|
 |
|

Collina: Türkler'le aramda büyü gibi bir bağ var
Onun yönettiği maçlarda hiç kaybetmedik. Bize uğurlu geldiğini düşündük. Belki de Türkiye'de İtalya'dan daha çok sevilen ünlü hakem Pierluigi Collina, ilk kez bir Türk gazeteciye 'her şeyi' anlattı
Dünya'nın en iyi hakemi Pierluigi Collina SABAH'a konuştu. Arka arkaya 5 yıl boyunca FIFA tarafından en iyi hakem seçilen, Collina ilk kez bir Türk gazeteciye, Türk futboluna, kendi yaşamına ve mesleğine ilişkin düşüncelerini açtı.
Sofia Loren ve Ferrari'den sonra Dünya'da İtalya'yı temsil eden en iyi marka olduğu öne sürülen Collina, ile yaşadığı kent Viareggio'da görüştük. Collina söyleşimizin başında nüfusu 50 bin olan bu kentte kendini rahat hissettiğini ve normal bir yaşam sürdüğünü söylüyor. Kafe sahibi Collina'nın misafirleri olarak bizi nezaketle ağırlarken, müziği kapamayı da unutmuyor. Biz de teybimizin düğmesine basıp konuşmaya başlıyoruz.
* Sizi Türkiye'ye çeken ne?
Çok canlı ve sıcak bir atmosfer var, katılım çok güçlü, benim için böyle bir yerde maç yönetmek güzel ve eğlenceli, böyle bir yerde futbolu yaşamak çok keyifli.
* Sizi etkileyen Türk taraftarlar herhalde?
Evet büyük kulüplerin taraftarlarını futbola katılımını bizzat gördüm. Fenerbahçe olsun, milli takımı da unutmamak lazım büyük bir seyirci desteğine sahipler. Milli takımı bir kere Slovenya'da yönettim. İnanılmaz bir seyirci desteği vardı. Türk seyircisinin karakteristiği bu herhalde, katılımı kuvvetli. Türk takımlarının ve milli takımının maçlarından hep aklımda bu hoş duygu kalır. Taraftarın katılımı. Bunun altını çizmek lazım.
* Türk takımları kendilerine uğur getirdiğinize inanıyorlar...
Collina son derece diplomatik bir gülümsemeyle "Evet bunları yazıyorlar, ben de okudum" diyor.
* Siz "Le mie regole del Gioco" (Benim Oyun Kurallarım) adlı kitabınızda bunu kendiniz de yazdınız. (Kitabı gösteriyorum) "Beni Türk takımlarına büyüsel bir duygu bağlıyor, benimle Türk takımları hiç kaybetmediler, beni biraz kendi uğurları gibi görüyorlar" Buna ek olarak istatistikler de var. Türk takımları, yönettiğiniz maçlardan 10'nu kazandı, sadece 1'inde berabere kaldı.
(Gülerek ve tarafsızlığı konusundaki şöhretine gölge düşmesine de izin vermemek için) İstatistikler bazen böyle hoş şeylere yol açıyorlar. Normal bu. Ancak bunun bir istatistik olması nedeniyle bir gün tam tersinin olmasını da beklemek lazım. İstatistikler bir yana ifade edilen memnuniyet önemli. Futbolcuların yaptıkları yorumlar "Rahatız, huzurluyuz" demeleri önemli. Çünkü huzurlu bir futbolcu daha rahat ve iyi oynar.
* Dünya Kupası'nda Türkiye-Japonya maçında Türk futbolcular bu rahatlığı hissettiler.
Hakemin görevi takımlardan birine yardım etmek değil, oyunun kurallarına iki takımın da uymasını sağlamak, benim rolüm de bu. Bunun bir sürpriz olmaması gerekir. Bu bizim hakemlik rolümüz için de önemli bir gösterge. Elbette hakemlerde hata yapar. Sahada hata yapmak da mümkün. Üzücü olan bu hataların bir hata olarak görülmeyip yorumlanması. Bazen bu hatalara özel anlamlar yüklenerek ev sahibi takıma iltimas geçilmek istendiği gibi yanlış yorumlar da yapılıyor.
* Dünya Kupası finalini yönettiniz, 5 yıl arka arkaya en iyi hakem seçildiniz. Bundan sonra önünüzde ulaşmak istediğiniz bir hedef kaldı mı?
Herhalde kalmadı. Şimdiye kadar yaptıklarım bir hakem için son derece tatmin edici. Yönettiğim maçlar, bana verilen görevler bir hakem için daha fazlasına sahip olmak mümkün değil. En iyisini yapmak için hazırlanmak. Bu anlamda lig maçları, ya da dünya finali arasında hiçbir fark yok. Önemli olan sizi çağırdıklarında hazır olmanız.
* Yurtdışında İtalya'dan daha çok sevildiğiniz söyleniyor.
İtalyan futbolcular da 4 kere bana en iyi hakem olarak oy verdiler.
* Rahatsızlıkların büyük kulüp yöneticilerinden geldiği belirtiliyor.
Gerçeğin nerede olduğunu anlamak lazım. Çok şey yazıldı. Kendim hakkımda yorum yapmak istemem. Herşey ortada.
Liderlik seminerlerine çağırıyorlar
S-Collina'ya finansal promotörlük ve hakemlik işleri arasında bir etkileşim olup olmadığını soruyoruz
C- Hakemlik, stres, gerilim ve zor koşullar altında kısa zamanda hızlı kararlar almayı gerektiren bir meslek. Bu nedenle son zamanlarda pekçok şirket beni yöneticilerine bu konularda konferans vermek üzere çağırıyor. Sahada yaptıklarımızla günlük yaşamda bazı yöneticilerin yaptıkları arasında bu anlamda bir paralellik var. Antrenörlerde sık sık grup yönetimi konusunda şirketlere konferans veriyorlar. Bana da son zamanlarda "leadership, karar kapasitesi, zor anlarda karar verebilme" konularında konuşma yapmam için çok sayıda teklif geldi. Bir insanın aldığı bir kararı empoze etmesi ile bunu kabul ettirebilmesi arasında önemli bir fark var. Kabul edilen bir kararın sizden üst bir rolden gelmesinden çok saygı duyduğunuz bir insandan gelmesi çok önemli. Bu tip konferansları İngiltere, Belçika ve İtalya'da da yaptım.
S- Kendi üzerinizdeki stres ve gerilimi nasıl atıyorsunuz?
C- Benim stres ve gerilimden kurtulmam mümkün değil. Bunu sadece idare etmeyi bilmek lazım. Benim en büyük şansım maçlardan önce rahat bir uyku uyuyabilmem. Pekçok futbolcu ve hakemin bu şansa sahip olmadığını biliyorum. Bu benim bir karakteristiğim. Sonradan öğrenebilineceğini sanmıyorum. En iyi şekilde ailemin yanında normal bir yaşam sürerek dinlenebiliyorum. Çok seyahat ediyorum ve onlardan o kadar çok uzak kalıyorum ki, eve dönmek bana huzur veriyor.
S- Sizin şöhretiniz aile fertlerini nasıl etkiliyor?
C- Bunun ailemi etkilemesini istemiyorum. Huzurlu ve normal bir biçimde yaşamaları için çaba gösteriyorum. Oniki ve sekiz yaşlarında iki kızım var. Mümkün olduğunca benim iş dünyamın dışında kalmalarına çalışıyorum. Onların öğrenmek zorunda oldukları gerçek benim dünyam değil, hergün karşılaştıkları hayat başka bir gerçeği kapsıyor, bunu öğrenmeleri lazım. Ne eşim ne de ailem futbola meraklı değil, bu benim de işimi kolaylaştırıyor. Futboldan konuşmak istemediğim zaman beni de kimse zorlamıyor.
S- Şimdiye kadar kaç maç yönettiniz? Kendinizi yorgun hissettğiniz oluyor mu?
C- Şimdiye kadar yaklaşık 200 maç yönettim. Açıkcası kendimi biraz yaşlı bir hakem olarak görüyorum ama bunun bir avantajı var. Maçları daha bir rahatlıkla karşılamama yardımcı oluyor.
Favorim Tugay
* İtalyan liginde Emre ve Okan ile özel bir anınız oldu mu?
Bir sempati var, özel bir şey olmadı, (gülerek) onların bu uğur meselesi nedeniyle bana sempati duyduklarını biliyorum. Emre'yi ilk kez Galatasaray'ı yönettiğimde tanıdım. Henüz 18 yaşındaydı ve Avrupa'da az tanınıyordu. Türkiye'de Türkler'in Maradona'sı diyorlardı. Beni çok etkilemişti sahanın her tarafına koşuyordu ve büyük bir top kontrolüne sahipti.
Kesinlikle beni çok etkileyen futbolculardan biri oldu. Bir diğeri de Tugay. Tugay benim futbolcu olarak çok hoşuma gidiyor. Çok iyi bir ortasaha oyuncusu, önemli bir oyuncu, takımına iyi bir denge sağlıyor, zamanlamaları doğru, takıma doğru zaman veriyor. Bana göre Dünya kupasında Türk Milli Takımının elde ettiği sonuçta önemli, belirleyici bir faktör oldu. Türk milli takımının ortasahasının gücü ve kuvveti Tugay'dan kaynaklanıyordu.
Fatih Terim büyük antrenör
* Yeniden Türk futboluna dönelim. Türk futbolundaki büyük değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türk futbolu öncelikle kulüpler düzeyinde elde ettiği sonuçlarla çok iyi bir seviyeye geldi. Özellikle Galatasaray bazı sezonlarında Avrupa seviyesinde üstün bir futbol çıkardı. Bunda ilk aşamada Türkiye'de oynayan yabancı büyük futbolcuların önemli bir etkisi oldu. Bana göre ilk anda önce kulüp sonra milli takım düzeyinde Türk futbolcuları sayesinde önemli bir büyüme yaşandı.
* Türk futbolundaki değişimden bahsederken Fatih Terim'den sözetmek doğru olur diye düşünüyorum.
Kesinlikle Terim çok büyük sonuçlar elde eden bir antrenör oldu. Türkiye'de elde ettiği sonuçlar bir yana, İtalya'da da çok güzel anlar yaşadı, yaşattı. Maalesef İtalya'da antrenörlük yaptığı klüplerin yaşadığı zor anların hesabını ödemek zorunda kaldı. Bugün hala Fiorentina taraftarları ile konuşursanız Terim'i sahip oldukları en iyi antrenörler arasında sayarlar. İtalyanlar'ın Terim'de çok beğendikleri diğer bir yönde daha ilk basın açıklamasında İtalyanca konuşmaya çalışması oldu. Daha ilk röportajında "İtalyancayı iyi konuşmayabilirim ama kendimi İtalyanca açıklayacağım" dedi.
* Sadece İtalya değil, Avrupa'nın pekçok ülkesinde Türk futbolcuları önemli takımlarda oynuyorlar, bu değişim hakkındaki düşünceleriniz...
Türk futbolunun ulaştığı kalite düzeyi artık oyuncu ithalinden ihracına doğru bir değişimi de getirdi. Türk futbolcular dünya liglerinin en iyi oyuncuları arasında Nihat İspanyol liginin en iyi markatörü oldu ve çok iyi sonuçlar elde etti. Tıpkı Emre'nin İtalya'da yaptığı gibi.
'Maça hazırlık' onun kutsal kelimesi
Ünlü İtalyan hakem Collina futbol dünyasının dışında halen bir banka'da "finansal promotör" olarak çalışıyor. Ancak son yıllarda hakemlik nedeniyle bu ikinci işine oldukça az zaman ayırdığını da sözlerine ekliyor. Collina için "hazırlık" kelimesi adeta kutsal bir kelime.
Sezon öncesinde bu çerçevede yaptığı çalışmaları anlatıyor. Bu röportajın yayınlanacağı günden itibaren fizyoterapisti ile birlikte kas güçlendirme terapisi yapacağını bunun yapacağı antremanlar öncesinde önemli bir hazırlık olduğunu anlatıyor.
Sene içinde de lig şampiyonluğunun 34 haftasının 25'ini Coverciano'da Federasyonun Teknik Hazırlık Merkezinde Perşembe günlerinden Cumartesi öğlene kadar iki antrenman yaparak geçiriyor. Viareggio'da ise hafta içinde 3 antremana çıkıyor. Atletik hazırlığın dışında, taktik hazırlık da önem kazanıyor. Özellikle de uluslararası karşılaşmalarda. Takımları sahada nasıl oynadıkları, videofilm aracılığı ile inceleniyor. "Takımların, oyuncuların teknik karakteristikleri üzerine çalışıyorum" diyor.
Yasemin TAŞKIN
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|