kapat
03.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

İtalyanlar'ı bile hayran bıraktı

Tasarladıkları ofis mobilyalarıyla tasarım dünyasının önemli ödüllerini kazanan Nurus, başta Yunanistan Merkez Bankası olmak üzere, 20 ülkede önemli kurum ve şirketlere markasıyla ihracat yapıyor

Tereciye tere satıyoruz. Tasarımda bir numara olan İtalya'da 9 distribütörümüz markamızı satıyor. Bu işin olabildiğini görmenin insana verdiği tatmini size anlatamam!

Boğaz'ın en güzel noktalarından birinde yer alan Esma Sultan Yalısı'nda o gece gerçekten şık bir davet veriliyordu. Dizayn Parti'ye yurtiçinden ve yurtdışından pek çok tasarımcı ve mimar katılmıştı. Görkemli davet, ofis mobilyası üreten Ankaralı Nurus'un iç gıcıklayıcı ismiyle yeni koleksiyonu yani KISS (öpücük) için tertiplenmişti. Sadece ünlü Türk tasarımcılar, mimarlar değil, o gece dünyanın önde gelen tasarım dergilerinden Domus, MD ve Design Report'un editörleri de gelmişti.

İtalya şurada dururken, tasarımda Türkiye'nin adından söz edilir mi diye düşünebilirsiniz. Nitekim ben de son zamanlara kadar öyle düşünürdüm. Ama Türk tasarımcıların birbiri ardına uluslararası arenada ödüller kazanmasının, başarılı tasarımlara imza atmasının ardından bu fikrim değişti. Üstelik gördüğüm kadarıyla Türk şirketleri yine 'tereciye tere satacak' kadar bu işi ilerletmiş durumda.

Nurus, 1930'lu yıllarda Ankara'da marangozluk yaparken, Şekerbank, Sümerbank, Büyük Sinema gibi o dönemin önemli binalarının içlerini yaparak ün kazanan Nurettin Usta'nın isminden türetilmiş.

Daha sonra ikinci kuşak Akın ve Birten Gökyay, Nurettin Usta'nın işlerini bir adım daha ileriye götürmüş ve standart ev mobilyası üretimine ve satışına başlamış. Ama asıl gelişme 1988 yılında, ailenin üçüncü kuşağı Renan ve Güran Gökyay'ın sorumluluğu üstlenip, bu işi bir üst aşamaya taşımak istemesiyle olmuş. ODTÜ'de endüstriyel tasarım okuyan ve bugün şirketin başkanı olan Renan Gökyay ve kardeşi, endüstriyel tasarıma önem vermedikleri takdirde ilerleyemeyeceklerini düşünüp, iddialı bir hedef koymuş Marka olmak önemli değil, önemli olan trend belirleyen marka olmak. Bunun için yerli ve yabancı iyi tasarımcılarla çalışmak şart. Bir dünya markası olmak için de sadece ofis mobilyasına odaklanılacak."

TASARIMIN OSCAR'I
Peki neler mi olmuş? Türk tasarımcı Atilla Kuzu'nun Japonya'da önemli bir ödül kazanan tasarımı 'Taklamakan'ı seri üretmeye ve dünyaya satmaya başlamış. İtalya'da yaşayan ünlü Türk tasarımcı Defne Koz'a 'Divan' adını verdikleri özel bir tasarım yaptırmış ve şimdi onu seri üretmeye hazırlanıyor. Audi ve Porsche'ye yaptığı tasarımların yanında patentini de aldığı hepimizin bildiği şu köpek gezdirme tasmalarını tasarlayan Fritz Frenkler'e bir yönetici masası tasarlatmış ki I/X kodu verilen bu tasarım, tasarım dünyasının Oscar'ı sayılan Industrie Forum'un en büyük ödülünü kapmış.

Şimdi ulaşamayacağımız tasarımcı yok
* Özellikle Türkiye'de üretici ve tasarımcı bir araya kolay gelmiyor. Siz sadece Türkler'e değil yabancı tasarımcılara da ürün tasarlatıyorsunuz. Bu bilince nasıl ulaştınız?

Biz birbirimizi taşımak zorunda olduğumuzun bilincindeyiz. Belki bir de benim endüstriyel tasarım okumamın etkisi oldu. Zaten endüstriyel tasarımı desteklemeseydik ve özgün tasarımlarımız olmasaydı dünyaya açılamazdık.

* Örneğin Fritz Frenkler dünyaca tanınmış bir tasarımcı. Onu nasıl sizinle çalışmaya ikna ettiniz?

Fritz'e hep tasarım yaptırmak istemiştik. Ama düşünün, ilk başlarda hiç tanınmıyorduk. Dünyanın büyük tasarımcılarıyla temasa geçmemiz mümkün bile değildi.

Ama biz aynı zamanda ofis konseptinin önemli ismi Wilkhahn'nın distribütörlüğünü yapıyoruz ve Fritz de Wilkhahn'ın dizayn grubunun başındaydı. Onlarla temasa geçerek, bize tasarım yapmalarını istedik. Sıcak baktılar. 1998'in sonuydu. O sıralarda endüstri tasarımcıları meslek kuruluşu bize geldi ve Uluslararası İstanbul Dizayn Buluşmaları isimli bir projeleri olduğunu ve bütçelerinin olmadığını söyledi. Yani sponsor olmamızı istiyorlardı ama bahsettikleri rakam bütçelerimizde olmayan bir rakamdı. Düşündük ve bu işi desteklemeliyiz dedik. Çok iyi oldu. İşte Fritz'le de bu organizasyonda tanıştık.

Tasarım camiası dünyada da küçük bir camia. Hemen ertesinde bizim ismimiz yurtdışında duyulmaya başladı. Türkiye'de tasarımcıyı destekleyen ciddi şirketler var dediler. Yani doğru kanalları kullandık. Bizim ideallerimizle onlarınki buluştu.

* Bu buluşma size ne kazandırdı?

Tasarım dramatik bir şekilde bir şirketin yolunu değiştirebilir. Fritz'e tasarlattığımız yönetici masası en büyük ödülü aldı. Şimdi seri üretmeye başladık ve tüm dünyaya satıyoruz.

* O gece davette Yunanistan Merkez Bankası'na da mobilya satmaya başladığınızı söylediniz. Hatta babanızla aranızda esprili bir konuşma geçmiş...

Bir yöneticimiz bana telefon açtı ve "İnanmayacaksınız ama Yunanistan Merkez Bankası bizden mal almaya başladı. İlk siparişi biraz önce girdik" dedi. Bundan daha büyük bir keyif olamazdı.

Heyecanla babama telefon açtım ve "Ya baba! Bizim Merkez Bankası Yunanistan'dan mobilya almış" diye söylendim. Babam kızgın bir şekilde, " Bizimkiler uyuyolar mıymış? Türkiye'de bulamamışlar mı mobilya? Bari alacaklardıysa Almanya'dan falan alsalardı" demeye başladı. Baktım babam üzülüyor, "Baba"dedim "O kadar heyecanlanma! Senin gösterdiğin reaksiyonun aynısını şu anda Yunanistan'daki mobilya üreticileri gösteriyordur. Çünkü Yunanlılar'ın sipariş içerde." Babamın mutluluğunu görmeliydiniz.

* Sizce neden bir İtalyan markasını ya da Yunan markasını değil de Nurus'u tercih ettiler? Fiyatınız mı cazip?

Yunanistan'da Dışişleri Bakanlığı da Nurus mobilyalarını kullanıyor. Burada sanırım önemli olan sürdürülebilirlik. İnsanlar uzun vadeli bakıyor. Biz yıllardır fuarlara katılıyoruz. Yaptığımız işleri görüyorlar.

Şimdiye kadar 40 bin kişiye mobilya ürettik
* Tasarımcı olarak Fritz Frenkler, Defne Koz ve Atilla Kuzu dışında beğendiğiniz kim var?

Antonio Çittero'yu çok beğeniyorum. Mobilya dünyasının önemli ismi Vitra için tasarım yapıyor. Çalışmak istedik ama olmuyor, çünkü aynı anda iki mobilya şirketi için çalışması tasarımcılar arasında etik bulunmuyor.

* Nurus'un önemli projelerinden başka örnekler de var mı?

Suudi Arabistan'da Telekom ve Procter&Gamble, İsrail'deki Intel'in Ar-Ge merkezi ve Airforce, Dublin'deki Hyundai ve Dublin Üniversitesi, Azarbaycan'da Turan Alem Bankası, Moskova ve Türkmenistan Merkez Bankaları'nı da biz yaptık. 20 ülkeye ihracat yapıyoruz.

* İhracat rakamınız ne oldu?

Biz aslında kaç kişi için mobilya ürettiğimizi konuşuyoruz. Zannedersem, 2002 rakamlarıyla 40 bin kişiye mobilya ürettik. Geçen yıl 2.5 milyon dolarlık markalı ihracat yaptık. Bu yıl hedefimiz 5 milyon dolara çıkmak.

* Nurus içerde neden sessiz?

Kendimizi çok anlatmak istemedik. Çünkü Türkiye'de biri gider bir yolda benzin istasyonu açar. Çok geçmez, bir başkası gider hemen yanında, diğeri de gider karşısında açar. Ama daha sonra 80 kilometre gitseniz de başka bir istasyon göremezsiniz. Yani taklitçilik çok yaygın. Bizi sessizliğimize rağmen taklit ediyorlar.

Ankara'daki uzay üssü gibi fabrika 120 kişiyle çalışıyor
* Şu ödül kazanan yönetici masasının fiyatı nedir?

Biz bu masadan bu yıl 200 set üretip, ihraç edeceğiz. Fiyatı 12 bin dolar civarında. Yurtdışında benzerlerinin satış fiyatı 25 bin dolar. Avrupa'daki firmalara göre kâr marjları konusunda daha kanaatkârız sanırım.

* Fabrikalarınızın fotoğraflarını gördüm. Uzay üssünü andırıyorlar. Kaç kişi çalışıyor?

Ankara'da beş fabrikamız var. Bir çok iş el değmeden robotlar tarafından yapılıyor. 120 kişi üretimde çalışıyor. Ama üretim dışında çalışan insan sayımız çok daha fazla. Çünkü tasarım, satış sonrası teslimat vs. gibi konulara çok önem veriyoruz.

Şelale KADAK


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
kim
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
GREECARD
TEMA

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır