kapat
15.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL

HINCAL ULUÇ


Hafta sonunda iki keyifli gün..

Hem de nasıl keyifli bir hafta sonu geçirdik.. Ankara'dan misafirlerimiz var. Birader Kemal ve ailesi.. Cumartesi günü Tekirdağ yolunu tuttuk.. Özcanlar'da köfte yemeye..

Bir köfte için Tekirdağ'a gidilir mi?..

Niye gidilmesin?..

Tekirdağ'da rastladığımız dostlar bile inanmadılar. Yorgunluk kahvelerimizi içiyoruz Çayhane'de.. Tuncay "Sahi mi" dedi..

Sahi.. Yanımızda Güven de var. Kaçamak.. Bizim köşede okuyunca Tekirdağ köftesini "Ben bunu satmaya talibim" dedi, tatmaya ve konuşmaya geldi.

Köfteler de enfesti, piyaz da.. Hele sarı renkli peynir helvasına herkes fena halde bayıldı..

İki saat git, iki saat gel köfte için..

Vallahi değdi. Güven Kaçamak'ta başlarsa daha sık yeriz..

Kemal ailenin rakıcılarından.. Fabrikaya uğrayıp Tekirdağ rakısı almak istedik. Kapalı.. Cadde üstündeki satış mağazası da kapalı. Pazar.. Yaz.. Millet Tekirdağ'a akıyor, en meşhur Tekirdağ ürününü satan yer kapalı. Niye?.. Devlet dairesi.. İşte Tekel'in özelleştirilmesi için en büyük gerekçe..

Pazar günü Ali Kestaneci'ye teslim olduk. Uzun zamandır "Hıncal Ağabey ille de Silivri'ye gidelim" diyordu..

Ballandıra ballandıra da anlatıyordu..

"Peki" dedik..

TEM yoluna çıktık.. Silivri çıkışını aldık.. 2 kilometre sonra yol çatal oldu. Doğru yol Silivri'ye.. Sağa Tekirdağ'a.. Sağa saptık. Yarım kilometre sonra bir Shell benzincisi.. Onun hemen yanında cennet bahçeleri.. Adı Ayso Kır Bahçesi ama, ben "Cennet Bahçesi" dedim.. Gerçek bir cennet çünkü.. Ben bu kadar güzel tanzim edilmiş bir bahçe çok az gördüm hayatımda.. Bayağı emek, bayağı masraf, bayağı özen ve harika zevk..

Bir yanda çocuk bahçesi.. Çocuklara göz kulak olan ve onları eğlendiren, böylece büyüklerin keyfinin kaçmasını önleyen bir de palyaço ile.. Az ileride kuşlar ve tavşanlardan oluşan bir hayvanat bahçesi.. Çocuklar ellerinde havuçlar tavşanlara yediriyor.. Çocuk cenneti ayni zamanda.. Yan tarafta Silivrili ev kadınlarının el işlerinden oluşan bir tezgah.. Boncuklar, örgüler, işler, seramikler..

Kapıdan girişte sizi devasa bir açık büfe karşılıyor.. Her birinden bir çatal tatmaya kalksanız midenize sığmaz.. İşkembe gerek. O kadar bol çeşit.. Soğuklar vardı.. Sonra sıcaklar başlıyormuş.. Ve de isteğe göre omletler.. Ben bu kadar zengin bir brunch büfesi görmedim.. Ama bu muhteşem büfeyi es geçip yürüdüm. Ali, kendisi İstanbul'un en iyi et lokantalarının sahibi Ali "Eti burada yemelisin" dediğine göre, midemi sadece ete saklamam gerek..

Yürüdük.. Dört dönüm araziye ferah ferah ve birbirini rahatsız etmeyecek kadar uzak dağılmış oturma yerleri.. Hamaklara, minderler arasında piknik masaları var, devasa şemsiyelerin altında.. Bir de çardaklar var, daha geniş aileler için.. Çardağın birinin tepesinde tanıdık bir resim..

Ben!..

"Hıncal'ın Yeri" yazıyor üzerinde..

Bu Kır Bahçesinin, pardon cennetin patronu Kemal Sofuoğlu "Hıncal Ağbi bir gün duyacak gelecek" demiş kendi kendine ve bu köşeyi "Hıncal'ın Yeri" diye ayırmış..

Yazıp çağırmıyor, telefon etmiyor.. "Hıncal Bey ehl-i keyftir, burayı keşfeder nasılsa" diyor ve bekliyor, adımızı baş çardağa yazıp..

Ali olmasa zor keÅŸfederdik ya..

Yanımızda Abdullah Kiğılı.. Aykut Hamzagil.. Ve bizim Galatasaraylı maç grubu.. Ünal.. Özcan.. Güven..

Yayıldık..

Az sonra yanımıza iki mangal geldi, etler için..

Bu mevsimde kuzu Gönen'den gelirmiş.. Köfte.. Külbastı.. Şiş.. Pirzola.. Amma.. İlle de pirzola.. Ben bayıldım, herkes de bayıldı.. Kalem kalem götürdük..

Dünyaları yedik, midelerimiz hafif.. İyi yemek böyle oluyor demek..

Bakın bir hafta sonu, bu Ayso Kır Bahçesi'ni mutlak, ama mutlak deneyin..

"Cennet" lafını abartılı bulursanız eğer, söyleyin Kemal Sofuoğlu'na, hesabınızı benim adıma kaydetsin. Öylesine kefilim..

Özellikle çocuklu aileler için harika bir hafta sonu keyfi, 40- 45 dakikalık bir yolda sizi bekliyor..

Daha fazla bilgi isterseniz eÄŸer..

www.ayso.com.tr

e-mail ayso@ayso.com.tr

Tel (212) 727 99 49

Ama bana sorarsanız gidin görün.. Güzellikler de, lezzet de anlatılacak gibi değil.. Bizzat görmek, yaşamak ve tatmak gerek..

Aydın Doğan dedi ki..
Hürriyet ve Milliyet gazetelerinin patronu Aydın Doğan'dan beş sayfalık bir mektup aldım..

Gazeteler arası çatışmadan nefret ettiğim için, mektubun geniş bölümlerini size nakletmiyorum.. Çünkü çatışmayı kızıştırmayı geçin, içinde yer almak dahi istemiyorum.

Bu çatışma sadece iki ucu değil, tümü kirli bir değnek. Nereden tutarsanız eliniz kirleniyor. Olan "Gazete" imajına oluyor. Okurun büyük bir çoğunluğu, doğru, yanlış, haklı, haksız araştırması dahi yapmıyor artık.. "Tencere dibin kara, seninki benden kara" savaşı kabul edip, aslında "Gazete"den soğuyor.. Gazete "İnanılır" olmaktan çıkıyor.

Aydın Bey'in mektubunda benim en inanmak istediğim satır şu

"Sabah'ı almak istiyordu, veya batırmak istiyordu gibi yargılar bana atılmış büyük iftiralardır."

"Sabah'ı almak" iddiasına, bizzat Dinç Bilgin katılmıyor. "Yukarıda Allah var, Aydın Bey'in Sabah'ı almak gibi bir iddiası hiç olmadı" dedi.

Sabah'ı kontrol etmek iddiası konusunda Aydın Bey, şunları anlatıyor

Dinç Bilgin'e demiş ki..

"Eğer benimle akıllı rekabet edersen, çılgınlık yapmaz, aşırı masraf ve promosyona girmezsen, rekabetimiz daha iyi gazete çıkarmakta olursa, ekonomik olmayan rekabete girip sektöre zarar vermezsen.."

Bu sözlerin Sabah'ı kontrol anlamına gelip gelmediğinin yorumunu okura bırakıyorum.

Aydın Doğan'ın mektubundaki "Sabah'ı yok etmek, batırmak gibi bir niyetim olmadı, olmaz" sözlerine de sonuna dek inanmak istiyorum..

"Aydın Bey bu niyetine, önce kendi yazarlarını inandırmalı" dip notunu koyarak.

Türk insanının gazete ve gazeteciye inancını geri getirmek ancak böyle başlayabilir.

Geriye Yaşlanma'da önemli sorular -3-
Dr. Hasan İnsel Geriye Yaşlanma/ Antiaging üzerine sorularınızı yanıtlamaya devam ediyor.

****

Soru-Hareketli yaşam sürün diyorsunuz, bu ne demek?.

Yanıt- Her türlü hareket ve aktivite sağlığımıza büyük katkılar yapar. Nasıl bankada insanın para hesabı oluyorsa kişilerin bir de kafalarında hareket hesabı olmalı. Aslında bunu bir yere yazsalar çok daha da iyi.

Sabahları çıkarken geçecek günü düşünüp arada nerelerde aktivite yani hareket yapabileceğimiz gözden geçirilmeli. Mesela Şişli'de ise işyerimiz ve öğlen Teşvikiye'de bir öğlen yemeğine gideceksek bunu taksi yerine yürüyerek yapmayı planlamalı ve uygulamalıyız.

Bu bize hayat kazandıracak günlük hareketlere küçük bir örnek. Yemekten sonra ikinci katta oturan birini ziyaret edeceksek çıkışta ve inişte asansörü kullanmamak da pozitif bir katkı hareket hesabımıza.

Akşam olduğunda ben bugün hareket hesabıma neler yatırdım neler çektim dediğinizde bu pozitif iki hareketin yanında bir de bakacaksınız ki, Şişli'den Mecidiyeköy'e bir iş için giderken, hemencecik taksiye atlayıvermişsiniz.

İşte bu da hesaptan para çekmek gibi bir şey. Yani sabah günlük hareketleri planlayın, yapın, yaptıklarınızı hesabınıza artı, yapamadıklarınızı eksi olarak geçin. Bu alışkanlık haline gelinceye kadar çok hareketli yaşam sürmeye başladığınıza kendiniz de şaşacaksınız.

Soru- Egzersiz bize neler kazandırır?.

Yanıt- İşte size gerçekçi bir liste..

Nörohormonal sistemi uyarır.

Bağışıklık sistemini destekler.

Kilo korumamıza yardımcı olur.

Kardiyovasküler hastalıklardan korur.

Tansiyonu düşürür.

Duruş pozisyonumuzu düzeltir.

Diyabet riskini azaltır.

Oksijen alıp vermeyi maksimum seviyeye yükseltir.

Kas gücünü artırır.

Kan basıncını regüle eder.

Beyin kan dolaşımını artırır.

Hafıza gücünü artırır.

Göz tansiyonu riskini azaltır.

Seksüel performansı artırır.

Meme, kolon ve prostat kanseri riskini azaltır.

Kendine güveni artırır.

Depresyonla mücadelede yardımcıdır.

Zihinsel aktifliği ve reaksiyon süratini geliştirir.

Barsak çalışmasını artırır.

Kemik kalsiyum kaybını önleyerek osteoporoz riskini azaltır.

Vücudun insülin ve tiroid hormonuna cevap vermesini artırır.

Düzenli uykuya yardımcı olur.

Şimdi bunların hepsini yapan bir ilaç bulsam ve piyasaya dünyada mevcut tüm dolarların yarısı bana akar. Oysa işte ilaç elinizin altında ve bedava..

Egzersiz yapın.. Mutlak yapın. En iyi geriye yaşlanma ilacıdır.

SEVDİĞİM LAFLAR
İnsanoğlunun değeri bir kesirle

ifade edilecek olursa; payı gerçek kişiliğini gösterir, paydası da kendisini ne zannettiğini. Payda büyüdükçe kesrin değeri küçülür.

Tolstoy (Teşekkürler Buğrahan)


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır