kapat
Sabah Gazetesi 21.04.2003

Mudo çalışanlarının ağlama duva benim

Mudo'nun sahibi Mustafa Taviloğlu'nun 30 yıllık eşi Lüset Hanım, gölgede duruyor ama her işi yapıyor. Eşinin hem sekreteri, hem iş ortağı: Ben çanta taşıyıcısıyım. O parasına bile sahip çıkamaz, düşürür. Çalışanları içinse 'ağlama duvarı'yım

O AKŞAM Lüset Taviloğlu'nun masasının üzeri, 10 binin üzerinde Mudo müşterisinin adreslerinin yazılı olduğu kağıtlarla doluydu. Bütün gün telefon başında olduğunu anlatıyordu. Bir yandan masasını toparlamaya çalışıyor bir yandan da "50 yıldır hiç bu kadar telefon etmemiştim. Başkası yaptığı zaman kontrol etmek beni daha çok yoruyor. O yüzden ben yapıyorum" diyordu. Evin giriş katındaki mutfak mutfaklıktan çoktan çıkmış ve Lüset Taviloğlu'nun ofisine dönüşmüş. Mustafa Taviloğlu'nun ofisi de evin bir üst katında.

Mudo mağazalarını bir zincire dönüştürerek önemli bir başarıya imza atan Mustafa Taviloğlu'nun arkasında başarılı bir kadın var. Ön plana çıkmamaya özen gösteren Lüset Hanım sade, müthiş samimi, evinin salonundaki halıyı tam 28 yıldır değiştirmeyecek kadar tutucu ve ilginç bir kadın.

Görüştüğümüz gün Lüset Taviloğlu, Amerika seyahati için bavul hazırlamakla meşguldü. Dönüşte de Avrupa'da fuara yetişeceklerdi. Mustafa Taviloğlu, hiçbir iş gezisine, eşi olmadan çıkmıyor. Gezilerde 'Bay Mudo'nun eli, ayağı kısacası herşeyi o.

ÇANTA TAŞIYICISIYIM

"Düzen daha ilk evlendiğimiz zaman öyle oldu. Hiç bir şey değişmedi" diyor Taviloğlu. Bir yandan Aslı ve Ömer adındaki iki çocuklarını büyütüp, okullarıyla ilgilenirken, bir yandan da eşinin iş ortağı olarak akla gelen herşeyi yapan bir kadın: "Mudo'yla seyahat etmek beni çok yoruyor. Onun hem sekreteri, hem iş ortağı oluyorum. Gündüz işte yapamayacağı bütün şeyleri bana yıkıyor. 'O mala senin de bakmanı istiyorum' diyor. Uçak biletleri, para hep bende. Ben çanta taşıyıcıyım! O parasına sahip çıkamaz, daha birinci saatte düşürür."

Lüset Taviloğlu, ilk başlarda Fransa'daki defilelere eşiyle birlikte gider. Mudo fotoğraf çeker, sonra fuarlar dolaşılır. Lüset Taviloğlu da hep eşinin yanı başındadır. İlk başlarda Taviloğu'nun Fransızca'sı iyi olmadığından, bütün konuşmaları, çetin pazarlıkları da Lüset Taviloğlu yapar.

AĞLAMA DUVARIYIM

Gerçek anlamda Mudo mağazalarıyla ilgilenmeye Lüset Taviloğlu, 1994 yılından sonra başlamış: "Bana ne yapıyorsun diye sordukları zaman cevap veremiyorum. Sabah 9, akşam 5 değil ki. Yaptığım doğru dürüst ne halkla ilişkiler, ne muhasebe. Dönem dönem çok emeğim var. Çünkü çocuklar küçükken bu işi yapamadım. Hep çocuklara endeksli bir hayatım oldu. Tam 20 yıl. Şimdi 'ne iyi eğitilmiş çocukların var' diyorlar. O zaman, 'demek ki değmiş' diyorum."

'ÇocuklarIm' dediği Scooter marka aksesuarların ithalatının yapılmasına, bir bir sayılıp ayrı ayrı paketlenmesine, etiketlenmesine, Mudo mağazalarına tek tek dağıtılmasına kadar her ayrıntıyla Lüset Taviloğlu bizzat ilgileniyor. Bazı günler, evdeki yardımcılar ve şoför de bu çalışmaya katılıyor.

REKLAMCI OLACAKTIM

Sık sık mağazalara aksesuar götürmekten artık yorulduğunu itiraf ediyor. Ne de olsa, mağazaya girince, malı bırakıp çıkamıyor. Her türlü aksaklık gözüne çarpıyor ve başlıyor düzeltmeye. Bir de Mustafa Taviloğlu'ndan çekinen ya da Lüset Taviloğlu'na dert anlatmayı daha uygun bulan mağaza müdürleri var.

Bayan Mudo, "Mudo'ya söyleyemediklerini bana söylüyorlar. Ağlama duvarı gibiyim" diyor anlatırken.

Mustafa Taviloğlu'yla hayatın zıtlıkları birbirine yakınlaştırmış onları sanki. Mustafa Taviloğlu ne kadar içi içine sığmaz, değişikliklere açık, hiperaktif biriyse, Lüset Taviloğlu da o kadar dengeli, sakin ve tutucu. Belki de bu kadar farklı karakterlere sahip olmaları, 30 yıldır süren mutluluğun da formülü.

Elİnden duaları eksik olmayan Lüset Taviloğlu, Musevi Cemaati'nin önemli isimlerinden "Camcı Sion"un torunu. Lüset (Sion), Taviloğlu'na aşık olunca, iki dinle nasıl aynı evde yaşanacağının da en güzel örneğini vermişler.

Lüset Taviloğlu, o yılları anımsarken, "Taviloğlu beni dua ederken gördüğünde, 'bu kadın tam bana göre' demiş. Ne kadar ilginç. Böyle birşey olabilir mi? Yanlış dinden ona göre bir kadın. Ancak bunu Mudo düşünebilir. O da benim gibi çok dua okur. Çoğu zaman İbranice duaların yanında Ayet'el Kürsi ve Yasin'i okurum" diyor.

KAYINVALİDEMİN FELAKETİ

Lüset Taviloğlu, vaktiyle liseyi bitirince, Sorbonne Üniversitesi'ne gideceğini ya da grafik dizayn okuyup Eli Acıman gibi iyi bir reklamcı olacağını sanıyormuş. Yani kariyer yapacakmış. Ama Taviloğlu'yla Beşiktaş'ın basketbol maçında karşılaştıkları gün, hayatındaki büyük değişiklikler de başlamış. Neyse ki bir Musevi'nin ancak ve ancak bir Musevi'yle evlenmesi gerektiğine inanan, muhafazakar bir ailede büyümemiş ve evliliğine ailesi sıcak bakmış. Ama okuması mümkün olamamış. Lüset Hanım, "Hem evlilik, hem okul olacak gibi değildi. Mudo öyle bir adam değil. Kıskançtı" diyor. Özetle, eğitim defteri, İngiltere'de İngilizce öğretmenliği için bir yıllık sertifika programınının tamamlanmasıyla kapatılıyor.

Lüset Taviloğlu'nun anne ve babası din konusunda baskı yapmamış; aşkına saygı göstermişlerdi. Peki ya Mustafa Taviloğlu'nun ailesi nasıl tepki vermişti? Üstelik Lüset Hanım'ın anlattıklarına bakılırsa, dinin bütün gereklerini yerine getirmeye çalışan, muhafazakar bir aileden geliyordu Bay Mudo.

"Kayınvalideme; ki ben çocuklarımın babaannesi olduğu için hep babaanne derim. Bir gün dedim ki; 'Babaanne hayatında başına daha kötü birşey gelebilir miydi?" Kayınpederim de çok dinine bağlıdır. Ama aynı zamanda dinin bütün vecibelerini yerine getirirler. 'Takdiri ilahi, Allah böyle istedi, böyle olmalıydı' dediler. İtiraz edecek karakterde insanlar değiller. Bence bu bir felaket! (gülümsüyor)"

Lüset Hanım, mükemmeliyetçi yapısını ise şöyle anlatıyor: Ben çok düzenliyim. O feci dağınık. Dünyada çiftçiler ve avcılar varmış. Araştırmadan ortaya çıktı ki ben mükemmel bir çiftçiyim. Ne ekeceğimi, ne dikeceğimi, ne kazanacağımı biliyorum. Ve benden ancak muhasebeci olurmuş! Mudo avcı; çok yaratıcı, yeniliklere açık. "