|
 |
|

SOLI OZEL
Statukodan siyrilmak
Bir haftalik tansiyon duzeyi yuksek surenin ardindan Turk-Amerikan iliskilerinin akisina akli selimin hakim olmaya basladigi izlenimi var. Baskan Yardimcisi Cheney'in Ermeni soykirimi iddiasini da iceren tasarinin Senato'dan cekilmesini saglamasi bu baglamda son derece onemli bir gelismeydi.
Bu sayede Turk-Amerikan iliskilerindeki krizin yavasca atlatilabilmesi belki de mumkun olacak. Gerci Turkiye devleti ve toplumuyla Suleymaniye baskinini hoyratligini ve uygulanan muamelenin cirkinligini ortak hafizasina kaziyacak. Ama en azindan Amerikan dusmanligi atesinin dusmesi, siyasetin duygularla degil siyasi hesaplarla yapilmasini kolaylastiracak.
Daha onemlisi potansiyel olarak cok buyuk tehlikeler icermis bu olaydan sonra iki tarafin birbirleriyle diyalogunun daha saglam bir zemine oturma ihtimali de artmis gorunuyor. Gene ayni sekilde Turkiye'nin artik mevcut olmayan kosullara gore tanimlanmis stratejilerini gozden gecirmesi geregi de bastiracak. Tipki ulke icindeki iktidar yapisini yeni gerceklere gore yeniden duzenlenmesi gerekliliginin bastirdigi gibi.
Konum gozden gecirilecek
Zira mesele nasil sonuclanirsa sonuclansin Kuzey Irak ozelinde iki ulkenin cikarlarinin catistigina kusku yok. Bu nedenle iliskileri farkli bir zemine oturtmak, basta KADEK konusu olmak uzere bolgede neler olup bittigine aciklik getirmek gundemde olacak. ABD'nin de, hatta ve ozellikle Irakli Kurtler'in de, Turkiye'nin yerini, konumunu, onemini bir kez daha gozden gecirmeleri gerekecek.
Buna bagli olarak Turkiye'de Kurtler adina siyaset yapma iddiasiyla ortaya cikanlara da sorumluluk dusecek. AB surecinde giderek genisleyen hukuki ozgurluk alanini nasil kullanacaklari ulke icindeki buyuk uzlasmanin saglanmasi acisindan onem tasiyacak.
Gecen haftanin olaylari uzerine yazilan yazilar ve yapilan yorumlardan cikan bir onemli sonuc daha var. 1 Mart tezkeresinin oylanmasina giden surecin ve ortaya cikan durumun anlaminin daha cok tartisilmasi gerekiyor.
Ortaya cikan sonucun Turkiye acisindan hayirli mi, hayirsiz mi oldugu, o gun bir "hata" yapilip yapilmadigi tartismasinda once herkesin dogrularinin ne oldugunun netlestirilmesi lazim. Hata yapildigi iddiasi tasiyanlar, biraz daha kibirli hatta kustah bir tonla, kacan stratejik firsatlara vurgu yapiyor.
Turkiye ve ABD'nin Kuzey Irak'taki cikarlarinin catismasi nedeniyle Suleymaniye turu bir vakanin, tezkere gecmis olsaydi bile mumkun olacagina inanmiyorlar. Tezkere baglaminda yasanan toplumsal ve siyasal hareketlenmenin Turkiye'de AB surecine ivme kazandirmis olmasi ihtimalini dusunmuyorlar.
Degisim onumuzde duruyor
ABD ile cok yakin isbirliginin orta vadede Turkiye'nin Ortadogu politikalarinda handikap yaratabilecegini hesaplarina katmiyorlar. Tezkere sonucunun kisa vadedeki faturasina ragmen Turkiye'yi stratejik dusunce ve dis siyaset uretme acisindan ozgurlestirmis olabilecegi dusuncesine de pek yatkin degiller. Statuko karsiti olma iddialarina karsin aslinda hayli tutucu oldugu soylenebilecek bir cerceve icinde degerlendirme yapiyorlar.
ABD ile isbirligi sonucunda elde edilecek para yardiminin kaybedilmis olmasini hakli olarak gundeme getiriyorlar. Ancak Turkiye'nin stratejik rant toplayabildigi icin kendine ceki duzen vermeyi habire ertelemesinin maliyetinden hic bahsetmiyorlar.
Tezkere sonucunun bilancosunun olumlu oldugu iddia edilse de bunun yalnizca bir firsat alani yaratmis oldugunu da gormek gerek. Turkiye'nin sorunlari, AB uyeligi, sahinlerin degisime karsi faullu direnisi gibi meseleler otomatik olarak hal yoluna girmeyecek.
Ama en azindan degisim ve vizyon uretme kosullari toplumun ve siyasetin onunde duruyor.
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|