|
 |
|

MEHMET ALTAN
Utandım, utandın, utandık...
Dün beni en çok heyecanlandıran, on dört yıl önce Komünizme veda eden Polonya'nın AB üyeliği için referanduma gitme haberiydi. Ne var ki, bu haber hiçbir gazetenin ilk sayfasında yer almadı. Hatta bir çok gazetede yoktu bile... Bir ikisinde de, sadece dış politika sayfasındaydı.
Halbuki, farklı rejimden AB tam üyeliğine tırmanan Polonya ile kendisini "muassır medeniyete" ayarladığını söyleyen Türkiye'nin son on dört yılını kıyaslamak çok anlamlı olurdu.
Türkiye mukayeseyi sevmez. Kendini kendi ile kıyaslar. Bunda da haklı galiba, çünkü ezeli rakibimiz Yunanistan artık kategori değiştirdi. Ankara ağır bir hezimete uğradı. Şimdi Polonya da AB tam üyesi olarak bize fark atıyor... Ankara'ya benzer bir yer kalmıyor... O da kendini kendi ile kıyaslıyor. Mukayese kültürü yok edildiği için, bugüne kadar Türkiye'yi "yönetme" iddiasındaki halkın vergilerinden geçinenler, utanma gereği de duymuyor... İşini seven ciddi bir arşivci, gerilere dönse de, Polonya'ya "demirperde" diyen Türkiye'yi yöneten zevatın hamaset edebiyatı ile gerçekler arasındaki farkı ortaya bir dökse...
****
Polonya'ya, Sabah adına rejim değişikliğini izlemek için on dört yıl önce gitmiştim. O izlenimleri uzun uzadıya yazdım da...
Polonya, AB'nin müstakbel üyelerinin en büyüğü. Üstelik tarım sektörü en geniş olanı.
On dört yıl önce, ben oradayken fiyatlar serbest bırakılmıştı. Otel odasının tam karşısında, sanki geceye rağmen hiç kımıldamamış gibi duran kuyruklar, fiyatlar serbest bırakıldığında da azalmamış, hatta artmıştı. Nedenini araştırdığımda, Polonya'nın yerli yerine oturması için, dört kuşağa ihtiyaç duyulan piyasa ekonomisine ne kadar uzak olduğunu görmüştüm. Kırsal kesimdeki ürünü kentlere ulaştıracak gelişmiş özel bir taşımacılık kurumu yoktu. Fiyatlar serbestti ama alıcı ile satıcı buluşamıyordu. Şimdi o Polonya, AB üyesi, Türkiye ise hala Ankara bürokrasisinin kendi egemenliğine tehdit olarak gördüğü endişeleri yüzünden zorlanmaya devam ediyor.
****
Türkiye ile Polonya'ya ait son göstergelere tekrar baktım. Polonya'nın yüz ölçümü 323 bin kilometre kare, Türkiye'nin ki ise 775 bin kilometre kare... Neredeyse bir buçuk misli daha büyük bir toprağa sahibiz...
Son resmi rakamlara göre Polonya'nın nüfusu 38.7 milyon... Türkiye ise 66.2 milyon... Kilometrekareye Polonya'da 127, Türkiye'de 86 kişi düşüyor... Yarımızdan küçük Polonya, Türkiye kadar üretiyor. Milli Geliri 163.9 milyar dolar. Türkiye'nin ki ise, 168.3 milyar dolar...
Türkiye için üretim temel bir sorun değil. Nitekim beş milyonluk Norveç de Türkiye kadar üretiyor. Ülke bundan katiyyen gocunmuyor. Zaten yetersiz üretim toplumsal gündem maddesi de değil. Polonya'da kişi başına düşen gelir 4.240 dolar, Türkiye'de ise 2540 dolar...
Polonya'da nüfus artışı ortalama bir kadının doğurduğu çocuk sayısı itibariyle 1,4 iken, Türkiye'de 2.5... Bir Polonyalı ortalama 73 yıl yaşarken, bir Türk'ün ömrü 69 yıl sürüyor.
Üretkenliğin boyutlarını göstermek açısından yararlı bir son gösterge ise, kişi başına düşen enerji tüketimi. Polonya'da kişi başına enerji tüketimi yılda 2416 kiloenerji iken, bu bizde 1093 kiloenerji... Durum ortada...
****
AB tam üyeliğini kendi halkının onayına sunan Polonya'nın da ciddi sorunları henüz bitmiş değil. Müzakere sürecinde Türkiye için de büyük bir baş ağrısı olacak olan tarım, Polonya için de ciddi bir mesele... Eski sosyalist ülkeler arasında tarımı hala çözmemiş ülke yok gibidir. Polonya bunlar arasında bir istisna... Ayaklanmalardan çekinen dönemin Komünist Parti Genel Sekreteri Gomulka toprak reformunu benimsemedi. O nedenle sanayi işçileri, küçük tarım işletmelerinin de sahibi olmaya devam etti. O dönem çözülmeyen konu, şimdi aşılması gereken önemli bir engel. Türkiye ise, hala sanayileşmesini tamamlamamış koca bir tarım ülkesi. Türkiye'ye katkı sağlayan en büyük muhalefeti AB süreci yapıyor. Ne olup olmadığımızı AB'nin boy aynalarında açıkça görüyoruz. Bundan yararlanmalıyız.
Polonya'nın kendi tam üyeliğini halka onaylatması ıskalanacak bir haber değildi. On dört yıl içinde Komünist rejimden gelip AB üyeliğine tırmanan Polonya örneği ve bunun Türkiye ile kıyaslanması bize çok şey öğretir.
Üstelik utanmayı unutmuş gözüken, "yönetenler" sınıfına da utanmayı hatırlatabilir.
Dünün "Demirperde" ülkesi Polonya, dün halkı referanduma yüzde elli oranının üzerinde oy verdiyse artık AB tam üyesi...
Ya Türkiye?
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|