kez dinlediğim bir genç ve güzel kız, kendi gitarının eşliğinde şarkılar söylüyor.. Kendi şarkıları da var.. Ben en çok kendi şarkılarını sevdim.. Bu adı yakında duyarız..
Bizim zamanların en ünlü seslerinden Ayferi'nin yönettiği Barba Greek Bar'ın adı üstünde zaten.. Özellikle güneşin batışı buradan seyredilmeli.
Bir de Sokaki Bar var.. Burası tam Atina'nın Plakası.. Altın Yunus'un iki yanı marka dükkanları ile dolu sokağına açılıyor.
Plaj bölümünde Çin yemekleri ağırlıklı bir restoran daha, Happy Beach Club.. Bir Snack Bar.. Bir Neptün Bar..
Disco..
Bunların hepsinde müzik var.. Ve bunların hiçbiri, ne ötekini, ne de tatil kentinde uyuyanları rahatsız etmiyor. Her şey öyle ayarlanmış..
Bir de sitenin az ötesinde Altın Yunus Plajı var.. 43 apart dairesi ile.. Burada hem havuz ve çim, hem kum ve deniz var..
Özet..
Altın Yunus'ta her şey gerçekten var..
Dışarı adım atmadan, her çeşit ve gurme restoranlarda yiyebilir, her tür müzik dinleyebilir, kafanıza göre bir bar mutlak bulabilir, denizle her türlü ilişkiye girebilirsiniz.
Bu defa sadece gezdiğim, bir daha mutlak deneyeceğim harika ılıca, yani thermal ve Thalasso Merkezi ve fitness center da cabası..
Uzaktan bakınca Çin Seddi izlenimi veren soğukluk içine girince insanı sarıp sarmalayan bir sıcaklığa dönüşüyor..
Bu nasıl sağlanıyor..
Anlatacağız.. Yavaş yavaş..
Bin defa bravo..
Soramadım.. Ama Çeşme ve civarındaki yollarda trafiği kim denetliyorsa, üstün hizmet madalyası verilmeli..
Burası bir felaketler bölgesiydi sanki.. Sabahlara kadar alkol alıp, en pahalı, en hızlı arabalarla geniş yollara çıkan gençlerin felaketi..
Öyle bir denetim getirilmiş ki..
Suç işlendiği anda bir polis orada bitiyor.. Nereden çıkıyor, nereden geliyor, bilemezsiniz.. Tam Amerika, tam uygar Batı ülkeleri gibi..
Polis korkusu herkesin yüreğini sarmış.
Algılanan Yakalanma Riski denen şey, neredeyse yüzde yüz.. Milletin ödü patlıyor, kural ihlal edeceğim diye..
Ve de yollar, trafik pırıl pırıl..
Bodrum'dan karayolu ile gelen Dinç Bilgin'e, Çeşme'ye girerken 100 bilmem kaç milyon ceza kesmişler. 87 ile gidiyor diye.. 70 limit.. On da hoşgörü sınırı.. Yedi kilometre fazla gidiyormuş, Dinç Bilgin.. Kim?.. "İzmir bizden sorulur" diyen Yeni Asır'ın patronu..
"Aman Dinç Bey siz miydiniz, buyrun" değil.. "Kusura bakmayın.. 7 kilometre fazlanız var, buyrun makbuzunuz."
Nasıl keyifle anlattı Dinç Bey bana.. Ve ben nasıl keyifle yazıyorum şimdi..
İzmir Valisi'nden ricam..
Bu düzeni sağlayanlara ödül verin.. Örnek olsunlar..
Sağolun, Çeşme'nin trafikçileri..
Bu keyif yaşanır!..
Açık havada sinema keyfi, gençlik günlerimizin en unutulmaz anılarıdır..
ENKA Açık Hava Tiyatrosu, ağustos ayında salı ve perşembeleri saat 21.15'te bize bu keyfi yeniden yaşatacak. Daha önce gelip havuzbaşı restoranda bir akşam yemeği yiyebilir, ya da tiyatronun hemen yanıbaşında kurulan büfeden lezzetli sandviçler seçebilirsiniz. Öylesine organize, Enka geceleri..
Otopark kocaman ve ücretsiz. Sinema, 5 milyon..
Aileler ve sevgililer için, birebir..
Filmler..
Sezon içinde "Kaçırdım" diye üzüldükleriniz..
Bu gece Chicago mesela.. Perşembeye 25. Saat..
Daha sonraki haftalarda "Bir Erkek 10 Günde Nasıl Kaybedilir.." Ödüle boğulan Türk filmi, Uzak.. Yabancı film Oscarlı Konuş Onunla.. Müthiş komedi, Asabiyim.. Müthiş drama.. Tersyüz.. Dünyayı sarsan belgesel.. Benim Cici Silahım..
Bence yerlerinizi şimdiden ayırtın..
Tel 212 276 22 14-15 / 209.
enkakultur@enka.com
Mutlu haberler
"Ekonomik krizin özellikle bizim mesleğimizdeki bunalımlara sürüklediği bu kasvetli günlerde, sizinle paylaşmak istediğim heyecan verici bir haber var" diyor, Marcos Bekhit.. Four Seasons Hotel'in genel müdürü..
Dünyanın en ünlü seyahat dergilerinden "Travel and Leisure", Four Seasons'ı Avrupa'nın en iyi oteli seçmiş..
Dünya sıralamasında ise 3 numaraya koymuş.. Kendi mi yapmış bu işi.. Hayır.. Dünyayı gezen 200 bin okurun oyları.. Dünyanın en iyi otel müşterileri seçmiş yani..
Bu otel için bir zafer.. Ülkemiz için daha büyük bir zafer..
Bir hapishanenin, dünyanın en iyi otellerinden birine dönüşmesini düşünebiliyor musunuz?
Listede bir Türk Oteli daha var..
Ama bu Four Seasons'ın tam tersine, bir Sultan Sarayından dönüşen ve dünyanın belki de en güzel sahillerinden birinde konumlanan Çırağan Palace Hotel Kempsinki..
Çırağan Avrupa Top 50 Listesinde üçüncü.. Dünya Top 100 listesinde ise 24'üncü..
Her iki otelin yönetimlerini, Genel Müdürlerinden başlayarak, kapıda karşılayan teşrifatçılarına kadar tüm elemanlarını yürekten kutluyoruz..
BİZİM DUVAR
Marmara çırasını biliyorduk. Bitmek bilmeyen orman yangınlarına bakılırsa Marmaris çırası da var galiba.
(Ünal Turgut)
SEVDİĞİM LAFLAR
Yaklaşım, iyi veya kötü, yirmi dört saat çalışan gizli bir güçtür.
Anonim
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|