|
 |
|

ASLI AYDINTAÅžBAÅž
Gül gelirken
Abdullah Gül'ün bu hafta gerçekleşecek Washington gezisi, bir çok anlamda Dışişleri Müsteşarı Uğur Ziyal'ın bıraktığı yerden devam niteliğinde. Süleymaniye krizi tam olarak geride kalmış olmasa da, iki tarafta da geleceğe bakma eğilimi, küskünlükten daha ağır basıyor. Gül, perşembe günü Colin Powell'la öğle yemeği yedikten sonra, mutemelen iki ülke arasında Irak'ta işbirliği için yeni adımları açıklama zamanı gelecek. Washington, bir süredir Uğur Ziyal'ın daha önce sunduğu Irak paketinde hangi maddeleri benimsenebileceğini tartışmaktaydı. Büyük bir kriz sonunda gerçekleşen gezinin başarılı olması için, Amerikalıların "feel-good factor" dediği olumlu bir açıklama lazım. Anlaşılan son haftalarda bu konuda ciddi adımlar atılmış durumda. Bunlardan en önemlisi bir Türk birliğinin istikrar gücü olarak Irak'ın tam göbeğinde konuşlandırılması.
Saddam'ın görüldüğü bölge
Irak'a asker göndermek, aslında Türkiye'nin talebi. Bölgede iyice sıkıntıya düşen Washington, bir kaç ay direndikten sonra bu teklife dört elle sarıldı. Şu aşamada öyle görünüyor ki, Türk birliği Amerikalıların "Sünni Üçgeni" dediği Bağdat'ın kuzeyine düşen merkez bölge ve Suriye sınırında konuşlandırılacak. Yani en olaylı yer. Bundan bir hafta önce, Saddam'ın görüldüğü bölge... Gerilla savaşının yaşandığı yer... Çok kızdığınız, "Beni sırtımdan hançerledin" dediğiniz bir dostu stratejik olarak en önemli yere davet eder misiniz? Hayır. Demek ki Türk-Amerikan ilişkileri o kadar berbat değil; iki tarafta da uzun dönemde bu ilişkiyi yaşatma eğilimi var. Özellikle Amerikan hükümetinin en tepesinde durum böyle. Hükümete yakın bir isim "Wolfowitz Türkiye'yi Irak'ta görmek istiyor. Rumsfeld de Türkiye'nin Irak'ta meşru çıkarları olduğu görüşünde. Bizim bunları engellemeye hakkımız olmadığını söylüyor" diyor. Ama bu anlattığım en tepedeki görüntü. Daha aşağılara gittiğinizde Amerikan askeri ve sivil bürokrasisinde Ankara ve TSK'ya karşı tepki gözlemliyorsunuz.
'Türkiye orada olmamalıydı'
Geçen haftalarda görüştüğüm Amerikalı yetkililerden bazıları, Süleymaniye olayı konusunda alttan almaya çalışan bir tutum değil, tam tersine inanılmaz bir kızgınlık içinde "Türkiye'nin orada ne işi var" havasındaydı. Yine Pentagon ve diğer kurumlarda Türkiye'yle ortaklık konusuna "astarı yüzünden pahalı" diye olumsuz bakanlar var. Amerikalılar ellerindeki istihbaratın çok ciddi olduğunu söyleyip duruyor. Oysa hükümetin tepesinde sessiz sedasız bu istihbaratı kuşkuyla karşılayanlar var. Ama çıkıp bu konuda açıklama yapma niyetleri yok. Abdullah Gül'ün Washington gezisi, "tamirat" maksatlı olmanın ötesinde ikili ilişkilere bir ivme katabilir, Irak konusunda General John Abizaid'in bu haftaki Ankara gezisinde oluşan yeni ortaklığı resmiyete dökebilir. Amerikalılar, Türk-Amerikan ittifakının Türkiye'de iç politika malzemesine dönüşmüş olmasından rahatsız. Örneğin basın ve muhalefetin Amerikan karşıtı hava estirdiği ölçüde prim yaptığının farkındalar. Bu gidişatın sonucunu kestiremiyor, bu ortamda Ankara'daki hükümet ya da Genelkurmay'ı zor duruma düşürmek istemiyorlar. Tüm bu hesaplar arasında, bakalım Gül'ün gezisi ne meyve verecek?
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|