|
 |
|

ALI SAYDAM
Milliyetci soylemle ticaret nereye kadar...
"Bana uygun bir dalga verin, bir de sorf tahtasi. Ingiltere'den Amerika'ya giderim" demis adam... Ulker su sira benzer bir dalgayi yakaladi. Cola Turka reklam atagi, iletisim acisindan Mavi Jeans'ten bu yana yapilmis en carpici kampanya. Ama bir o kadar da tartismaya acik... Mesaji o kadar baskin ki, carpiciliginin yaninda tartismaya acik yani golgede kaliyor.
Butun gazeteler, gozlerini fara kaptirmis tavsanlar gibi donakalip izlediler kampanyayi.. Insanin gozunun kamasmamasi da zor aslinda. 11 Turk subayinin ABD'li askerlerce kacirilmasi karsisinda medyada yakalanmis olan 'milli mutabakat', Cola Turka konusunda sanki daha da kuvvetli olarak ortaya cikti.
Mukemmel bir zamanlama! Insanlarin satin alma kararlarinin marka niteliginden cok duygusal algilamalarina gore olustugu gunumuzde bundan basarili bir cikis olabilir mi? Milliyetcilik yukselen deger haline gelmis. Bunu ticari basariya donusturmek nicin yanlis olsun ki... Bizce yanlis degil ama eksik... Siyaset ve ticaret her zaman atbasi gitmeyebiliyor. Cuma gunu Yeni Safak gazetesinde surmansete 9 sutun uzerinden "Cola Turka'dan milli calim" basligi ile verilen haber-yorum, kampanyanin guclu cikisinin yani sira tarihi firsati dogru kullanmasindan soz ediyordu. Ote yandan Cola Turka yetkilileri bu urunu piyasaya bir yildir hazirladiklarini soyluyorlar. Oysa o zamanlar ne tezkere meselesi var; ne Ermeni soykirimi yasa tasarisi gundemdeydi; ne Kuzey Irak'ta bagimsiz Kurt devleti; ne Kibris'taki son gelismeler; ne de kacirilan 11 Turk subayi... Bir tek IMF vardi o gunlerde... Bir de Dervis...
Turkiye'nin bir ikisi disinda degme stratejistleri o gunlerden Turkiye'nin Amerika tarafindan bir yilda boylesine koseye sikistirilmak istenecegini goremediler. Ulker gormus demek ki.
Simdi tersinin soz konusu olmayacagi ne malum... Siyaset bu. Cikarlara gore aninda degisebilir. Ruzgarlar tersten esmeye basladi mi, ne yapacak Cola Turka?
Bir markanin oturmasi icin once iki ogenin yerini bulmasi gerek Vaad ve guven!..
Ulker'de ikincisi bol miktarda var. Mukemmel bir dagitim ve satis agi, kalite.
Ulker icin simdi 'tam saha pres' zamani. Simdi urunun vaadini anlatma zamani. Icenler begeniyor. Bir urunun uzun vadede tasiyamayacagi agirlikta siyasi yuklemeden siyrilip urun eksenine donerlerse, 'Turk gibi baslayip Isvicreli gibi bitirebilirler' bu isi...
Yapilacak en dogru sey susmak veya 'Bilmiyorum' demek
Ulkemizin herhangi bir yerinde, herhangi birine yol sorun... Hicbir zaman su cevabi alamazsiniz "Bilmiyorum!"... Mutlaka bir seyler soylerler. Ya da birilerine bir rahatsizliginizdan soz edin. Verecekleri bir-iki ogut mutlaka vardir.
Yardimseverlik ve bir seyleri ille de bilip duzeltmek, sanki ortak ruhi sekillenmemizin bir parcasi... Kaza mi oldu; bilir bilmez herkes yaralinin basina ususur. Her kafadan bir ses cikar. Genellikle de yaralinin orasini burasini cekistirir; zavalliciga durduk yerde daha fazla zarar veririz...
Cerrahlik, pilotluk, parasutle atlama, jonglorluk gibi maharet gerektiren meslekler ve nukleer fizik, kimya gibi somut bilgi gerektiren alanlar disinda, soyutlamaya dayali hicbir uzmanlik alani bizde kolay kolay saygi gormez. Muteahhitlik yapmak icin insaat muhendisi ya da mimar olmak gerekmez mesela. Hangimiz ic dekorator degilizdir, yani.
Reklam filmi mi, ne var bunda ceviririz; gazetecilik mi, ne olmus yani yazariz; iletisim uzmanligi mi, Allah Allah is mi bu, zaten butun gun iletisimin icindeyiz
Su sira OSS gundemde ya. Kim nerede okusun, herkesin bir fikri var. 'Psikolojik rehberlik' sanki hepimizin uzmanlik alani... Zavalli cocuklar caresizlik icinde puanlarini beklemede. Biraz da bu yuzden 17 Haziran'dan bu yana 40 gun 40 gecelik mezuniyet kutlamalari surup duruyor. En azindan basta benim kizim, onun arkadaslari ve cevremizdeki gencler, karar anini dusunmemek icin, devreleri kapatmislar, kutluyorlar.
Eger bir uzmanla calisip genclerin yonlenmesine yardimci olamiyorsaniz, yapacaginiz en dogru sey, susmak! Bilmiyorum, demek. Genclerin kendi yollarini kendilerinin cizmesine izin vermek. "Ben olsaydim... Bak dayin ne yapmis... Ahmet'in oglu... Leyla'nin kizi" ornekleriyle yola cikip, genclerin kararsizligin karanlik dehlizlerinde baslarini dondurmenin hic mi hic alemi yok. Karismazsak, onlar daha dogru karar verirler. Yapacagimiz sey, onlara guvenmek... Cok mu zor?
Gecen hafta Bozcaada'daydim. Bir onceki hafta yeni Audi A3'un lansmani icin gazeteciler adaya gelmisler. Butun ada halkinin dilinde. Audi'ciler muthis guzel izlenimler birakip ayrilmislar buradan. Gazetelerde bu vesile ile Bozcaada icin ovgu dolu yazilar cikti. Aman dikkat! Bozcaada hayli asude bir yerdir. Beklentileriniz Bodrum, Marmaris, Kusadasi, Cesme'ye kilitlenmisse, Bozcaada'da buyuk dus kirikligi yasayabilirsiniz. Benden tavsiye, once uzatilmis bir hafta sonu icin gelin. Begenirseniz daha uzun kalirsiniz. Yoksa deli ruzgarlari, serin denizi, sessiz aksamlari sizi carpabilir...
Bodrum'da once Mindos Kapi'yi, sonra Osmanli kalesini onaran Turkcell ve Ericsson ikilisi, bu kez de antik tiyatroyu restore ettirmis. Kultur turizmine buyuk katki. Toplumsal sorumluluk kampanyalarinin PR degeri tespit edilirken, geri donuse bakilir. Buradaki geri donus, biraz da o mekanin ne icin kullanilacagina bagli. Nefis bir Heleni Karaindrou, ya da Goran Bregovic, ya da Fatih Atakoglu, ya da Sezen Aksu konser dizisi, yani Akdeniz pop-klasikleri resmi gecidi olsa da izlesek. Acilis gosterileri bu hayali vaadediyor.
Finansal Forum ve birkac kucuk gazete daha vermis haberi "Colden cennet yaratti." Tuncbilek'te 300 hektarlik komur madeni ekonomik omrunu tamamlamis. Geriye kul rengi igrenc bir olu topragi kalmis. Unsa AS'nin sahibi Necati Unal da buraya el atmis. Uzmanlarin 'Agac yetismez' dedikleri bu alana TEMA'nin yardimiyla 80 bin fistik cami, 40 bin meyve agaci dikmis. Simdi orasi yesil bir cennet gibi uzaniyor. Cevre Bakanligi ve diger ilgili kuruluslari merakla bekliyorum. Bakalim Necati Unal'in bu ornek calismasini yayginlastirmak icin ne yapacaklar...
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|