kapat
09.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL


Bu fiyata Petkim zor olur

Zorlu Holding'in patronu Ahmet Nazif Zorlu Petkim ucuza gitti iddialarına sert cevap verdi "Bu söyleyenler sayı saymayı bilmiyorlar" Zorlu'ya göre, Petkim'e 605 milyon dolar bile fazla. Özelleştirmede amaç sadece devlete para kazandırmak değil devamlılığı da sağlamak

15 yaşında elinde bavulla bir o şehir bir bu şehir dolaşıp tüccarlık yapan Ahmet Nazif Zorlu bugün tekstilden elektroniğe, enerjiden finans dünyasına kadar 20 bin kişinin çalıştığı Zorlu Holding'in patronu. Nefes alacak zamanı yok. Sabah atlıyor helikopterine işlerine yetişmeye çalışıyor. En son Sanko ile beraber girdikleri Petkim ihalesini Uzan grubuna kaptıran Zorlu en çok "Petkim ucuza gitti" iddiasına sinirlenmiş. Böyle diyenler gelsin kendileri girsin ihaleye diyor "Özelleştirme sadece devlete bir anda para kazandırmak olmamalı, o kurumun yaşaması hedeflenmeli." Zorlu ile iş hayatından arta kalan zamanlarını, hayata bakış açısını ve Petkim'i konuştuk.

DÖNÜM NOKTASI
* İş hayatınızdaki dönüm noktası ne?

-Birkaç aşamalı aslında. Ama galiba her şey benim İstanbul'a gelişimle başladı. Tabii dönüm noktası derken ailemi de unutmamam gerek. 50 senelik bir geçmişimiz var.

* 90'lı yıllarda sizin için "Bu adam nereden çıktı? diye soranlar oldu...

-Hem de çok oldu. Ben de buna şaşırıyorum, biz öylesine birden çıkmadık ki. Özellikle piyasa bizi iyi bilirdi. Babamızdan bize geçen miras belki de en önemlisi yani güven. Biz Zorlu ailesi olarak kimseye kazık atmadık. Hiç kimseye borcumuzu gecikerek ödemedik.

* Hiç mi sıkışık döneminiz olmadı?

-Olmaz olur mu? Ama gerektiğinde faizle borç aldık ve yine borcumuzu zamanında kapadık.

ALMAK İSTİYORDUM
* Tekstille başladınız sonra bir çok alana el attınız en son da Sanko ortaklığı, hiç risk almaktan çekindiğiniz oldu mu?

-Merdivenden aşağı inerken bile bir risk var. Bir özelliğim var, çabuk karar veririm ama inanmadığım işe asla girmem. Gireceğim işin etüdünü mutlaka kendim yaparım. 15 yıldır muazzam aşama yaptık, hepsi bu titizliğin sonucu.

* Petkim ihalesi için neler söyleyeceksiniz? Bu sonucu bekliyor muydunuz?

- Tabii ki ihaleyi almak istiyordum ama olmadı. Son derece şeffaf bir ihaleydi. Biliyorsunuz biz önce Zorlu ve Sanko olarak ayrı girmiştik. Baktık ki güç birliği lazım, birleşmeye gittik.

* Sizin teklifinizle Uzan'ların teklifi arasında çok fark var mı?

- Hâlâ açıklamamız doğru olmaz aslında ama şöyle diyebilirim ki, bizimkiyle verilen teklif arasında dağlar kadar fark var. Biz oturduk işin fizibilitesini yaptık, oluruna baktık ve bir fiyat verdik. Yabancı şirketlere de incelettik. Gidebileceğimiz yere kadar gittik. Açıkçası bizim verdiğimiz fiyattan yükseğine bu işin çok daha iyi yapılacağını pek sanmıyorum.

* İhaleden sonra "Petkim ucuza gitti" diyenler de vardı.

- İşte ben bunları hiç ama hiç anlamıyorum. Özelleştirme ne demektir? Sadece ilk aşamada para kazanmak mı demektir? Hayır, tam tersine o kurumun yaşamasını da sağlamak ve dolayısıyla ayakları yere basan fiyatlara işin olurunu sağlamak demektir. Önemli olan özelleştirilen yerin sürekliliğinin sağlanmasıdır.

* Petkim'in asıl değerinin 3-4 milyar dolar olduğu yazıldı...

- Böyle bir para yok olamaz. Versinler bu parayı bana bakın bakalım neler yapıyorum, sadece Petkim mi? Bunu söyleyenler ya hesap yapmasını ya da sayı saymasını bilmiyor. Gelselerdi kendileri bu parayı önerselerdi, girselerdi ihaleye o zaman. Özelleştirmede sadece devlet kurtulmaz, yatırımcıyı da kollamak gerekir. Özelleştirilen kurumların iyi hale getirilmesini, yaşamasını istiyorsak yatırımcıyı da gözetmeliyiz.

* İhaleyi kazanan grup Petkim'de başarılı olabilir mi sizce?

- Kesinlikle başarılar diliyorum, inşallah başarılı ve verimli işletirler. Ülkem adına ben burası ucuza gitti falan diyenlere hiç ama hiç katılmıyorum. Tam tersi hayırlı uğurlu olur inşallah.

GÜÇ BİRLİĞİ SÜRER
* Petkim olmadı, yurtdışında Sanko ile beraber bir şeyler yapacak mısınız?

- Vallahi oturup konuşuyoruz, niye olmasın? Aklımızda var bir şeyler ama düşünme aşamasında. Ben bu güç birliğinin önemli olduğuna inanıyorum. Birlikte önemli işlere imza atabiliriz gibi geliyor. Herşey nasip işi, hayırlısıysa olur.

* Küçükten beri ticarete meraklısınız.

-Hala çok meraklıyım. Kalktım Babadağ'dan Karadeniz'e ticaret yapmaya gittim. Hala sorarlar niye oraya gittin diye... Valla kardeşim ticaret neredeyse oraya giderim. Dünyanın öbür ucunda ticaret var, iş var deseler oraya giderim. Uzayda ticaret yapıldığını duysam oraya da giderim. Dünyanın her yanında herkes benim gibi düşünüyor, Japonlar Amerikalılar hep bu zihniyetle çalışıyor. Bizim ise maalesef Akdenizli bir kanımız var ya o pek iyi değil.

* Tembel miyiz yani Türk milleti olarak?

-Biraz rahata düşkünlük diyelim. "İki dönüm bostan yan gel Osman" diyorum ben buna. Aklımız fikrimiz tatil yapmakta. Avrupalı Amerikalı deli gibi çalışıyor oysa. Aslında Türk milleti çok zeki ve pratik zekası da kuvvetli.

HER GÜN DAHA İLERİ
* Hiç siyasete atılmayı düşündünüz mü?

- Benim siyasetim belli. Siyaset tecrübe isteyen bir iştir öyle, ben siyasetçi olacağım diye yapılmaz. Girsem yapamaz mıyım tabii yaparım ama bizim işimiz değil. Ama en önemlisi siyasetçilerin işadamlarıyla birlikte hareket etmesi gerekiyor. Örneğin benim için hükümetin hiç bir partisi yoktur. Yani başarılı olsun yeter, partisi hiç önemli değil. Ülke olarak kendimizi yenilememiz şart. Her gün biraz daha ileriye gitmek zorundayız.

* Uzayda bile ticaret yaparım diyorsunuz, sürekli yenilenmeden bahsediyorsunuz. Türkiye'nin gerçeklerini gözönüne aldığınızda hiç umutsuzluğa kapıldığınız olmuyor mu yani?

- Üniversitedeki gençleri, çocukları düşündüğümde çok umutsuzluğa kapılıyorum. Oradaki gençlerin durumunu görüyorum, piyasanın halini biliyorum... Bu gençler iş bulamazsa ne olur? Ama yine de geleceğe umutla bakmak istiyorum, herşeyin iyi olacağına inanmak istiyorum. Biz ülke olarak bazı işleri doğru yaparsak bizde ne cevherler var... Zaten son günlerdeki bütün başarılarda da bunun örneklerini yaşıyoruz. Biz Türkler olarak özel sektör, hükümet herkes gençlere iş bulmak zorundayız. Şu andaki hükümetin fikirleri güzel ama tatbikat lazım. Daha önce de söyledim başbakanın tüccar gibi çalışması lazım. Ülkesini her anlamda pazarlaması lazım.

- Berlusconi gibi mi?

- Tabii onun gibi. Yapmış işte tüccarlığını durum ortada. Bizim başbakan da bunu yapacak, yetişemezse danışmanlarını görevlendirecek ama mutlaka işin başında olacak. Rahmetli Özal da bunu böyle yapıyordu. Her şeyin kararını çabuk vermek, kontrolünü bizzat yapmak lazım. Bizde maalesef bürokrasi yüzünden hiç bir şey hızlı ilerlemiyor. Çabuk olmamız lazım, bütün dünya ilerliyor onu yakalamamız şart.

Hesap kitap işini ben yaparım
Ahmet Nazif Zorlu çok küçük yaştan beri matematikle ilgili her şeyi sevdiğini söylüyor

* 13-14 yaşındayken iş hayatına atıldınız. Çocukluğunuzu yaşadığınız anılar da var mı?

-Çok az aslında, hiç düşünmemiştim. Hep işin içindeydim. Pazar günleri bir yürüyüş yeri vardı. Kızlar ve delikanlılar oraya birbirlerini görmek için gelirlerdi. Babadağ'ın Pazar gezmesi ünlüydü hani. Ben de o pazarları iple çekerdim. Arsa sıra arkadaşlarla buluşur hayaller kurardık.

* Ne gibi hayaller?

-İşadamı olacağız vesaire... Aklımız fikrimiz İstanbul'a gitmekteydi. Bir Salı günü işten sonra gizlice kaçmaya karar verdik. İstanbul'a gidip kalıp döneceğiz. Öyle kolay iş değil kaçamak yaptığımız zaman sopayı yerdik.

* Babanız otoriter miydi?

-Hem de ne otoriter yani ondan gizli bir şey yapmak zor. İş çıkışı öylesine yorulmuştum ki arkadaşlarımı yarı yolda bıraktım, bana çok kızdılar ama onlar gittiler. Daha sonra babama bu planı anlattığımda bana "İyi ki gitmemişsin seni orada bulup arkana taş bağlayarak buraya kadar getirirdim" demişti, hiç unutamam.

* Madem işadamı olma hayalleri kurmuştunuz niye okulu bıraktınız?

-O zaman yakınlarda okul yoktu, gözümde büyümüştü uzaklara gitmek. Ayrıca çok önemli işler yapıyordum dükkanda, muhasebe ile ilgileniyordum ve kendimle gurur duyuyordum. O yüzden okumayacağım ve çalışacağım dedim. Her zaman içimde ticaret yapma hissi vardı. Matematiğim çok kuvvetliydi.

* Hâlâ iyi hesap yapar mısınız?

-Hala hesabı kitabı kimseye bırakmam. Hesap makinasını bile çok az kullanırım. Yani 10 parmak daktilo yazmak gibi bir şey benim için. Pratik hesabım çok iyidir, alışkanlık tabii...

Bizde büyük sihir var
"Süreyya Ayhan da bizim gibi mütevazi ve çok iyi bir insan. Süreyya da azmetmiş, ona da inanmadılar bize inanmadıkları gibi. İşte bundan etkilendim ve o yüzden hemen reklam için "Olur" verdim. En önemlisi de orada oynayan küçük kız çocuğu. Nasıl koşuyor hiç dikkatlice baktınız mı? O kız çocuğunu soracağım, kim olduğunu öğreneceğim ve okumasını üstleneceğim. Uzun zamandır aklımda bir türlü ilgilenemedim. O çocukta bir şey var, pırıltı var, "Ben buyum" diyor gözleri. Sadece bir oyun ya da reklam değil kendini oynuyor. Bu bakışı bir çocuğa zorla asla yaptıramazsın, her seyredişimde tüylerim diken diken oluyor. O çocukta, Süreyya'da ve bizde aynı sihir var."

Öylesine gururlanıyorum ki, kendi reklamım gibi seyretmiyorum. Sanki büyük bir başarı öyküsü gibi. Süreyya Ayhan'ın oynaması çok iyi oldu. Tamaman bizim şirketin azmini ve gücünü anlatıyor.

Boğaz'da ev aradım bulamadın
Yeşilyurt'ta oturan Ahmet Nezif Zorlu, en iyi semtin kendisininki olduğunu söylüyor

* Evde sadece Vestel marka ürünleri mi kullanıyorsunuz?

-Tabii ki sadece Vestel.

* Hani kazara biri Sony marka bir elektronik eşya alıp gelse?

-Olmaz canım öyle şey olur mu?

* Peki tekstil ürünlerinde? Ailenin hiçbir üyesi yurtdışından alışveriş etmez mi?

-Tekstil ürünlerinde de bu geçerli. Ara sıra yurtdışına gittiğimde birkaç kravat alırım o kadar. Öyle yurtdışında alışveriş yapmak gibi bir merakım yoktur. Zaten yılda iki kez alışveriş yaparım, toplam iki saat. O iki saatte zaten alacaklarım bellidir. Yani yılda sadece dört saatimi alışverişe ayırırım, zaten bence yeter de artar bile...

* Sürekli bir yerlere yetişiyorsunuz, sürekli koşturma halindesiniz. Şehirler arası yolculukları helikopterinizle yaptığınızı biliyorum, peki İstanbul trafiğiyle nasıl başa çıkıyorsunuz?

-Başa çıkamıyorum. İnsanların vurdumduymazlığına inanamıyorum. Örneğin ben çıkmışım işime gidiyorum, adam arabasının direksiyonunda ikinci şeritte park etmiş, sigarasını içiyor. İşte bunları gördüğümde deliriyorum. Yahu adam senin arkanda bir sürü araba birikmiş, herkesi etkiliyorsun hiç mi vicdanın yok?

* Sık sık sinirlenir misiniz peki?

-Bu tarz konularda sinirlenmemek için, biniyorum arabama gözlerimi kapatıp şoförüm beni işime getirene kadar açmıyorum. Eğer sabah güne sinirlenerek başlarsam bütün günüm kötü geçiyor. İstanbul'da insanlara inanmak mümkün değil. ben hem iş hayatımda hem de özel hayatımda kimseyi negatif etkileyecek bir şey yapmak istemem, uzak dururum, herkese saygım vardır.

* İşyerlerinize oldukça uzakta, Yeşilyurt'ta oturuyorsunuz. Niye Yeşilyurt?

-Çok uzun zaman, üç yıl kendime Boğaz'da bir ev aradım ama alamadım.

* Neden? Çok mu pahalı?

-Oturduğum yerlere özenirim, etrafını her yerini pırıl pırıl yapmak isterim. Kendi evimin etrafını da yaptım. Ağaçlar çiçekler, gittiniz mi hayatı görüyorsunuz. Şimdi boğaza bakıyorum bir taraf cennet, bir taraf cehennem.

* Gecekondulardan mı bahsediyorsunuz?

-Boğaz gecekondu dolu. Ben gideceğim onun yanında çok daha iyi şartlarda oturacağım, o beni, ben onu göreceğim. Bu olmaz. Yeşilyurt gerçekten çok yeşil, orayı tercih ediyorum.

* Ailenize yeterince zaman ayırabiliyor musunuz? Çocuklarınızın doğumgünlerinde yanlarında olabiliyor musunuz?

-Haftasonunda beraber olmaya çalışıyoruz. Karımla da zaman geçirmeye özen gösteriyorum ama doğumgünleri de benim için o kadar da önemli değildir hani, olmazsa olmaz diye bir şey yok yani.

Balçiçek PAMİR


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır