|
 |
|

İşte bu bizim hikâyemiz...
Bilgi Üniversitesi'nde konuşan Papandreu, Cem'le dostluklarının başlangıcını anlattı 'Kosova yüzünden savaşacak mıyız' diye sordum. 'Hayır' dedi. İşte diyaloğumuz bu şekilde başladı
Komşu Yunanistan'ın Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, Bilgi Üniversitesi bünyesinde düzenlenen ve 11 ülkeden 55 öğrencinin katıldığı yaz okulunun açılışı için İstanbul'daydı... Türk halkı ve medyasının "dost Yorgo" olarak andığı Bakan Papandreu'nun davet edilmesinin nedeni, yaz okulunun gelişen Türk-Yunan ilişkilerine adanmasıydı. Yüzünden gülümsemesi eksik olmayan Papandreu'yu bir dönem birlikte çalıştığı ve dünya siyasetinde adlarından sıkça söz ettirdikleri eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem, üniversitenin giriş merdivenlerinde karşıladı. Bir gün öncesinde de birlikte olan ikili, sanki yıllar sonra bir araya gelip de eski anıları yad eken iki eski dost gibiydi.
Biri eski bakan ve şimdinin siyasi lideri, biri mevcut bakan ve AB'nin etkin isimlerinden biri... İkisi yan yana gelince konu elbette dönüp dolaşıp Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği yoluna ve Kıbrıs'a geldi. Sohbetin açılışını yapmak için söze Cem başladı. Kısacık açılış konuşmasında, hemen sağında oturan "eski dostu" Papandreu'yu ne kadar sevdiği, ona ne kadar saygı duyduğu ve ikili ilişkilerine güvendiği hemen anlaşılıyordu Ülkelerimiz arasındaki bu iyi ilişkilere giden yolu Sevgili Yorgo açtı. Biz birbirimize güveniyoruz. Yorgo asla oyun oynamadı. İnandığı, yüreğinden gelen şeyleri söyledi...
DOSTLUĞUMUZ DERİN
Birbirlerine ilk isimleriyle hitap eden bakanlardan bu kez söz sırası Papandreu'daydı Teşekkürler İsmail. Tekrar seninle burada olmak güzel. Bizim dostluğumuz, resmi görevlerimizden daha derindi. (yaz okulunu kast ederek) Yunan akademisyenler de bunu örnek alır umarım. Birbirimizi örnek almak ve birbirimizden bir şeyler öğrenmek çok önemli...
Ardından Yorgo Papandreu, hazırladığı konuşmasını kağıtlarına pek bakmadan akıcı şekilde duraksamadan yaptı. AB'ye üye bir Türkiye sayesinde bütün ikili sorunları çok daha kolay çözebileceklerine inandığını, Türkiye'nin din farkı nedeniyle birliğe alınmayacağı yönündeki söylencelere de kesinlikle katılmadığını vurguladı.
Konuşmasının en etkileyici ifadeleri, "Daha iyi ilişkiler geliştirilmesi vizyonunu paylaşıyoruz. 'Ben kazanırsam sen kaybedersin, sen kazanırsan da ben kaybederim' mantığında bir oyun oynamıyoruz. İkimiz de kazanabiliriz diyoruz" bölümüydü. İki ülke arasındaki sıcak ilişkilerin kısa aralıkla yaşanan deprem felaketleriyle başlamadığını da söyleyen Yunan Bakan, "Kosova ve Balkanlar'da gergin olayların yaşandığı dönemdi. Türkiye ve Yunanistan savaşa girmesin diye bazı şeyler yapıldığını söylüyorlardı. Bunları duyunca İsmail'i arayıp 'Kosova yüzünden biz savaşacak mıyız?' diye sordum. O da 'Hayır' dedi. İşte bizim diyaloğumuz bu şekilde başladı" dedi.
FARKIMIZ YOK ARTIK
2004'ün Türkiye ve AB müzakereleri için karar yılı olacağının altını çizen Papandreu, üyelik sürecindeki deneyimlerini Türk yetkililerle paylaşmak istediklerini belirterek "Öncelikle günlük karşımıza çıkacak sorunları çözmeliyiz. Sonra kilit sorunları ele almalıyız" dedi.
Müslüman Türkiye'nin AB'ye üye olarak başta Irak ve İran olmak üzere bütün İslam ülkelerine örnek olacağına inandığını da belirten Papandreu; Cem'le birlikte yaptıkları Ortadoğu ziyaretinin herkese bir mesaj verdiğini söyledi Biz Türkler ve Yunanlılar olarak farklılıklarımızı kenara bıraktığımızı, geleceğe baktığımızı gösterdik. Buna devam etmeliyiz...
PAPANDREU SORULARI DA YANITLADI
Türkiye'nin AB'ye girdiğini göreceğim
Papandreu, söylendiği gibi AB'nin bir Hıristiyan kulübü olmadığını belirtti ve ekledi Zor kararları alın, o zaman AB'ye gireceksiniz
Toplantı boyunca birbirlerine "Sağol İsmail, Sevgili dostum Yorgo" gibi sözlerle hitap eden ikiliye yaz okuluna katılan öğrencilerden soru da yöneltildi. Rum kesiminden bir öğrenci, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Lefkoşa Havalimanı'nı açma teklifinin Yunan tarafında nasıl karşılandığını sordu.
Papandreu bu soruya şöyle yanıt verdi Farklı zamanlarda değişik teklifler ortaya atıldı. Denktaş, çeşitli tekliflerle ortaya çıkıyor. Tamam, güzel. Fakat ileriye bakalım. Burada karar verecek olan ben değilim. Bu kararı Kıbrıs Hükümeti verecektir. Bir teklifi yaparken, hatalar yaparsak o zaman ağaçlar için ormanı kaybederiz...
KAPI SİZE AÇIK
Ardından bir Yunan öğrenci, başta Giscard D'Estaing olmak üzere birçok AB'li diplomatın Hıristiyan kulübü olarak tanımladığı birliğe Türkiye'nin girişinin nasıl olacağına dair bir soru yöneltti. Papandreu'nun buna yanıtıysa "Türk halkı arasında 'Kriterleri yerine getirsek bile bizi almayacaklar' şeklinde konuşmalar geçtiğini biliyorum. Buna kesinlikle inanmıyorum. AB dendiği gibi bir Hıristiyan kulübü değil. Kapı Türkiye'ye her zaman açık olacak. Türkiye zor kararları alsın, hazır olsun, AB'ye mutlaka girecektir"şeklinde oldu.
Ardından söz alan bir Türk öğrenciyse Ege kıta sahanlığı konusunda Yunanistan'ın uluslararası haklarını bir kenara bırakıp daha esnek olup olamayacağını sordu.
Türk öğrencinin sorusu üzerine başta iki bakan olmak üzere herkesin yüzünde bir tebessüm belirdi. Papandreu "Önce yanıtlamak ister misin?" diyerek İsmail Cem'e döndü. Bu kez tebessümler kahkahaya dönüştü. Ardından söze başlayan Papandreu, taraflar arasındaki sorunların temelinde Kıbrıs sorununun yattığını, 1974'teki olaylarda Yunanlılar'ın da tarihi sorumluluğu bulunduğunu söyledi. Barış Harekatı'nı "işgal" olarak gördüklerini belirten Yunan Bakan, "Bunun tartışmasına girmek istemiyorum. Sorunları iyi komşuluk ve diyalogla çözmeliyiz. Türk gemileri Ege'de rahatlıkla dolaşabilmeli" dedi.
KIBRIS'TA ANLAYIÅž
Son soruyu yönelten Gürcü bir bayan öğrenci "Türk ve Yunan tarafları olarak Kıbrıs'ın AB'ye girmesi için neler yapabilirsiniz?" diye bir soru yöneltince Papandreu kibarca "Zaten Kıbrıs AB'ye girdi" deyince herkes yeniden gülmeye başladı. Cem adanın bütünü kastetmiş olabileceğini söyleyince Papandreu, "Kıbrıslı Türkler'in de AB'de olmasını istediklerini" söyledi.
Yunan Bakan, konuşmasının sonunda şunları söyledi (AB'ye) Adaylık olasılığının verilmesi konusunda çekimserlik vardı. Daha sonra bu kararı değiştirdik. Belki de bu meseleyi tersine çevirmeliyiz dedik. Türkiye'ye evet dersek, bu sayede bütün bölgeyi değiştirecektik. Bizi savaşın eşiğine getiren önemli krizler atlattık. AB genişleme sürecinin Türkiye'yi de içine alarak devam etmesi gerekiyor. Türkiye'ye adaylık verilecekse, bu gerçek bir adaylık olmalı. Türkiye'nin AB'ye üye olmasına şahit olacağımıza inanıyorum
Gül de Papandreu ile 'ufuk turu' yaptı
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile Papandreu dün Conrad Oteli'nde biraraya geldi. Yaklaşık 1.5 saat süren görüşmenin ardından Gül ve Papandreu basın mensuplarına kısa bir açıklama yaptılar.
Papandreu ile öğle yemeği yediklerini ve görüşmenin 'gayrıresmi bir buluşma' olduğunu ifade eden Gül, Bilgi Üniversitesi'ndeki toplantı vesilesiyle Türkiye'de bulunan meslektaşıyla daha önceden planlandığı gibi biraraya gelerek, her şeyi gözden geçirdiklerini söyledi. Gül, 2004 Olimpiyat Oyunları'nın Atina'da yapılacağını hatırlatarak, görüşmede bununla ilgili yapabilecekleri işbirliği imkanlarının da ele alındığını anlattı.
Veli SARIBOĞA - Ali ÖZLÜER
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|