kapat
03.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

YAVUZ SEMERCİ


İmar'dan bono alanlar suçlu mu?

Bugün Uzanlar'ı tartışıyoruz. İmar Bankası'nda kayıt dışı mevduat var mı yok mu?

Varsa ne kadar?

Konuya ilişkin açıklama yapması gerekenlerden sadece bilgi sızıyor.

Aslında pek çok rapor devletin ilgili birimlerin masasına konmuş durumda.

Öyle olmasa, "Yasal mevduat ile kayıt dışı mevduat arasındaki fark, bankanın ortak ve yöneticilerinden tahsil edilir" diye bir tepki maddesi gündemde olmazdı.

Dün başkalarını tartışıyorduk.

Yarın gündemin baş sırasına bir başka grubun oturacağından hiç süpheniz olmasın.

Aslında tartıştığımız bankacılık sistemi.

Oysa bir ülkede tartışılması gereken en son konu bankalar olmalı.

Neden?

Çünkü yıllardır AB normlarına uygun herkes ve her dönem için geçerli olan kuralları bir türlü oluşturamadık.

Denetim ve gözetim işini beceremedik.

Ve herşeyden önce, bozuk mali sistemi yaratan devletin iç borçlanma ihtiyacını azaltamadık.

Hiç kimse önünü göremiyor.

Banka mevduat yapısına bakın.

Türk Lirası cinsinden hesaplandığında Türk bankalarında 142 katrilyon lira mevduat var. Bu mevduatın sadece yüzde 3'ü (4 katrilyon lira) bir yıl vadeli. 27 katrilyon lira vadesiz hesaplarda duruyor. 1 ay ile 3 ay vadeli hesaplarda duran mevduatın toplamı 93 katrilyon lira. Yani toplam mevduatın yüzde 66'sı.

Siz bu vade yapısında hangi bankadan, bankacılık yapmasını bekliyorsunuz?

Topladığı para ile kullandırdığı kredi arasında vade uyumsuzluğu, bankalara cambazlık yaptırıyor.

Sistem sadece Ankara'da ayağını yorganına göre uzatamayan devlet mekanizmasını beslemek için çalışıyor.

Her olay sonrasında oyunun kuralları yeni baştan yazılıyor.

Tepki yasaları çıkarılıyor.

Hakemlere daha fazla yetki veriliyor. Daha fazla yetki, sistemin önünü açmıyor. Oyun yine duruyor.

Denetim için olmadık yetkilerle donatılanların, yetkilerini daha da fazla artırarak sorunun çözülmediği görülüyor.

Hazine yılda 90 katrilyonluk bono-tahvil ihraç ediyor. Bankalar Hazine'nin çıkardığı bono ve tahvillerin satışına aracılık ediyor.

Vatandaş bankadan yüksek reel faizli bono alıyor. Kısa vadeli mevduatta tutulan tasarruflar da, yüksek faizli Hazine bonosu, devlet tahviline gidiyor. Bankalar da yüksek faizli kamu kağıtlarından mahrum kalmayıp, portföylerini tahvil-bono ile dolduruyor. Sonuçta bankalar tasarruf sahibinin bu eğilimi nedeniyle mevduat ile kredi arasındaki vade uyumsuzluğu (mismatch) sorunu ile boğuşuyor. Kendi portföylerinde aldıkları kamu menkul kıymetleri ile para kazanmaya çalışan bankalar sistemin bu çarpıklığıyla ayakta kalmaya çalışıyor.

İşte İmar Bankası'ndan da tasarruf sahipleri aynı dürtülerle yüksek getiri beklentisiyle bono veya tahvil aldılar. Karşılığında kendilerine birer makbuz verildi. Ancak şimdi aynı bono ve tahvili satan devlet, sattığı kişilere 'Senin bonon var mı yok mu bilemiyorum' diyor. Zaten sorun da burada düğümleniyor.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
kim
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
GREECARD
TEMA

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır