kapat
27.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

Susurluk'tan beraat etti

DYP eski Şanlıurfa Milletvekili Sedat Bucak, Susurluk çetesi davasından beraat etti. Bucak, aranan Abdullah Çatlı'nın yerini bildirmemek ve silah bulundurmak suçlarından ise Rahşan Ecevit'in önerdiği af sayesinde kurtuldu

3 Kasım seçimlerinde yeniden milletvekili seçilemediği için dokunulmazlığı kalkan eski DYP milletvekili Sedat Bucak'ın, Susurluk davası bağlantılı üç ayrı suçlamaya ilişkin yargılandığı davada erteleme ve beraaat kararları çıktı.

İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya katılmayan Bucak'ı avukatları Çınar Bacahan ve Şevket Küçük temsil etti. Avukatların son savunmalarında müvekkillerinin beraatini istediler. Daha sonra Cumhuriyet Savcısı Orhan Erbay hazırladığı mütalaayı okudu. Erbay, Bucak'ın, "hakkında gıyabi tutuklama kararı ve yakalama müzekkeresi bulunan, asıl adı Abdullah Çatlı olan Mehmet Özbay'ı güvenlik kuvvetlerine ihbar etmediği gerekçesiyle, TCK'nın 296. maddesi gereği cezalandırılmasının istendiğini'' hatırlatarak, suçlamanın 23 Nisan 1999 tarihinden öncesine ait olması nedeniyle 4616sayılı Yasa kapsamında ertelenmesine karar verilmesini istedi. Bucak hakkındaki, "ruhsatsız vahim nitelikli silah bulundurmak'' suçlamasının da aynı nedenle ertelenmesini talep eden Savcı Erbay, 06 AC 600 plakalı araçta bulunan silahların müsaderesine, bunlardan, Emniyet Genel Müdürlüğü'nde demirbaş numarasıyla kayıtlı olan birinin ise kuruma iadesine karar alınmasını öngördü.

BUCAK AŞİRETİ
Sedat Edip Bucak'ın, 200 yıl kadar önce Siverek ve çevresine yerleşen Bucak aşiretinin üyesi olduğunun, aşiretin daha önce de Şeyh Sait isyanında devletin yanında yer aldığının Başbakanlık Teftiş Kurulu raporundan anlaşıldığını belirten Savcı Erbay, Bucak'ın reisliğini yaptığı aşiretin üyelerinin koruculuk sistemini kabul ettiğinin, aşiret üyesi 1000 kadar korucu olduğunun, bunların yaklaşık 400'ünün devletten para aldığının da aynı raporda yer aldığı söyledi. Raporda, aşiretin terör örgütüne karşı gerektiğinde kullanılmak üzere 20 bin civarında resmi ruhsatlı silah temin ettiğinin belirtildiğini kaydeden Erbay, Bucak'ın 1991 yılında milletvekili seçildiğini ve 3 Kasım 2002 tarihine kadar bu görevini devam ettirdiğini belirtti.

Kendi beyanına göre, "12 Eylül öncesi aşiret çatışmaları sırasında düşman sahibi olan Bucak'ın, terörle mücadelede bir kesimin temsilcisi olması nedeniyle hedef haline geldiğini" ifade eden Savcı Erbay, bu nedenle devlet tarafından koruma verildiğini anlattı.

İbrahim Şahin'in tavsiyesiyle kendisine Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy, Oğuz Yorulmaz, Enver Ulu ve Mustafa Altunok'un koruma olarak verildiğini belirten Savcı Erbay, Bucak'ın, Abdullah Çatlı ile de bazı istihbarat birimlerinin üst düzey görevlilerinin katıldığı bir toplantıda tanıştığını ifade etti.

Çatlı'nın "üst düzey kişiler tarafından saygı görmesi ve takdir edilmesi'' nedeniyle aranan biri olduğuna ihtimal verilemediğini belirten Erbay, kazadan önce Hüseyin Kocadağ, Bucak ve Çatlı'nın birlikte İzmir'e gittiklerini, burada Bucak'ın korumalarının takip edildikleri hissine kapıldıklarını anlattı.

İddianamede, sanığın bu teşekkülün üyesi olarak katıldığı bir fiilden bahsedilmediğini belirten savcı, devlet görevlilerince adeta kuşatılmış ve terörle mücadele konusunda teşvik edilmiş olması, bir eyleme karıştığına dair delil bulunmaması ve TBMM üyeliği yaptığı da dikkate alınarak, "cürüm işlemek için kurulan teşekküle üye olmak'' suçlamasına ilişkin kesin bir delilin dosyaya yansımadığından beraat ettirilmesini istedi.

YETERLİ DELİL BULUNAMADI
Mahkeme heyeti, Bucak'ın, hakkındaki "cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak'' suçlamasından beraatını, "vahim nitelikli silah bulundurmak'' ve "gıyabi tutuklama kararıyla aranan Abdullah Çatlı'nın yerini bildiği halde yetkili mercilere haber vermeyerek saklamak'' suçlamalarına ilişkin davanın ise "4616 Sayılı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun'' kapsamındakesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verdi.

DAVANIN GEÇMİŞİ
İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, Susurluk'ta 3 Kasım 1996 tarihinde bir kamyona arkadan çarpan Mercedes marka otomobilden ağır yaralı halde kurtulan dönemin DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak hakkında, ortaya atılan "çete'' iddialarından dolayı yasal işlem yapabilmek için fezleke hazırlayarak, 11 Şubat 1997 tarihinde Adalet Bakanlığı aracılığıyla TBMM Başkanlığı'na göndermişti.

Başsavcılık, 11 Aralık 1997'de Meclis Genel Kurulu'nda yapılan oylama sonucunda bu suçlamaya ilişkin yasama dokunulmazlığı kaldırılan Sedat Edip Bucak hakkında 11 ile 20 yıl arasında ağır hapis cezasını gerektiren "gıyabi tutuklama kararıyla aranan Abdullah Çatlı'nın yerini bildiği halde yetkili mercilere haber vermeyerek saklamak'', "cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak'' ve "vahim nitelikte silah bulundurmak'' suçlarından kamu davası açmıştı. "Susurluk Davası''nın görüldüğü İstanbul 6 No'lu DGM, 4 Mayıs 1998'deki duruşmada, Bucak'ın dosyasını Özel Harekat Dairesi eski Başkanvekili İbrahim Şahin'in de aralarında bulunduğu bazı sanıkların yargılandığı ana davayla birleştirmişti. Ancak bu mahkeme, 18 Nisan 1999'da yeniden milletvekili seçilen Bucak hakkındaki yargılamayı 3 Mayıs 1999 tarihinde durdurarak, dokunulmazlığının kaldırılması için dosyasını fezlekeyle TBMM Başkanlığı'na göndermişti.

3 Kasım seçimlerinde yeniden milletvekili seçilemeyen Bucak'ın dosyası, Adalet Bakanlığı aracılığıyla İstanbul DGM'ye iade edilmişti. TCK'nın 313 ve 314. maddelerinin DGM kapsamından çıkarılmasını dikkate alan İstanbul 6 No'lu DGM de, "görevsizlik'' kararı vererek, dosyayı İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevk etmişti.

Susurluk serüveni
3 Kasım 1996'da Susurluk'ta meydana gelen ve çete-siyaset-devlet üçgenini ortaya çıkartan kaza sonrası yargılananlar tek tek kurtuldu. İbrahim Şahin ve Korkut Eken 6'şar yıl, özel timci polisler Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Oğuz Yorulmaz, Enver Ulu, Mustafa Altınok, Ercan Ersoy ve Ziya Bandırmalıoğlu ile Sedat Bucak'ın şoförü Abdülgani Kızılkaya, Haluk Kırcı, Yaşar Öz, Sami Hoştan ve Ali Fevzi Bir de 4'er yıl ağır hapis cezasına mahkum oldu. Bunlardan Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Ercan Ersoy, Oğuz Yorulmaz, Abdülgani Kızılkaya, Mustafa Altınok ve Enver Ulu cezalarını tamamlayıp çıktı. Şahin sağlık nedenleriyle cezaevinde yatmaktan kurtuldu. Halen cezaevinde bulunan Korkut Eken 14 ay, Ali Fevzi Bir de bir süre yatıp tahliye oldu. Haluk Kırcı, Sami Hoştan ve Yaşar Öz ise başka davalardan da hükümlü oldukları için sürelerini tamamlasalar bile cezaevinden çıkamayacaklar.

Necdet ÇOKAN - Zülfikar Ali AYDIN


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır