|
 |
|

ÖMER LÜTFİ METE
Eken'den Bucak'a Kusurluk anıtları
Sedat Bucak'ın beraati, "Susurluk Vakası"nı temiz toplum arayışı için Milat haline getirmek isteyen cepheyi hayal kırıklığına uğrattı, hatta kızdırdı. O kadar ki bu işe "yürekten soyunmuş" bir avukat televizyonda yargı kararını yerden yere vururken öfkesini saklama ihtiyacı bile duymadı.
Bucak'a mahkumiyet verilmesi gerektiğini söyleyen bu kesimin "adalet titizliği"ne inanabilmeyi ve saygı duymayı çok isterdim. Ancak Korkut Eken'in, yine Susurluk faslından, akıl, mantık ve hukukla bağdaşmayan mahkumiyet kararını şehvetle benimsediklerini bilen biri için bu saygı imkansız. Belki Korkut Eken'in, özel görevi sırasında mahkumiyet gerektirecek eylemleri vardı ama bu yönde hiçbir somut kanıt yoktu. Adam "zan" ile mahkum edildi!
Hukuk ve ahlak havariliği gösterisiyle kimi kandırıyoruz? "Temiz toplum" aşkımız, ideolojik karşıtlarımızı ezme tutkumuzun yanında solda sıfır kalır!
Susurluk vakası üzerine patlayan eylemlerin ardında da, temizlik arzusundan çok, "sağcı derin devlet"le hesaplaşma şehveti vardı. Eh bir de, suçlananların PKK'ya acı vermişliği söz konusu olunca, kumpanya genişlemiş, Avrupa da bütün takım-taklavatıyla bu şehveti tahrik etmek için gerekeni yapmıştı.
Bilgiden fikre, fikirden bilince
"Temiz toplum" için umutlanan saf gençlik de bir şeyler ummuştu. Kaşarlanmış "sağ karşıtları" Susurluk'u Milat yapıp taa 12 Mart işkencecilerinden bile intikam alma hayalleri kurarken, bu saf kitle kirlilikle kavga ettiğine inandı. Ben de iyi biliyordum ki, hiçbir devlet bizdeki büyüklükte fitneyi yenerken tamamen "hukuki sınırlar" içinde kalamaz! (Bu, "eh olur böyle şeyler" demek değil! Aksine, olmamalı, devlet devletse suç işlemeden iş görmeli!) Sedat Bucak ve Korkut Eken'i bilmiyorum ama söz konusu mücadele sırasında yasadışı pek çok eylem gerçekleştirenlerin varlığından eminim. Roman ve senaryo adamı olarak bu tür binbir olayı kurcaladım; çırılçıplak gerçeğiyle öğrendim ama hiçbirini, yargıyı tatmin edecek şekilde kanıtlayamam. Esasen amacım da kirlilikle gazeteci olarak mücadele etmek değil çünkü Türkiye'de bunun mümkün bulunmadığını iyi biliyorum- sadece roman ve senaryo aracılığıyla insanımızın bu alanı tanımasına katkı sağlamak... Toplumun derin kirlilikler konusunda bir fikri olmadığı sürece temizlik hayal bile edilemez, sadece fantezisi ile avunulur.
Kin: temizliği yozlaştırma dini
Yalnız bizde değil, derin kirlilik açısından da dünya devi olan ABD'de böyle bu. Halk, gizli servis pisliklerini namusluca öyküleştirenleri değil de, genellikle Rambo palavracılarını okuduğu için temizliğin esamisi okunamıyor. Hem de bizimkinin yanında Hazret-i Ömer'in adaletine benzeyen yargı erkine rağmen!
Şimdi neredeyiz?
Susurluk'u, "sağcı derin devlet"ten intikam için linç fırsatı sayanların elinde Eken'in kanıtsız mahkumiyetinden başka ne var? Oldu da bitti; yıkandık paklandık; maşallah! Türkiye'yi asıl kirleten bu yandaş sapıklığıdır. Eken veya bir başkası; babamızın katili olduğuna inansak bile, yine de somut kanıt yokken ona ceza kesilmesini içimize sindirememeliydik!
Eken'in cezasına sevindik, Bucak'ın beraatine kahırlanıyoruz! Salt hukuk ve temizlik adına; öyle mi?
Gençliğin halisane "Temiz Toplum" coşkusunu köhne solculuk-sağcılık hesaplaşmasıyla boğduk. Artık vicdanlarda ne beraatin bir anlamı var, ne mahkumiyetin!
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|