|
 |
|

ALİ KIRCA
Durun! Her ÅŸeyi..
Göksel Arsoy sanık sandalyesinde oturuyordu. Sevgilisi olduğu besbelli Fatma Girik, dinleyici sıralarında..
Kötü adam Ahmet Tarık Tekçe'yle, Yeşilçam'ın ihtiyar figüranlarından Faik Coşkun birlikte ayakta duruyorlardı..
Hakim, Faik Coşkun'u tanık sandalyesine çağırdı. İhtiyar tanık, o gece "cinayet mahalli"nde Göksel Arsoy'u gördüğünü ve cinayeti "o"nun işlediğini anlatıyordu ki..
Mahkeme salonunun kapısından o tanıdık "çığlık" duyuldu
"Durun! Her şeyi anlatacağım!"
Kapıda bütün şirinliğiyle Yeşilçam'ın en şişman aktörü Necdet Tosun duruyordu..
"Beklenmeyen tanık" bir taksi şoförüydü..
"Ben asıl katili o gece fabrikaya getirdim. Bu çocuk fabrikaya girmedi bile.. Cinayeti benim fabrikaya getirdiğim yolcu işledi.."
Sürpriz tanık konuşunca, yalancı tanık hemen çözüldü.. Kendisini böyle ifade vermeye kötü adam Ahmet Tarık Tekçe'nin zorladığını söyledi.. Olay anlaşılmıştı.. Mahkeme yeni sanıkların tutuklanmasına, Göksel Arsoy'unsa tahliyesine kadar verdi. Ancak..
Çözülecek çok düğüm vardı daha.. Göksel Arsoy bu kez tanık sandalyesindeydi..
"Durun! Her şeyi anlatacağım" diye başladı söze.. Herkes saşkındı..
"Bu sırrı ebediyyen toprağa götürecektim.. Ama suçsuzluğum anlaşılınca.. Artık konuşabilirim.."
Eliyle ön sırada oturan Kenan Pars'ı işaret etti..
"Bu adam benim öz babam değil! Babam cinayet maktulüydü!" Çığlıklar.. Çığlıklar..
"Ne yazık ki sevdiğim bu kız da benim öz kardeşim!" Çığlıklar.. Çığlıklar..
İşler iyice sarpa sarıyordu ki..
"Durun! Her şeyi anlatacağım!"
O ana kadar Fatma Girik'in yanında sessizce oturan Salih Tozan, öne doğru hamle yaptı..
"Hayır yavrum.. Bu kızın babası, senin baban değildi.. Bu kızın babası benim!"
Çığlıklar, çığlıklar..
Geriye dönüşler, hikayenin ayrıntıları, mahkeme salonunda kucaklaşmalar.. Ve.. SON!
****
Çok nostaljik ve çok "siyah-beyaz" filme ait bu notlar, elbette tatildeki bir adamın yazısı için bile gereksiz bulunabilir.. Lakin.. Değildir..
Amatör bir "masumiyet" içeren filmi içine dahil olduğum andan itibaren "tebessüm"le izledim..
Ekranda belirdikleri anda; oyuncuların, hangi rolleri üstlendikleri "ayan-beyan" anlaşılıyor; iyi adam-kötü adam ikilemleri içindeki yerlerini tayin etmek hiç de zor olmuyordu..
Ancak.. Zamanında herkesin severek izlediği filmde benim de ilgimi çeken neydi?
O günlerde herkesin ilgisini çekmesine sebep olanla "aynı" şeydi.. Bugünlerde, artık "modern, acımasız, programlı, tekdüze" hayatlarımızda olmayan bir şey..
Artık, hayatımızın hiçbir aşamasında; hayatımızın olağan akışını büsbütün değiştirecek, nehirleri tersine akıtacak "beklenmeyen tanık"lar yok işte!
"Durun! Her şeyi anlatacağım!" diyen birilerinden ebediyyen yoksunuz artık..
O ses duyulmuyor hayatlarımızın kaderlerinin belirlendiği "şahsi karar" mahkemelerinde..
O sese hasret gidiyoruz giderken.. Ya da;
"Durun! Bu nikahı kıyamazsınız! Çünkü.."
İçeri giren eski bir sevgili midir artık; yoksa, kırık bir aşkın "öteki" kahramanı mı? İşte her kimse..
Siz, yine de bu yazıyı asın görünür bir yere.. Kimse seslenmese de; "yaşamsal" her karar adımını attığınızda, o "ses", dursun aklınızın bir köşesinde...
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|