|
 |
|

EMRE AKÖZ
Bağdat Caddesi tartışması
Bir okurumuz bundan 10 gün kadar önce Sabah'ın Günaydın ilavesinde çıkan ve Bağdat Caddesi'ni konu edinen izlenim yazımızı eleştiriyor. Okuyalım
****
"Bugün bütün bir gazeteyi caddeye ayırdığınız için sizi şiddetle kınıyorum. O kadar iğrenç bir yerin nasıl olur da insanlara özendirilerek anlatıldığını anlamak gerçekten mümkün değil. Biz etrafımızdaki insanları oradan uzaklaştırmaya çalışırken Sabah gazetesi bütün bir Günaydın ekini caddeye ayırıyor ve orayı övüyor. Ve bunu yazan kişi de 'doğma büyüme Kadıköylü olan bir gazeteci'. Peki ben size soruyorum... Madem doğuma büyüme Kadıköylü'sünüz;
* Her akşam, baba parasıyla alınmış milyarlarca liralık son model arabaların ortaya konulduğu bir ralli pisti olduğunu,
* 14-15 yaşlarındaki veletlerin bir hafta sonunda, sadece hava için orada yüz milyonlar harcadığını,
* Sadece zengin sınıfın takıldığı bir yer yaratılmak istenmesini,
* Televole kültürü sonucu oluşan gençlerin caddede üremekte olduğunu,
* İnsanların tek tip kıyafetler içinde gezdiğini (moda ya; o yüzden),
* Fakir genç kızlarımızın sadece onlar gibi görünmek için vücutlarını caddede sattığını,
* Sadece kız tavlamak için bütün bir hafta sonunu orada geçiren insanları,
* Maddi durumu kötü olup da evine para götürmesi gerekirken sadece hava olsun diye bütün parasını caddeye gömen insanları,
* Onlar gibi değilsen orada barınamayacağını,
Biliyor musunuz?
Eğer biliyorsanız ancak bunlardan rahatsızlık duymuyorsanız ve bunları öve öve anlatıyorsanız, ben de sizin gazetecilik anlayışınızı tartışırım...
İnşallah bilmiyorsunuzdur!"
****
Hayır! Elbette biliyorum...
Ancak her yayının bir çizgisi vardır. Günaydın bir magazin ilavesidir. Hani denir ya, hayatın 'hafif' (bu kelime 'ciddiyetsiz', 'önemsiz' ya da 'uyduruk' anlamına gelmez) yönlerini ele alır. Okurlarımız da bunu bilir. Örneğin Türkiye'nin borç sorununa, ABD'nin Orta Doğu politikasına ya da Milli Takım'ın son maçına ilişkin bir haberi ya da bir yorumu Günaydın'da okumazsınız. O tip 'ağır' haberler diğer gazetelerde olduğu gibi Sabah'ta da ekonomi, siyaset, dış haber ve spor sayfalarında yer alır.
Kadıköy'den Pendik'e uzanan sahil yolunda gerçekten de otomobil yarışları yapılıyor. Kazalar oluyor. Bunlara ilişkin haberleri Sabah'ın, örneğin, üçüncü sayfasında okuyabilirsiniz.
Televole kültürünün ne olduğu ve eleştirisi Sabah'ta yazı dizisi olarak yayınlandı. Ben de televoleye ilişkin birçok analiz ve eleştiri yazdım.
Bu ve benzeri örnekleri çoğaltabiliriz. Özeti şudur Her türlü haber Sabah'ta yer alır. Ancak nasıl siyaset haberini spor sayfasında göremezseniz, toplumsal-kültürel sorunlara ilişkin haberleri de Günaydın'da bulamazsınız.
****
Siz yatak odasında yemek yiyip banyoda mı uyuyorsunuz?
Olay budur.
"Bu dil beni deli ediyor"
Geçtiğimiz sezon İstanbul Karaköy'deki Safran adlı bar-restoranın mutfağını yöneten Feraye (benim bildiğim soyadı 'Işıl'dır ama kullanılmaz, elinden bin bir çeşit iş gelir, Müzeyyen Senar'ın kızıdır) mesaj göndermiş
"Eğer sizi de benim gibi rahatsız ediyorsa 'media'mıza bir ikazda bulunun. Türkçemizde sonu '...at' ile biten bazı kelimeler çoğuldur. Hayvanat, beyanat, baharat, meşrubat gibi...Bunlar hayvanatlar, beyanatlar, meşrubatlar vs. olamaz! Hele hele maç sunucularımızın tekrarladığı 'tezahüratlar' beni deli ediyor. Şuna bir dokunur musunuz lütfen?"
Feraye'nin mesajını buraya alarak gerekli dokundurmayı yaptığımı sanırım. Hadi ben de buna bir katkıda bulunayım. Aslında burada yazmıştım ama bir şey fark etmedi.
Şimdi millet 'üslup yapıyor' ya... Tedavülden kalkmış deyişleri, Osmanlıca kelimeleri filan kullanıyorlar yazılarında. Buna itirazım yok. Hatta ille de 'eskisi' olsun diye ısrar da etmem. Nedir o 'takıyye' filan diye yazmalar; 'takiye' dersin, günümüz Türkçesine uyarlarsın, olur biter.
Ama tabii bu arada cümleyi de düşürmeyeceksin. Ben şimdi 'Yazarınız tatile gidip geldim' desem kızmaz mısınız? 'Bu cümle düşük' demez misiniz? Dersiniz!
Peki ya 'bendeniz' niye yanlış kullanılıyor? 'Bendeniz' demek 'kulunuz, köleniz' demektir. Alçak gönüllü bir anlatımdır. Dolayısıyla cümlenin fiili 'gittim, geldim' olmaz; 'gitti, geldi' şekline girer.
Bakın Refik Halit Karay nasıl kullanmış "Lütuf buyurup vapura kadar geldiğinizden dolayı bendenizi minnettar ettiniz efendim." (TDK Sözlüğü)
Akşam'daki ekonomi ve siyaset ağırlıklı yazılarını merakla okuduğum Zülfikâr Doğan ise gazetenin Pazar ilavesindeki köşesine başlık koymuş "Bendeniz yaklaştım yarısına." (Yani 'Kulunuz yaklaştım yarısına.') Bu düşüklük yazıda da devam ediyor.
Hadi Doğan'ın uzmanlık alanı farklı; dalgınlık etti... Peki söz cambazı Çetin Altan'a ne demeli? Ahmet ve Mehmet Altan'dan söz ettiği cümle şöyle başlıyor "Bendeniz her ikisiyle de yeterince uğraşmayı beceremediğim için; ...." (Milliyet, 4 Haziran) Birkaç yazısına baktım. Örneğin 21 Mayıs'ta da aynı hata var "Bendeniz de her iki reklama birden bakıp, bıyık altından gülümsüyordum."
Derdim onun bunun yanlışını bulup gözüne sokmak değil. İnsanız, hepimiz hata yaparız. Ben de sürüyle yapıyorum. Ancak bir hata sık sık tekrarlanıyorsa dalgınlıktan ziyade bir 'zihniyet' sorunuyla karşı karşıyayız demektir.
LÜTFEN YENİDEN GÖNDERİN
Değerli okurlarımız... Bildiğiniz gibi kısa bir tatil yaptım. Bu sırada bana faks ve e-posta yoluyla birçok mesaj geçtiniz. Ancak bu mesajların 3 Haziran ile 8 Haziran arasında gönderilenler çeşitli nedenlerden dolayı elime (yani bilgisayarıma) ulaşmadı. Güncelliğini koruyan mesajlarınızı yeniden gönderirseniz sevinirim. Buna fakslar da dahil, çünkü onlar da bilgisayarıma geliyor.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|