|
 |
|

MEHMET BARLAS
Atacan Arseven olmak kolay mı?
İstanbul Şehir Tiyatroları'nda, 40 yıldır beğeni ile izlediğimiz Atacan Arseven, mehtaplı bir Bodrum gecesinde, yaşadıklarını anlattı.
Dünyaya gülerek bakmasını bilen çok değerli bir sanatçının başından geçenleri, siz sayın okurlarımızla paylaşmadan edemedim.
Atacan Arseven, eşi Oya Hanım ile, Akmerkez'in karşısındaki durakta otobüs bekliyor.
Bu sırada, mankenler kadar alımlı ve bakımlı genç bir kadın, Atacan Arseven'e gözlerini dikip, bakmaya başlıyor.
Kendinden 25-30 yaş küçük, bu kadar hoş bir kadının bakışlarındaki ilgi, Atacan Arseven'in de hoşuna gidiyor.. Eşine fark ettirmemeye çalışarak, genç kadının bakışına, o da cevap veriyor.
Eşi Oya Hanım da, bu karşılıklı bakışmaların farkında. Ama aldırmıyor.
Kendi kendine hesap yapıyor.
- Nasıl olsa şimdi otobüs gelir, bineriz ve bu genç kadın bir daha kocamı görmez.. Bizim bey de, herhalde egosunu bu bakışlarla tatmin ediyor. Etsin.. Ne zararı var ki?
O sırada otobüs geliyor. Dolu bir otobüs..
Sıkışa sıkışa karı-koca otobüse binmeye çalışırlarken, arkalarındaki bir yolcu uyarıyor onları..
- Hanımefendinin çantası açık.. Galiba yankesiciler çantayı açıp, içindekileri almış.
Bakıyorlar.. Gerçekten çanta boşaltılmış.
Kaldırımda hızla uzaklaşan, yankesici görünümlü bir kadın, dikkatlerini çekiyor.
Atacan Arseven ve eşi Oya Hanım otobüsten iniyorlar. Atacan Bey, yankesici görünümlü kadının peşinden koşmaya başlıyor. Onun peşinden de Oya Hanım koşuyor.
Bu sırada, Oya Hanım arkasında koşan bir başka kişinin ayak seslerini duyuyor.. Dönüp bakıyor.
Ne görsün?.
Biraz önce durakta kocasını bakışlarıyla esir alan, güzel genç kadın da, peşlerinden koşmakta..
Tam o anda Atacan Arseven, kovaladığı kadını yakalıyor. Kadının elinde, biraz önce çaldığı cüzdanlar var.. Yankesiciye bir tokat atıp, elinden alıyor cüzdanları.
Aynı anda, Oya Hanım, peşlerinden koşan genç kadına dönüp, öfkeyle soruyor
- Neden kocamın peşini bırakmıyorsunuz? Neden bizim arkamızdan koşuyorsunuz?
Genç kadın, nefes nefese cevap veriyor.
- Atacan Bey yaşlı bir adam.. Böyle caddelerde kovalamaca oynarsa, kalbi dayanamaz.. Bir şey olursa, yardım edeyim diye koşuyordum.
Bu konuşmayı Atacan Arseven de duyuyor.. Elinde, yankesiciden geri aldığı cüzdanlar.. Genç kadına çıkışıyor.
- Madem beni yaşlı buluyordunuz. O zaman neden ben otobüs durağındayken, delici nazarlarla bana bakıyordunuz? Hem benim adımı nereden biliyorsunuz siz?
Genç kadın mahcup, cevap veriyor
- Efendim. Ben sizin oyunlarınıza hayran bir tiyatro izleyicisiyim. Sizin kadar büyük bir sanatçının durakta otobüs beklemesi beni şaşırtmıştı. Ondan, size bakıp, bu durumu düşünüyordum.
Bu sözleri duyan Atacan Arseven, hemen kaldırımın kenarına gidip, kolunu kaldırıyor,
- Taksi, diye bağırıyor.
Yanaşan taksiye, eşi Oya Hanım'la biniyorlar. Yolda, elindeki cüzdanları veriyor eşine,
- Al.. Senin çalınan eşyalarını kurtardım, diyor.
Oya Hanım alıyor cüzdanları..
Şaşırıyor.
- Atacan.. Bu cüzdanlardan sadece bir tanesi benim. Diğerleri benim değil, diyor.
Anlıyorlar ki, Atacan Arseven, yankesici kadının o gün çaldığı bütün cüzdanları almış.
Eşinin çalınan cüzdanını geri alırken, yankesicinin tüm hasılatına el koymuş.
Açıyorlar cüzdanları.. Birinden hiçbir şey çıkmıyor. Diğerinde ise, 16 milyon lira para buluyorlar.
Taksiden Taksim'de inip, Arif Keskiner'in Çiçek Bar'ına gidiyorlar.
Bir masaya oturuyorlar..
Atacan Arseven garsonu çağırıyor,
- Oğlum bize 16 milyon liralık bir meyve tabağı hazırlayıp getir, diyor.
Sonra, gelen karpuzları, şeftalileri yerken, birbirlerine bakıyorlar. Yaşadıkları olayı hatırlayıp, katıla katıla gülmeye başlıyorlar.
ÅžAKA
Neyle uğraşacağız?
Süleyman Demirel, arkadaşımız Yavuz Donat'a demiş ki,
- En kötü şey üniversite ile uğraşmaktır!
Bence eksik söylemiş.
Kaç yüz yıldır, Osmanlı'dan beri ne derler?
- İlmiye ve Seyfiye ile uğraşanın başı beladan kurtulmaz.
YAZLIK NOSTALJİ
Eski Bodrum daha mı güzeldi?
Bodrum'a 1960'lardan beri gelenler için, bugünün Bodrum'u, her seferinde şaşkınlık yaratan bir gelişme tablosu sunar.
Ben ilk kez ya 1966'da, ya da 1967'de gelmiÅŸtim Bodrum'a.
Bugünün Türkbükü, Yalıkavak'ı gidilmesi zor, uzak koylardı (Bükler) o zaman.. Birkaç evin, bir kahvenin olduğu, yolun olmadığı ıssız ve büyüleyici yerlerdi.
İlk kez Mavi Yolculuk yaptığım zaman, Gökova'nın güzelliğinden büyülenmiştim. Ama sadece İngiliz Limanı'nda, su ikmali yapabilmiştik.
1970'lerin sonuna doğru, bir Mavi Yolculuk'ta, trandilin kaptanı Bodrum Limanı'ndan çıkarken geldi yanıma.
- Abem.. Sana bir cin and tonik dökem mi, dedi.
Anladım ki, Bodrum global turizme açılmaya başlamıştı..
"Gelipduru, gidipduru" diye konuşan Bodrum yerlileri yok meydanda artık.
İstanbul'un ünlü yemek ve eğlence mekanları, Bodrum'un lüks koylarında hizmet veriyor.
Eski, küçük Bodrum daha güzeldi belki.
Ama yeni büyük Bodrum, heyecan veriyor.
Mesajlarınız için:
mbarlas@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|