|
 |
|

YANNIS PRETENTERIS
Eurovision'a şaşıranlar...
Türkiye, Eurovision yarışmasında birincilik ödülünü kazandığı saatlerde, Türkiye ve Yunanistan Dışişleri Bakanları Girit Adası'nda düzenlenen bir bakanlar konseyi toplantısına katılıyorlardı. Teorik olarak bu iki olayın birbiriyle ilgisi yoktu. Bunun nedeni de çok basittir. Çünkü bugüne kadar hiçbir Dışişleri Bakanı herhangi bir şarkı yarışması için siyasi ya da özel ilgisini göstermemiştir.
Tehdit geriye döner
Bu, bugüne kadardı. Çünkü bizim durumumuzda, Yunanistan Dışişleri Bakanı, Türkiye'nin bu başarısını bir açıklama yaparak kutlamış. Türk meslektaşı da bunun karşılığında Türk şarkısına verdikleri ve ödülü kazanmasına neden olan değerli puanları için Yunanistan ve Kıbrıs'a teşekkür ederek iltifatlarda bulunmuştu.
Tüm bunlar bir şarkı için mi oldu? Görüldüğü kadarıyla evet. Çünkü Türkiye için de Yunanistan için de bir şarkının değeri, olduğundan daha büyüktür. Bu da kurallara uygun olduğunun bir kanıtıdır. Diğer bir deyişle dünyada hiç kimse, Eurovision yarışmasında, Slovenya'nın niçin Slovakya'ya oy verdiğini; ya da Malta'nın niçin Lüksemburg'u tercih ettiğini merak etmez. Ancak Yunanistan ile Kıbrıs, Türkiye'ye oy verdikleri zaman bu, tartışma konusu oluyor.
Bunun akan kanlardan ve tarihten kaynaklandığını söyleyenler çıkıyor. Ancak kan ve tarih, dünyanın her yerinde var. Fransa ile Almanya ya da Almanya ile Rusya arasında dökülen kan, kuşkusuz Türkler'in ve Yunanlılar'ın arasında dökülen kandan çok daha fazladır. Ancak bu, Eurovision yarışmalarında birbirlerine oy vermelerini engellemediği gibi, özel bir tartışmanın açılmasına da neden olmuyor.
Başkaları, buna ek olarak bunun korku ve tehditten kaynaklandığını söyleyebilir. Ancak Orgeneral Özkök, Ege üzerinde istediği zaman uçmakta serbest olduğu tehditlerinde bulunurken; Yunanlılar'ı değil geri kalan Türkler'i korkutmuş oluyor. Türkiye ile Yunanistan'ın ilişkileri, Türkiye'nin Avrupa ilişkilerine dönüştüğüne itiraz edenler, Yunanistan'ı ya da Avrupa'yı tehdit etmez. Etse etse yine Türkiye'nin kendisini tehdit etmiş olur.
Tank ve topla çözülmez
Clemenceau "Askeri adalet ne denli adalete hizmet ediyorsa, askeri marşlar da o denli müzik için bestelenir" der. Bu mantık çerçevesinde ben şahsen askerlerin müzik zevklerine hiç güvenemiyorum. Ne de siyasi rollerine.
Bu nedenle bugünün Türk-Yunan ilişkileri döneminde asıl aranılanın kurallara uygunluk olduğunu ne denli kavradıklarından emin değilim. Yani Yunanlılar'ın Sertab'a ve ona eşlik eden bayanlara, söyledikleri şarkıyı beğendikleri için oy verdiklerini kavramak...
Bunun da nedeni nedir biliyor musunuz? Çünkü Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkilerin temelinde işte bu kurallara uygunluk yatar da ondan... İyi ya da kötü, Avrupa ülkeleri (başta AB ülkeleri olmak üzere) kendi aralarındaki anlaşmazlıkları artık ne tanklarla ne de uçaklarla çözüyorlar. Askerleriyle de sadece resmi geçit olduğu zaman ilgileniyorlar...
Diğer bir deyişle şu anda sınav veren Türkiye'nin ta kendisinden başkası değildir. Demokratik kurallara uyum sağlamak ve bu yolda ısrarla ilerlemek, Avrupa perspektifini arayan bir ülkenin vazgeçilmez yükümlülükleridir. Birini diğerinden ayırmak ise olanaksızdır. Biri, diğerinin varlığını şart koşar. Bunlardan birini istemiyorsak, diğerini de istemiyoruz demektir.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|