|
 |
|

İLKER SARIER
Uzanlar'ı seyreden Temizel ile Tantan
Gazetecilik refleksi ve dürüst bir samimiyetle, üç yıl önce ülkeyi kasıp kavuran "operasyonlar fırtınasına" kuşkuyla yaklaşmıştım.
Kamuoyumuz, temizlik hasreti ve dürüstlük açlığı ile bu operasyonlara alkış tutuyordu. Toz duman altında pek farkedilmiyordu ki, aslında bu operasyonlar topluma "sahte kahramanlar" empoze ediyordu.
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın direktifleri ile yürütülen şaşaalı operasyonları hatırlayın.
Öte yandan da, BDDK Başkanı Zekeriya Temizel'in bankacılık opereasyonlarını anımsayın.
Tantan'ın adamları, her gece bir yeri basıyor, çok sayıda işadamı gözaltına alınıyor, ertesi gün gazetelerde "önceden hazırlanmış hissi veren" senaryolar, çarşaf çarşaf yayınlanıyordu.
Çoğu mesnetsiz biçimde apar topar içeri tıkılan insanları mahkemeler birer birer tahliye ediyordu ama o kargaşada kim bakacaktı bu gerçeğe?
Öyle bir gürültü kaplamıştı ki ortalığı, siz "el konulan bankaların bir kısmında hortum var bir kısmında yok" diye uyarsanız bile sesiniz duyulmuyordu.
Damga yeme korkusu ile birçok namuslu ve dürüst insan da susuyordu.
Gerçekler dökülüyor
Bugün ise, devletin en yetkili ağızları artık, benim o dönemde seslendirdiğim itirazları alenen söylüyorlar.
Gerçekler sokağa dökülmeye başladı...
O atmosferde benim "hukuk ve adalete" ilişkin itirazlarım, çevreden yükselen "Yaşasın iki temiz adam memleketi temizliyor" cayırtısı arasında neredeyse güme gidiyordu.
Kimi malum çevreler, olaylara Etibank sebebiyle içine sürüklendiğimiz mağduriyet nedeniyle itiraz ettiğimi zannediyorlardı, ki bu bile başlıbaşına bir itiraz sebebi olabilirdi ama asıl itirazım "çifte standartçılığa" ve yürütme erkinin tarafgirliğinin yarattığı "hukuksuzluğa" idi.
Çünkü, Temizel ile Tantan'ın operasyonlarında "siyaset" hakimdi, bu sebeple de ortada açık bir "tarafgirlik" vardı.
Bazı bankacılar "kredi kullandı" diye hapse atılırken, bazı bankacılara tanınan "off-shore imtiyazı" ile hazineye 500 milyon dolarlık yük bindiriliyordu.
Bugün artık bütün bunlar Meclis'te konuşuluyor açık açık...
İkinci itirazım ise lokal değil evrensel bir itirazdı
Neden sessiz kaldılar?
Önce "suçlu" yaratıp kamuoyu önünden infaz ettikten sonra "suç yaratılmaya" çalışılıyorsa, hukuktan ve hukukun üstünlüğünden söz edilemezdi. Bu üslupla da "temiz toplum" asla yaratılamazdı.
Aradan 3 yıl geçti.
Kim mi haklı çıktı?
Cevabı aşağıdadır
Mali durumu zayıfladığı için veya "yasadışılık" yapılıyor diye el konulan bankaların faturası (faiz ve sair yükler hariç) 6-7 milyar dolar. Evet az para değil.
Ama sadece İmar Bankası'nın yasadışılığının faturası ne kadar? Devlet, 6-7 milyar dolar olduğunu söylüyor.
Demek ki reklamlardaki kırat, tek başına öteki 20 bankayı sollamış.
O zaman?..
Zekeriya Temizel ile Sadettin Tantan, İmar Bankası konusunda neden ve nasıl sessiz kaldılar? Yüzyılın en büyük "bankacılık skandalı"ndan, bu iki "tarafsız" ve "temiz" bürokratın, habersiz olmaları mümkün müydü?
Habersiz idiyseler, kadrolarından ve "liyakat"larından kuşkulanmak hakkı doğar.
Habersiz olmaları mümkün değildiyse, o zaman da "taraflı" oldukları aşikar hale gelir.
Anlaşılıyor ki; devletin bürokratları ve siyaset uzmanları, Uzanlar'ın "Allah vergisi" yeteneklerini sadece seyretmekle yetinmişler.
Böyle bir aymazlık veya ihmal veya kayırma ortamında, iki çizgi roman kahramanı gerçek temizlik yaratabilirler miydi?
Neyi anımsıyorum biliyor musunuz
Temizel ile Tantan, o zamanlar sık sık çıktıkları Uzanlar'ın "kırmızı koltuk" programında ne de güzel "temizlik ahkamı" kesiyorlardı, yarabbim!
Meğer onlar anlatırken, Uzanlar çalışıyormuş!..
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|