kapat
27.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMI


TURKIYE
DUNYA
POLITIKA
SPOR
MEDYA
SERI ILANLAR
METEO
TRAFIK
SANS&OYUN
ACIL TEL

EMRE AKOZ


Prizma: Tehlikeli bir program

Oyuncu, manken Pinar Altug esinden ayrilmaya karar verince Prizma adli 'kisisel gelisim' kurulusunun adi on plana cikti. Iddiaya gore Prizma'cilar, Pinar'i bosanmasi icin ikna etmislerdi; falan filan.

Simdi duralim ve serinkanli bicimde dusunelim....

Prizma kisiye ne yonde bir gelisim sagliyor? Ben bu kurslara katilmadim. Ayrica kursa katilanlarin orada olup bitenleri medyaya anlatmasi mumkun oldugunca engelleniyor. Ancak sagda solda okuduklarimizdan soyle bir sonuc cikarabiliriz

Prizma'nin kisisel gelisim kurslarinda insanlara, "gercek arzulariyla" yuzlesmekten korkmamalari ve "ozguven" asilaniyor.

Bu "asiyi" ne derecede tutturuyorlar? Ne kadar basarili oluyorlar? Ya da basarili olsalar dahi bu ozguven ne kadar devam ediyor? Bu ve benzeri sorulara cevap verecek durumda degilim. Ancak surasi acik Prizma'ya katilanlarin en azindan bir kisminda ciddi bir "ozguven artisi" goruluyor.

Ve dananin kuyrugu tam bu noktada kopuyor!

Soyle... Bir an icin kendinize ve cevrenize bakin. Bircok kiside ozguven eksikligi vardir. Yapacagindan, basaracagindan, sorunlarin ustesinden geleceginden emin olamaz. Kendine guvenmez. "Nasil olsa yapamam" diye dusunur.

Buna yakin bir konu da "hayir" diyememektir. Cogumuz bir talebe ya da mevcut sartlara hayir diyemeyiz. "Hayir istemiyorum" ya da "Hayir yapmayacagim" sozu bir turlu agzimizdan cikmaz. Olup biteni, 'statuko'yu sessiz sedasiz kabulleniriz.

Prizma ise cok tehlikeli bir kurulus!

Cunku kurslarina katilanlara ozguven asiliyor. Bu insanlar, "Hayir, ben seni degil, onu istiyorum... Bunu degil, sunu yapacagim" demeyi ogreniyorlar.

Simdi dusunun... Bu kurslara katilmanin bedeli 350 dolarmis. Az para degil. Herkes veremez. Demek ki para sorununuz yok. Devam edelim Maddi durumunuz iyi... Hayatta bir sure yalniz kalsaniz perisan olmazsiniz... Kursa katiliyorsunuz... Ozguveniniz yerine geliyor... Gercek arzulariniz on plana cikiyor... Ve birden kocanizi (ya da karinizi) aslinda sevmediginizi itiraf ediyorsunuz... Yeni bir hayat kurmak istediginizi fark ediyorsunuz... Artik ayrilmaya hazirsiniz.

Peki boyle bir durumda bosanmaz misiniz? Daha dune kadar yalniz kalmaktan korkan siz, bir anda guclu bir birey olarak ortaya cikmaz misiniz?

Sanirim olay iste bu... Ve tam da bu yuzden Prizma tehlikeli bir program olarak ortaya suruluyor.

'Sok'ta sok
Biliyorsunuz artik kitaplar supermarketlerde de satiliyor. Benim oturdugum semtte bir Sok market var. Kucuk bir yer... Dun oraya ugradim. Eskiden yoktu Soyle 20 kitabin on yuzunu gosterecek bicimde mutevazi bir 'stand' hazirlamislar. Mizah kitaplari, 'best seller'lar filan koymuslar.

Bu kitaplarin arasinda Hasan Cemal'in yazdigi 'Kurtler'i gormek beni epey sasirtti. Bir anda 20-25 yil oncesine gittim. Ne demek markette 'Kurtler' adli bir kitabin satilmasi! Yuksek sesle Kurt diyemezdik. Gazetede yanlislikla Turk yerine Kurt sozcugu cikarsa (ki klavyede 'T' ve 'K' harfleri yan yanadir) sorusturma acilirdi. Yanlis anlamayin PKK sorununun henuz baslamadigi bir donemden soz ediyorum.

Simdi ise 'Koc' gibi muhafazakar sayilacak bir grubun sahip oldugu Sok marketlerde 'Kurtler' adli bir kitap satiliyor!

O halde bir kere daha soralim 'Kurt' kelimesi yasaklandi da ne oldu? Yasak onca insanin olumunu engelledi mi? 'Kurt' kelimesini acik acik kullanmamiz icin 30 bin insanin olmesi mi gerekliydi?

Siyasetcisiyle, askeriyle, burokratiyla bu ulkenin yonetici sinifi meger ne kadar beceriksizmis! Ne kadar basiretsizmis! Ve ne kadar yalanciymis!

Garson nasil cagrilir?
Gecen gun eski gazetecilerden Sevket Rado'nun 1930'lardan 50'lere Aksam gazetesinde kaleme aldigi yazilardan bir seckinin ciktigindan soz etmistim. Bir de elestirim vardi kitaba iliskin Cem Akas derlemeyi yaparken yazilarin yayinlanma tarihlerini es gecmisti. Yapi Kredi Yayinlari'ndan aradilar ve ikinci baskida tarihlerin yer alacagini belirttiler. Cok iyi olur!

Neyse... Kitabi okurken ilginc bir nokta gozume carpti. Rado bir ahbabiyla Istiklal Caddesi'ndeki bir pastanede oturmaktadir. Masalar birbirine cok yakindir. Herkes herkesin konusmasini duymaktadir. Iki arkadas tuhaf bir sohbete kulak misafiri olur. Sasirirlar. Artik kalkma vakti gelmistir. Rado aynen su cumleyle bitirmis yazisini

"Saskinligimizi fark etmesinler diye ahbabimla beraber hizli hizli masaya vurarak garsonu cagirdik."

Siparis vermek ya da hesabi istemek icin garsonu nasil cagirirsiniz? Belli ki bu konudaki aliskanliklarimiz yillar icinde epey degismis.

Hic unutmam... Kucuktum (sanirim ilkokuldaydim). Bir grupla lokantadaydik. Bizimle birlikte yemek yiyen adam (kimdi acaba?) bir sey istemek icin garsonu cagiracakti. Bunun icin bicagini tabagin kenarina vurdu. Ah, nasil da utanmis, kipkirmizi olmustum! Cunku daha once annem bir vesileyle bu davranisin cok ayip oldugunu soylemisti.

****

Bugun ise garsona "Bakar misiniz" diye sesleniyoruz. Ama bu arada sesimizin yuksek perdeden cikmamasina da dikkat ediyoruz. Hatta onu bile yapmak istemiyoruz. Asil tercihimiz goz ve kas hareketleriyle anlasmak.

Ama Rado'nun doneminde (1940'lar olmali), hani o kravat- ceket gidilen Beyoglu pastanelerinde, garsonu masaya vurarak cagirmak pek de adaba aykiri bir davranis degilmis.

GIPTA ETME SIRASI ORHAN'DA
Dogan Hizlan gibi gercek bir koleksiyoncu olmasam da kaleme merakliyimdir. Bundan yaklasik 6 ay once, Bilkent hocalarindan, arkadasim Doc. Orhan Tekelioglu, Istanbul'a geldiginde 70 milyon lira bayilarak Eminonu'ndeki kirtasiyecilerin birinden Rotring marka, siyah, agir, sik bir dolmakalem almisti. Kiskanmadim ama gipta ettim. Gecen gun Saskinbakkal'daki Nezih Kitapevi'nde ayni kalemi gordum. Ustelik yuzde 30 indirim vardi. Sonuc Dolmakalem, tukenmez ve cakmaktan olusan uclu seti 77 milyona aldim. Simdi gipta etme sirasi Orhan'da!


Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya tiklayin

<< Geri don Yaziciya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sari Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayincilik ve Iletisim A.S. - Tum haklari saklidir