kapat
09.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL


Yatların sihirli dünyası

Denizciler anlatıyor. Her şey bir "tekne" sevmekle başlarmış. Sonra vazgeçilmez olurmuş sonsuz mavilikler. Bir de, tutkuya dönüşürmüş güverteler, yakamozlar, sarı pirinçten "dümen"ler

BAÅžLARKEN
Gözlerinde yakamoz parıltıları, yüreklerinde deniz sevgisiyle hiç bilmedikleri yeni limanlara yelken açtılar. Kendi hür kıyılarında taşan dalgaları bile seyrederken duygulanan deniz tutkunları onlar. En büyük hazineleri çocuklarına ya da torunlarına miras bırakacakları "mavi" hikayeleri. Bir zamanların, ekmek teknelerini Ayvansaray'ın küçücük imalathanelerinde yeşerttikleri umutlarla dolduran esnafı, şimdinin büyük yat üreticileri onlar.

Bir tekneyi sevmekle başlamış öyküleri. Ayvansaray'da sandal üreten esnaf kimliğinden sıyrılıp, Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde milyon dolarlık yatlar inşa eden işadamı kimliğine doğru yol alırken de o sevgi hiç eksilmemiş yüreklerinden. Bu sayede tekne imalatçılığında 600 yıllık bir geçmişe sahip olan Türkiye'yi, mega yat üretiminde Amerika, İtalya ve Hollanda'dan sonra dördüncü sıraya yerleştirmişler.

Her yıl giderek büyüttükleri iş hacimleri sayesinde Türkiye, dünya çapında ünlü bir yat merkezi haline gelmek üzere şimdi. İstanbul, Marmaris, Bodrum ve Kuşadası çoktan Avrupalı yatçıların hedef bölgeleri haline dönüştü. Ve bu hedef bölgeyi yaratanlar sektörün isimsiz kahramanları. Her birinin hikayesi ayrı ama mutlaka "deniz"le, "yat"la ilgili.

GENÇ NESİL ÇOK HIRSLI
Özgen Yatçılık'ın sahibi Boray İşcen genç nesil imalatçılardan. Henüz 30 yaşında ama elde ettiği başarılar kendisini bile şaşırtmış. Tuzla'da 600 metrekarelik alanda, 30 kişilik bir ekiple ürettiği tekne ve yatları Hollanda ve Amerika'ya satıyor. Fiyatı 80 bin dolardan 160 bin dolara kadar çıkan tekneleriyle yılda 2.5 milyon dolar ciro yapıyor. Dalga sesleriyle büyüyen İşcen'e bu tutku dededen miras. "Taa Ayvansaray'dan geliyoruz" diye başlıyor ailesinin hikayesini anlatmaya "1946'da aksesuar satış mağazamız vardı. Bizimki Tuzla'da açılan ilk malzeme mağazasıdır. Küçücük bir dükkanda boya, çivi, macun satarak, her geçen yıl ürün yelpazesini genişletmiş. Çocukluğumdan beri hep büyük armatörlerin içindeydim. Rahmetli dedem ilk tekneyi yaptığımda denetledi ve çok beğendi. Beni en çok kamçılayan bu oldu. 'Bu işi yapayım mı?' diye hiç düşünmedim çünkü zaten içindeydim. "

DIŞARIDA BAYİLERİ VAR
1996 yılında ise tekne imalatına başlayan İşcen, Hollanda ve Amerika'ya 124. tekneyi ihraç ettiklerini gururla anlatıyor. "Oralarda bayilikler kurduk. İlk tekneyi beş ayda bitirip Hollanda'ya satmıştım. Ardından tekne siparişleri çorap söküğü gibi gelmeye başladı. Şimdi bu ülkeye ayda dört tane tekne gönderiyoruz. Hollanda'da artık güç sağladık. Bunun yolu titiz çalışmaktan geçiyor. Beğenmediğimiz tekne ve yatları defalarca değiştiriyoruz. Şimdi Hollanda'dan yeni projeler bekliyoruz. Bu projeler için yeni bir kadro hazırlığındayız. Hollandalı'nın kendi ülkesinde projelendirdiği tekneleri fason olarak Türkiye'de üretmeye başlayacağız. Bu iş beni şimdiden heyecanlandırıyor. Teknelerini bize yaptırmak istiyorlar. Oradaki bir derginin dört sayfasını bizim yaptığımız teknelere ayırmışlar. Test etmişler" diyor.

YEDİ YAŞINDA BİR FLOKÇU
Stand-art Group'un sahibi Korhan Tegul'un ise denizle ilk ciddi "temas"ı 7 yaşında gerçekleşmiş. Babasının teknesinde flokçu(yardımcı) olarak çalışmaya başlamış. Yelken yarışçısı olan babasının kendisini 13 yaşında, "Baba denizcilerle" yarıştırması sonucu aldığı dereceyle hayatının rotasını belirlemiş. Çok sert bir havada start alan on beş teknenin Yeşilköy açıklarındaki yarışında küçücük bedeniyle üçüncü olmuş. "Herkesin zorlanacağı bir havaydı. Zaten yarışın sonunda da batan teknelerden anlaşılmıştı bu. On beş tekne start aldı ve beş tekne kaldık. Kıyıya geldiğimde babam, 'Önemli olan derece alman değil bu yarışı bitirebilmendi. Bak arkana, kaç tekne ayakta duruyor' demişti.

Tegul yalnızca yarışmamış, üretim sürecine de katılmış. On bir yıldan bu yana Tuzla'da yat imalatı yapıyor. 8 kişiyle başladığı iş yerinde şu anda 94 işçi çalışıyor. Tegul, şimdilerde "speed" adını verdiği yepyeni bir modelin seri üretimini gerçekleştirmeye çalışıyor.

Bu tekneyi revize etmek çok heyecan verici
Bugüne kadar sayısız tekne ve yat imal eden Tegul için en önemlisi 1999 yılında revize etmeye başladığı Türkiye Cumhuriyeti 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın kullandığı yat. Hurdaya çıkan yatı baştan yaratan deniz aşığı, bu işin kendisini çok heyecanlandırdığını söylüyor

"Hurdaya çıkan bu yatı bir arkadaşım satın almıştı ve bana getirdi. Yeniden tasarlayıp dizayn ederek hayat verdim. Önümüzdeki ay sonu denize indireceğiz. Adı Umur Bey. Büyük bir tarihi değeri olduğu için dokusuna saygı göstermek zorundaydım. Olduğundan daha güzel yapmaya çalıştım. İnce eleyip sık dokuduk."

YARIN
* Devleşen sektörün büyüsü, "Babalar ve oğullar" birlikteliğini yarattı.

* 46 yıldır denizle yaşayan Erdoğan Atalay, "Ölümü teknede karşılamak istiyorum" diyor.

* Egemar'ın sahibi Ege Karman, üzerinden tekne geçmesine rağmen denizden kopamıyor.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır