kapat
03.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

ALİ POYRAZOĞLU


Kelebeğin ömrü

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi, her aktörün de farklı bir oyun stili, farklı takıntıları, uğurları vardır. Kimi karısının resmini baş aşağı asar tiyatroda, kimi iç cebine Kuran-ı Kerim koyar; kimi oyundan önce sahnenin tabanını öper, kimi çektirdiği ilk dişi saklar sahne kostümünün cebinde... Bendeniz sahneye çıkarken adaçayı içerim; hem sinirlere, hem sese iyi gelir. İçine Rize balı katarım. Adaçayının hası yol kenarından, toz topraktan uzakta yetişenidir. Bodrum civarında özellikle Yalıkavak, Gümüşlük tepelerinden toplanırsa daha lezzetli olur. Her cebime bir mendil tıkarım; bir keresinde sahnede hapşırıp, yaşadığım sıkıntıdan sonra en az iki mendil koymadan ceplerime çıkmam sahneye. Makyaj yapmam, alerjim var. Mutlaka özel hayatımda giydiğim bir şeyi ya da kullandığım bir aksesuarı oyunda kullanırım.

Soyunma odasındaki aynaların en sağ köşede olanına otururum. Üçüncü zil çalınca biraz önce gitmiş olsam da Pavlov'un köpeği misali hemen tuvalete gitmem gerekir. Kuliste konuşmaktan fazla hoşlanmam, kitap okurum daha çok. Canım, sizin anlayacağınız benim de herkes gibi minik alışkanlıklarım var. Birbiriyle ilgisi olmayan konularda yazılmış kitapları bir arada okur, birbirlerine çok uzaktan bakan dünyaların ne kadar büyük bir benzerlikler yumağı içinde olduklarını her kez yeniden keşfetmenin keyfine bırakırım kendimi. Bizden uzakta duran ya da öyle olduğunu sandığımız durumların, duyguların, düşüncelerin ne kadar yakınımızda, hatta içimizde durduğunu bilirim hep. Benim yabancım olmasın isterim böyle tanışıklıklar. Alışkanlıklarımızın arasında hiçbir zaman yer almayacağını düşündüğümüz davranışların, tercihlerin içimizde cirit attığını da biliyorum; bunun yaşamın bize sunduğu, her köşesinin keşfedilmesi gereken, bin bir çeşit ağacın iç içe dolandığı bir cangıl olduğunu da biliyoruz. Alışkanlıklarımızın, yaşamda yaptığımız her türlü tercihin cinsel tercihimizden siyasal tercihimize kadar- zamanla etrafımızda sıcacık, korunaklı, su geçirmez, ses geçirmez, görüş geçirmez, ılıman, karşı görüşe dayanıklı duvarlar ördüğü hep aklımda. Zamanla bu alışkanlıklar hapishanesinin huzur veren konforunda müebbet cezamızı doldurur ve göçer gideriz bir bilinmeze. Bize bakanlar bizi görürler. Biz bize bakınca ne görüyoruz? Kendini 'alışkanlıkların fanusundaki hormonlu bitkiler' gibi hissetmek pek şen bir duygu olmasa gerek.

Benim için ve bütün meslektaşlarım için tiyatroda oynamak vazgeçilmez bir keyif, bir meydan okuma ve bir alışkanlıktır. Farklı nedenlerle de sanatlarını sürdürenler olduğunun da bilincindeyim. Ama ben zaman zaman alışkanlıklarıma dışarıdan bakmanın, kendimi dışarıdan izlemenin, gözlemlemenin kapısını aralayarak, sanki başka birini izliyormuşçasına, -kapı aralığından, anahtar deliğinden de olabilir isterseniz- kendime bakarım. En azından kendimden haberdar olabilmek için yaparım bunu. Alışkanlıkların kozasında, kuştüyü yataklarda hiç bitmesin diye düşündüğümüz sevgileri, sevgilileri bırakır, kozayı deler, bir kelebek oluruz bazen.

Julio Cortazar, "Mutluluğun alışkanlığa dönüşmesi ölümün en etkili silahıdır" diyor. Paçayı kaptırmamak için alışkanlıklarınızdan tatile çıkın, kozayı delin; kelebek olun; bin bir güzellik saçın. Kelebeğin ömrü kısa olurmuş, bilemem...

Gerisi size kalmış.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
kim
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
GREECARD
TEMA

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır