|
 |
|

Kod adı 199, onu bize verin
Koç Holding Fiat Grubu Başkanı Çubukçu, "Fiat'ın 2005-2006 yıllarında Türkiye'ye model vereceğinden umutluyuz. Aracın modeli henüz belli değil ancak kodu 199" dedi
İki milyonuncu otomobilini geçtiğimiz günlerde banttan indiren Tofaş, yeni model arayışlarına hız verdi. 4 ay önce Pirelli'den Fiat Auto'ya geçen yeni Fiat CEO'su Giuseppe Morchio 2005-2006 yıllarında yollara yeni otomobiller çıkartacaklarını müjdeledi. 12 fabrikasını kapatma kararı alan Fiat, ayrıca 2006'ya kadar 12 bin 300 kişiyi işten çıkartacağını açıkladı. Morchio'nun "Özellikle Türkiye, Rusya ve Çin bizim için çok önemli üretim üsleri oldu" açıklaması gözleri yeni modellere çevirdi. "Diğer rakip ülkelere göre kayırılma ihtimalimiz yüksek" diyen Koç Holding Fiat Grubu Başkanı Aydın Çubukçu, "Yaptığımız araştırmalara göre Fiat'ın İtalya, Çin, Rusya ve Brezilya'da üretim yapan fabrikaları içinde en verimli ve düşük maliyetle çalışanın Tofaş olduğu ortaya çıktı" dedi. Çubukçu, Bursa'da üretilmesi için görüşmelerin sürdüğü modelle ilgili olarak şunları söyledi
"Tamamen yeni bir araç olacak. 2005 ve 2006 yıllarında Türkiye'ye verilecek otomobilin sadece Bursa'da üretilerek, dünya pazarlarına ihraç edilmesini istiyoruz. Henüz model belli değil ancak bize verecekleri aracın kod ismi 199.
Büyük bir ihtimalle General Motors ile beraber tasarlanacak bir araç olacak."
'Tofaş'ın tercihi hangi yönde" sorumuzu Çubukçu şöyle yanıtladı "Ticari olarak iki modelimiz var. Doblo ve Palio Van. Bizim istediğimiz Türkiye ve ihracat yapacağımız pazarlara uygun bir binek otomobil. Şu an Albea, Palio var. Tabii Palio yavaş yavaş eskimeye başladı. Bize Palio sınıfında bir binek araç gerektiğini düşünüyoruz."
Aydın Çubukçu yeni modelin yanı sıra Doblo'nun varyasyonları için sürekli Ar-Ge çalışmaları yaptıklarını belirtti ve ekledi "Tatilcilerin de büyük ilgisini çekecek 4x4 Doblo Adventure tasarladık. Tabii bunların pazar araştırmasını yapmak zorundasınız. Görüşmelerimiz sürüyor."
EKONOMİ CANLANIYOR
Ekomide çok olumlu sinyallerin alındığını söyleyen Çubukçu, önümüzdeki dönem için oldukça iyimser. Güvenin yavaş yavaş geri geldiğini belirten Çubukçu, "Türkiye toparlanma sürecine giriyor. Bu şekilde büyümeye devam edersek, 1-2 yıl sonra çektiğimiz tüm sıkıntıları unuturuz" dedi.
Koç Grubu bilgisayarla Çubukçu ile tanıştı
'Bilgisayara bakacak adam' olarak işe alınan Çubukçu, teknoloji altyapısının temelini attı
Aydın Çubukçu, Koç Topluluğu'na 1970 yılında Aygaz'da başlamış. Görevi de kendi tabiriyle 'Bilgisayar işlerine bakacak adamdı.' O dönem bilgisayar altyapısından anlayan sayılı insanlardan biri olan Çubukçu, 5 yıl süren yoğun çalışma sonucunda arkadaşlarıyla birlikte Arçelik ve Aygaz'ın bilgi işlem altyapısını geliştirdi. Daha sonra şimdiki adı Koç Sistem olan şirketin Genel Müdürü oldu. Aydın Çubukçu iş hayatındaki dönemleri şöyle anlatıyor
"O dönemde kişisel bilgisayarlar daha ortada yoktu. Şirketleri bu konuda bilgilendirmek gerekiyordu. Zaten Türkiye'nin bilgisayar kullanmaya alışması 1975-1985 yılları arasındadır. Burada da birçok ilke imza attık.
Daha sonra Rahmi Bey beni otomotive almak istedi. Ben de Mako'ya geçtim. Bursa'daki fabrika Tofaş'a parça üretmek için kurulmuştu. Daha sonra OYAK Renault dahil birçok şirkete komponent sağladık. Rahmi Bey elektroniğe meraklı olduğumu biliyordu. Hatta Rahmi Koç Müzesi'nin restorasyon atölyesi bana bağlanmıştı. Tarihler 1994 yılını gösterdiğinde Beko'nun Genel Müdürlüğü'ne başladım. 2002 yılında ise şu anki görevim olan Koç Holding Fiat Grubu Başkanı oldum..."
1966 model Jaguar'ı İran devrimine tanık
Aydın Çubukçu çocukluk yıllarından beri otomobillere çok meraklı. Evinin garajında gözü gibi baktığı 1966 model Jaguar, vazgeçilmez bir parçası olmuş. Çubukçu, Jaguar'ıyla dolaşmanın yanı sıra aracın tüm bakımı ve tamiriyle de bizzat ilgileniyor. "Araçla vakit geçirmek beni dinlendiriyor" diyen Çubukçu, yeni otomobillerden ise uzak duruyor. Gerekçesi, çok teknolojik olmaları.
Jaguar'ın ilginç bir de hikayesi var. Çubukçu şöyle anlatıyor
"Otomobili 1985 yılında 9 milyon liraya satın aldım. Alır almaz İngiltere Jaguar'la irtibata geçtim. 'Hangi parçaları nerelerde bulabilirim' diye. Birçok kulübü varmış. Çok ilgilendiler. Hatta aracın hikayesini bile gönderdiler. Bindiğim otomobil 1966 yılında İran Şahı'nın kuzeni tarafından sipariş edilmiş.
Ancak 1979 yılında gerçekleşen devrim sonrasında İstanbul'a kaçmışlar... Jaguar'ı da gümrükte bırakmışlar. Gel zaman git zaman başkası almış ve galeride satışa çıkarmış. Kısmet de bizeymiş..."
Bozuk saat doktoru
Aydın Çubukçu, yoğun iş temposundan saat ve radyo tamir ederek kurtuluyor. 'Merakın nereden geldiğini' sorduğumuzda şu sevabı alıyoruz
"1946'da bir Amerikan otomobili aldık. Henüz 4 yaşındayım. Muzaffer Efendi adında bir şoförümüz vardı. Mekaniğe çok meraklıydı. Aracın bütün parçalarını söker, takardı. Ben de etkilenip oyuncakları kurcalamaya başladım. İşte tamir merakım böyle başladı."
Çubukçu'nun saatlere ilgisi de 4 yıl öncesine dayanıyor "Eşim antika bir duvar saati hediye etti. Bozuktu. 'Ben tamir edebilirim' diye iddiaya girdim. Koç Müzesi'ndeki saatler için İngiliz bir usta gelmişti. Ondan işin püf noktalarını öğrendim ve iddiayı kazandım. Şimdi evde 20 adet saat var. Salı pazarından bile saat topluyorum. Ama eşim çok ses çıkartıkları için çalışmamalarını tercih ediyor" diyor Çubukçu...
Torununun oyuncağından komşularının ütülerine kadar bozulan her şeyi tamir eden Çubukçu, takıldığında Koç'taki arkadaşlarından yardım istiyor.
Mete TANSU
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|