|
 |
|

ILKER SARIER
Bir mezuniyet toreni
Bogazici Universitesi'nin 136'nci mezuniyet torenindeydim, onceki gun aksamuzeri...
Ucaksavar'daki spor tesisleri, gozleri isil isil, yurekleri cosku ve mutlulukla kabarmis binlerce ana-baba, nine, dede ile hinca hinc dolmustu.
Havada kavurucu bir sicak vardi ama olsun... Cehennem sicagi olsa bu toren yapilacakti.
1464 mezun ogrenci, ilkokul birinci siniftan beri surdurdukleri mesakkatli yolun sonuna gelmisler, genc beyinlerindeki isiltilarla ulkenin gelecegini aydinlatiyor, ebeveynlerinin yureklerine umut ve sevinc sualari gonderiyorlardi.
Rektor Profesor Sabih Tansal, bir baba gibi konustu ogrencilerine... Onlara omur boyu unutamayacaklari tavsiyelerde bulundu.
Sonra konuk konusmaci Ibrahim Betil geldi kursuye, egitime gonul veren adam!
35 yil once ayni universiteden mezun olurken, "dun gibi animsadigi" duygularini aktardi, hayat kavgasindaki "durus ve secimlerin" degerini anlatti mezunlara...
Gercekten "iyi yetistirilmis" mezunlar, pur dikkat dinlediler konusmalari...
Ogrencilerinin onunde siralanmis hocalarini, bakiri isleyen ustalar gibi Turkiye'nin gelecegini yoguran "o akademisyenler ordusu"nu izledim uzun uzun...
Kendi evlatlarini mezun etmis gibi huzur icindeydiler. Bir yillik emek yumagindan sonra Turkiye'nin kalite citasinin bir kademe daha yukselmis olmasinin kivancini yasiyorlardi.
Sira, yuksek basari odullerine geldi.
3.90 gibi ortalamalarla "cift anadal" yapan "pariltilar" geldi kursuye, genc, tecrubesiz, sikilgan adimlariyla... Beden dilleriyle "Odule ne hacet vardi, bu bizim gorevimiz degil miydi" der gibiydiler.
Hele, Molekuler Biyoloji bolumunu, yine cok yuksek bir ortalama ile bitiren bir genc adam, arkadaslarinin cilgin alkislari arasinda kursuye yururken, kalbimin derinliklerine sinen duyguyu kelimelerle tarif etmekten acizim.
Evet, "bedensel engelliydi" o mezun ama sirtina vurulsa butun Turkiye'yi kaldiracak bir guce ve yurege sahipti. Orada iste kendimi tutamadim. Butun izleyenlere yansiyan sevinc, umut ve kararlilik karsisinda saygiyla egilerek agladim.
O delikanli bana bir kere daha "anlatti" ki, Turkiye ilelebet payidar kalacaktir.
50 yil once mezun olanlarin plaketleri verildikten sonra degisik fakultelerden mezun olan ogrenciler toplu olarak tanitildilar.
Ve kepler havaya firlatildi. 1464 genc icin, mucadele dolu buyuk hayat kapisi aralandi.
Semaya birakilan "mavi" balonlar, onlar icin saglik, mutluluk ve basari dolu bir yasam vaad etmis olsun!..
Usulca dondum, yanimda oturan esime baktim. Bir insan hangi sebeple bu kadar sevincli ve coskulu olabilir diye dusundum.
O sadece, mezunlar arasinda oturan guzel oglumun biricik annesi degil, bir "insan heykeltrasi" idi, emeklerinin karsiligini aliyordu.
Elini tuttum. Sessizce tesekkur ettim.
Basta, bize bu onuru bahseden oglumun olmak uzere, ulkenin gurur ocaklarindan biri olan Bogazici Universitesi'nin, cok degerli akademisyenlerinin ve ulkenin gelecegini isik tutan butun mezunlarin onunde saygiyla egiliyorum.
Hem bir gazeteci hem de bir baba olarak!..
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|