|
 |
|

SAVAÅž AY
Hekimoğlu'nun öyküsü
Ordu'nun ünlü türküsü Hekimoğlu'nu bilmeyen yoktur sanırım. Ama türküyü bilenlerin çoğu hem öyküsünü hem de bunu derleyenin ünlü yıldız Kadir İnanır olduğunu bilmez. İşte Ordu dolaylarına haber turuna çıkacağımız bir günün hatırasına size Hekimoğlu'nun sarsıcı öyküsü. Hem de bir başka ustanın, Ümit Tokcan'ın ağzından anlatalım
Çok yoksuldu
Ordu dolaylarında yaşayan Hekimoğlu, yoksul bir ailenin çocuğudur. Üstelik yoksul bir anneden başka hiç kimsesi yoktur. Çevresinde dürüstlüğü, akıllılığı ve yiğitliğiyle tanınan bir gençtir. Yörede egemenlik kurmuş bir Gürcü Beyi vardır. Bu Gürcü Beyi, Ayşe adında güzel ve narin bir kızla sözlüdür. Ne ki, bu kız Gürcü Beyi'ni sevmemektedir, Hekimoğlu'na bağlanmıştır. Bu, dostlukla, arkadaşlıkla karışık bir sevgidir. Üstelik Hekimoğlu'yla görüşmeye başlamıştır.
Etme bey etme!
İşte Bey, iki gencin ilişkisinin bu noktaya vardığını duyar duymaz Hekimoğlu'na düşman olur ve ona savaş açar. Hekimoğlu'yla teke tek görüşüp, hesaplaşmayı önerir; bir de yer belirtir. Hekimoğlu, gözüpek, mert bir gençtir. Aynalı mavzerini kuşanıp, tek başına buluşma, yerine gider. Gitmeye gider ama, Bey sözünde durmamış adamlarıyla gelmiştir. Üstelik adamlarından biri, buluşma yerine varır varmaz, sabırsızlanıp Hekimoğlu'nu yaylım ateşine tutar. Ötekiler de çevresini sararlar. Hekimoğlu'yla Bey'in adamları arasında yaman bir çatışma olur. Hekimoğlu, çatışma sonunda çemberi yararak kurtulur.
Meskeni daÄŸlar oldu
Olaydan hemen sonra, Bolu'da tek başına yaşayan anasının yanına gider. Anasına durumu anlatır ve artık şehir yerinde duramayacağını bildirir. Anasıyla helalleşip, yanına Mehmet ve Ahmet adlı iki amcaoğlunu alarak dağa çıkar. Çıkış bu çıkış ve ölünceye kadar Hekimoğlu artık dağdadır
Hekimoğlu, artık Gürcü Beyi'nin korkulu düşü olmuştur. Bu yüzden Bey, kendisini sürekli jandarmaya şikayet eder ve kesintisiz izletir.
Muhbirler devrede
Hekimoğlu'nu ihbar etmeleri için çeşitli yörelerde adamlar tutar. Ama o her defasında kaçmayı başarır. Hekimoğlu, kaçmaya kaçar ama, Bey'in, iki amcaoğlunu öldürttüğünü haber alıyor ve doğru Çiftlice köyüne iniyor. Gittiği ev muhtarın evidir. Bu muhtar, Hekimoğlu'ndan yana görünüyor, oysa gerçekte Bey'in adamıdır ve onunla işbirliği içindedir. Nitekim adamlarından biri aracılığıyla ihbarda bulunur ve Hekimoğlu jandarmalarca sarılır. Hekimoğlu, muhtarın gammazlığı yüzünden kıstırılmıştır.
Silahlar ölüm kustu
Büyük bir çatışma çıkar taraflar arasında. Adeta namlular kurşun kusmaktadır. Özetle yaman cenk olur orada. Olayın sonucuna ilişkin iki söylenti var halk arasında
1- Hekimoğlu, çatışma sırasında çemberi yarıyorsa da, aldığı yaralar yüzünden fazla uzaklaşamadan ölüyor.
2- Atına atlıyor, elini karın bölgesinden aldığı yaralara basarak, Ordu'ya kadar geliyor ve burada ölüyor.
Aynalı martin
Hekimoğlu denince, hemen akla gelen bir özelliği de aynalı martinidir. Hekimoğlu Türküsü'nde geçen ve kendisinin adıyla özdeşleşen aynalı martinin özelliği şudur. Hekimoğlu, özel olarak yaptırdığı mavzerinin üstüne bir ayna taktırıyor. Çatışmaya girdiğinde, bu aynayı düşmanının gözüne tutarak, gözünün kamaşmasına, dolayısıyla hedefini şaşırmasına yol açıyor. Bu yüzden Hekimoğlu'nun adı aynalı martinle özdeşleşmiştir.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|