kapat
09.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL


İşte Babadağlı'nın sırrı Tatlı rekabet ve Babadağlı özel çeki

Denizli'nin küçük bir kasabasından yola çıkarak, ilçelerini 'tekstilin başkenti' haline getiren Babadağlı işadamları işin sırrını anlattı. "Birbirimize güveniriz. Boş kağıda, şu kadar parası bizdedir, diye yazdık mı Babadağ çeki olur. Bugün bile resmi çekten daha geçerlidir"

Her biri sıfırdan başlayıp bugün Türkiye'nin en büyük şirketlerini yaratan Babadağlı işadamlarının sırrı kendi deyimleri ile aralarındaki 'tatlı rekabet'. Başarılarını çekirdekten yetişme birer üretici ve tüccar olmalarına ve çalışkanlıklarına bağlayan Babadağlılar, sanayici olmalarını da birbirlerine özenmelerine ve aralarındaki rekabete borçlu. İçlerinden birinin başarılı olmasının hepsini harekete geçirip, fabrikalar kurmaya itiyor

"Biz birbirimize baktık hep. Birimiz başarılı oldu, ardından 'O olduysa neden ben olmayayım?' dedik, biz de fabrika kurduk. Baktık birinin 10 tezgahı mı var, 'O zaman benim 12 tane olacak' dedik ve öyle çalıştık. Biz çalışmaktan başka bir şey de bilmeyiz zaten." Denizli'nin küçük bir kasabasından yola çıkarak, Türkiye'nin tekstil devleri arasında giren ve ilçelerini 'tekstilin başkenti' haline getiren Babadağlılar arasında rekabet kadar dayanışma ve güven duygusu da geçerli. Birbirlerine sözle kefil olan Babadağlılar aralarındaki alışverişlerde hala çek ve senet kullanmıyor. 'Babadağ çeki' ya da 'Babadağ pusulası' adını verdikleri bazen bir takvim yaprağına, bazen de post-it üzerine yazıp imzaladıkları alacaklarını belirten kağıtlar, hem dayanışmanın, hem de güvenin sembolü olarak geçmişte olduğu gibi bugün de geçerliliğini koruyor.

BU ÇEK HER YERDE GEÇER
Ada Çorapları ve İç Giyim Sahibi Tekin Ada, şöyle diyor "Babadağ çekini biz yarattık. Bu tüm piyasada resmi çekten bile daha değerlidir. Bugün bile bunu kullanırız. Boş kağıda, şu kadar parası bizdedir, deyip ödeyeceğimiz tarihi verdik mi bu artık bir Babadağ çeki olmuştur. Her yerde kullanılır."

Ada, mendil üreticisi olarak başladığı ticaret yaşamını 1970'de çorap üreticisi, 1996'dan itibaren de hem çorap, hem de iç giyim üreticisi olarak sürdürüyor. Ada, ürünlerinin yüzde 80'ini ihraç ediyor.

NESA Tekstil'in sahibi Nevzat Özel, Babadağ'da her evin birer entegre tesis olduğunu söylüyor, "Evlerin alt katında ürettiklerimizi pazarlarda sattık. Biz üretici ve tüccarız. Sermayemiz oluşunca da hepimiz birer sanayici olduk" diyor. 1978'de 5 Babadağlı arkadaş olarak yola çıktıklarını, bugün de devam eden Denteks'i kurduklarını anlatan Özel, "5 yıl sonra her birimiz kendi fabrikalarımızı kurduk. Ayrılmamıza rağmen aramızdaki dostluk ve dayanışma hiçbir zaman bitmedi" diyor. Ürettiği ev tekstili ürünlerini ABD ve AB ülkelerine sattıklarını anlatan Özel, geçen yıl 20 milyon dolar ihracat yaptıklarını, gelecek yıl da 3.5 milyon dolarlık yatırım yaparak kapasitelerini arttıracaklarını belirtiyor.

HEPSİ BİR AİLE ŞİRKETİ
Ozan Tekstil'in sahibi Zafer Katrancı, ise başarının sırrını biraz da aile şirketlerine bağlıyor. Oğullarının başında bulundukları Oğuzhan ve Alper Tekstil ile geçen yıl 40 milyon dolarlık ihracat yaptıklarını belirten Katrancı, "Babadağ'da tüm fabrikalar aile şirketi. Aile birbirini destekler" diyor.

YOLA İLK ÇIKAN KÜÇÜKER OLDU
Küçüker Tekstil'in sahibi Besalet Küçüker'in babası Mehmet Küçüker, Denizli'ye göç eden Babadağlıların örnek aldığı ve onlara 'O yaptıysa biz de yaparız' dedirten kişi olmuş. Mehmet Küçüker 1947'de o güne kadar el tezgahlarının olduğu Babadağ'a ilk mekanik tezgahı getirdi. Ancak ilçede elektrik olmadığı için aile 1948 yılında Denizli'ye göç etti. Besalet Küçüker, o günleri şöyle anlatıyor "Denizli'de tezgahı evin yanına kurduğumuz barakada çalıştırdık. Evlenince eşim ve bana tezgah alındı. Dokuyup Denizli'de pazarda satıyorduk. Sabah 04.00'te uyanır, gece 24.00'te yatardık. Kazanıp tezgah alıyor, çok dokuyor, daha çok satıyorduk. 1968'e kadar tezgahların bulunduğu barakalar bin metrekareye kadar büyüdü. 1953'te İstanbul'a gidip desen üzerine çıraklık yaptım. 1979'da artık baraka bizi taşıyamaz olmuştu. Sermaye ve evleri ipotek ettirip kredi aldık ve ilk fabrikayı kurduk."

1962-1985 yılları arasında havlu ürettiklerini ve 1985'ten itibaren de ihracat yapmaya başladıklarını anlatan Küçüker, "Yaklaşık 20 yıldır iç piyasaya mal vermiyoruz. Ağırlıklı olarak havlu, bornoz, pijama, sabahlık ve gecelik olmak üzere ABD ve AB ülkelerine ihracat yapıyoruz. Ortalama yıllık ihracatımız 40 milyon dolar" şeklinde konuşuyor.

TEKSTİLDE DEĞİL, PLASTİKTE BİR BABADAĞLI

Üreticilik ve tüccarlık bizim genlerimizde var
Güven Plastik'in sahibi Sedat Semerci dokumacılıktan yetişmesine rağmen işalanı olarak tekstili değil, plastiği seçen bir Babadağlı. "Aslında tekstilden kopmuş sayılmam, ben de tekstil ürünlerinin içine konulduğu torbaları üretiyorum" diyor Semerci "Tekstil ürünlerinin içine konulacağı ambalaj sektörde bir ihtiyaçtı. Babam 1966'da atölye olarak bu işe başladı, ben 1971'de fabrikayı kurdum. Sermaye olarak biraz elimizde para vardı, kredinin yanı sıra tefecilerden bile para aldım ve burayı kurdum. Şimdi Türkiye'nin her yerindeki tekstilcilere ambalaj üretiyorum. Babadağlıların bu kadar başarılı olmasına şaşırmamak gerek. Bizler çocukluktan üretici ve tüccar olarak yetişiyoruz. Bizlerin genlerinde var ticaret. Üstelik biz çok çalışırız. 45 yaşındayım ve 12 yaşımdan beri aralıksız çalışıyorum."

Lale çarşafları moda yarattı
Tüccarlıktan patronluğa yükselen Gökhan Tekstil'in sahibi Ahmet Gökşin, geçen yılki 40 milyon dolarlık cirosunun 22 milyon dolarını ihracat ile gerçekleştirmiş. "6 yaşında evimizdeki dokuma tezgahında çalışarak başladım, 49 yaşındayım hala durmadan çalışıyorum" diyen Gökşin hayatının dönüm noktasını şöyle anlatıyor "1979'da desenli lale çarşafları ilk kez çıktı ve moda olacağını anladım. Fason olarak bu çarşaflardan yaptırdım ve onları sattım, iyi kazandım. 1984'te ilk kez yine fason imalatçı olarak yaptırdığım malları Irak'a sattım, ertesi yıl 1 milyon dolarlık ihracat daha yapınca kendi işimi kurmaya karar verdim. Özal ihracatın önünü açarken bizim de ufkumuzu açtı. 1987'de 1 milyon mark sermaye ile fabrika temelini attım, 8 dokuma tezgahı ve 80 dikiş makinam vardı. Bugün 25 ülkeye ihracat yapıyorum."

DOKUMACILIKTAN ENERJİ SEKTÖRÜNE
Değirmenci Group'un Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Değirmenci, kardeşleri ile birlikte ilk işe 1958 yılında bir kiralık makine ile başladığını anlatıyor "Etrafı naylonla çevrili, tepesinde eternit olan bir barakada üretim yapıyor ve İstanbul, İzmir'de pazarlıyorduk. 1993 dönüm noktası oldu. İplik tüccarlığından üreticiliğe geçtik, havlu ve ev tekstili üretmeye başladık, ihracat yaptık ve büyüdük. Bugün 50 milyon dolar ihracatımız var ve bu yıl için 100 milyon doları hedefliyoruz. 8 yıl önce de kendi markamızı Evita'yı kurduk. Maraş'ta iki, Antep'te bir tane pamuk ipliği üreten fabrika kurduk. Şimdi enerji sektörüne gireceğiz."

Pervin KAPLAN


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır