kapat
15.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL

EMRE AKÖZ


Esprili nikah davetiyeleri

Yavuz Donat geçen gün son derece esprili iki nikah davetiyesi gönderdi.

İlki Meltem Duru ile Kamil Fındık'ın 5 Temmuz Cumartesi günü evleneceğini duyuruyor. Davetiye 'Mutluluk' adlı 'Haftalık Magazin Gazetesi' formunda hazırlanmış. Toplam dört sayfa.

İlk sayfada bu evlilikle ilgili üç hayali köşe yazısı yer alıyor Hıncal Uluç gelinin G.Saraylı, damadın ise F.Bahçeli olduğunu yazmış. Bekir Coşkun damat Kamil'e tavsiyelerde bulunuyor. Yavuz Donat ise 'Kamil en doğrusunu yaptı' diyor.

Ayrıca 'Bir Aşk Hikayesi' adıyla Meltem ve Kamil'in evliliğe giden öyküsü duyurulmuş Nasıl tanıştılar? Kamil'in aldığı ilk çiçek. İlk tartışmaları. Kamil'in ilginç evlenme teklifi. Balayında nereye gidecekler...

İkinci davetiye ise ünlü Time dergisinin formunda. Tiber Ünlütürk ile Kubilay Solak 'okurları' 27 Temmuz Pazar günü Kalender Orduevi'nde yapılacak törene davet ediyor.

****

Peki ben bu davetiyeleri ne yapacağım? Çöpe mi atacağım? Hayır! Tabii ki Başyazarımız Erdal Şafak'a vereceğim.

Çünkü Erdal Abi davetiye biriktirir. Düğünden lokanta açılışına, şirket kokteylinden konsere, her türlü davetiye... Ama elbette 'değişik', 'yaratıcı', 'şaşırtıcı' olmaları şartıyla...

Emekli olduğunda (işkolik olduğu için böyle bir şey kesinlikle mümkün değil ya; neyse...) bu davetiyelerden yola çıkarak yakın dönemin tarihini yazmayı hayal ediyor.

Sanırım bu iki 'yapıt' da Erdal Abi'nin koleksiyonunda nadide bir yere sahip olacak!

Malumu ilam
Batı'daki üniversiteler günlük yaşam üzerine birçok araştırma yapıyor Evlilik, aşk, kıskançlık vs. Bu araştırmalar bilimsel dergilerde yayınlanınca bizim medyada haber olarak çıkıyor.

Bir itirazım yok elbette, çıksın... Ancak bunların bazıları gerçekten malumu ilamdan ibaret gibime geliyor. Yani zaten bildiğimiz, farkında olduğumuz bir gerçeğin, bilimsel tasdikinden ibaret...

Örneğin geçen günkü haber... Bir üniversite araştırmış. Sonuç Cinsler arası ilişkide zıtların birbirini çektiği doğru değildir... Kadınlar da, erkekler de toplumsal konum olarak kendilerine yakın eş arıyorlar... Ayrıca kadınlar zengin ve kariyer sahibi erkekleri tercih ederken... Erkekler de güzel kadınlara yöneliyor...

Ee, biliyoruz zaten böyle olduğunu. "Fakir oğlan-zengin kız" ilişkisini konu edinen siyah-beyaz Türk filmleri hep bunu göstermez miydi?

Bunu andıran bir haber de dün çıktı. Yine bilimsel olarak saptanmış Boşanan erkeğin gelir seviyesi artıyormuş... Buna karşı kadının refah durumunda iniş gözleniyormuş.

Ee, bunu da biliyoruz... Kadın zengin adam aramıyor muydu? Erkek güzel kadını tercih etmiyor muydu? Nedir bu ilişkinin bir adım ötesi Kadının, erkeğin parasını paylaşmasıdır. Ayrıldıkları zaman kadına harcadığı para erkeğin cebinde kalıyor.

Zamparalık yapan kocasına birçok kadın boşuna mı göz yumuyor? Mecburen o kahrı çekiyorlar işte...

Bu olup bitenleri "onaylayarak" yazdığımı sanmayın. Ancak şu da bir gerçek Günümüzün toplumu böyle çalışıyor, böyle işliyor.

Neyse... Ağzımızın tadını bozmayalım. Dün Piyale Madra'nın yine nefis bir karikatürü vardı Radikal'de... Adam Bak ne yazıyor, mutlu insanlar tüketmezmiş... Seni nasıl mutlu edebilirim canım? Kadın O deri ceketi bana alarak!

Göle maya çalıyoruz
Dün özel maçta yabancı hakeme saldıran Fatih Tekke'nin, "Trabzonspor bana sahip çıkmadı" sözlerini eleştirmiştim. Bunun aşiret zihniyeti olduğunu söyledim. Tekke'ye, Trabzonspor'un profesyonel, kurallara saygılı, spor ahlakına uyan bir kulüp olduğunun öğretilmesi gerektiğini belirttim.

Bizim yazının çıktığı gün basında Trabzonspor'un açıklaması vardı "Fatih pırlanta gibi çocuktur. Onun arkasındayız."

Bu arada bordo-mavili takıma gönül vermiş bazı taraftarlar da mesaj gönderdi "Fatih'in yaptıklarını eleştireceğine; diğer takımlardaki futbolculara bak."

Eh, ne diyeyim... Bütün laflarımız boşuna tabii. Yaptığımız göle maya çalmak. Biz hukukun, kuralların, ahlakın, verilen sözlerin herkesi kapsaması gerektiğini söylüyoruz. Onlar ise "Bunlar bize değil, başkasına uygulansın" diyor.

Peki... Ama yarın öbür gün haksızlığa uğradığınızda ağlamaca yok; tamam mı!

DOLUNAYI FARK ETTİNİZ Mİ?
Pazar gecesi dolunay vardı. Ortaköy'e gidelim, ayın tepsileşmiş halini görelim dedik. Kadıköy yakasından karşıya 10 dakikada geçtik. Ortaköy'e 500 metre kala trafiğe takıldık. Milim milim ilerledik. O anı kaçıracağız diye gerildik. Adeta kan ter içinde sahile indik. Bir lokantaya (Dada) oturduk. Henüz ortalıkta görünmüyordu. Acaba nereden çıkacaktı? Derken ucu göründü. Birazdan tüm heybetiyle Çamlıca'nın arkasından yükseldi. Bir kere daha hayran kaldık. Çocuklar gibi sevindik. Sanırım fark etmeden yitirdiğimiz bir şeyleri anımsadık.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır