kapat
Sabah Gazetesi 12.01.2003

YAVUZ DONAT

VİTRİN

Hayatı roman

Latif Bey, Elazığ'ın Hüseynik Köyü'nden. Köylü onu "Silahçı Latif" diye bilirmiş.

Zira Latif Bey "silaha... Silah tamirine" meraklıymış. Oğluna "vasiyet" etmiş.

- Silahçılık yap.

Oğlu Mustafa (Aliş) babasının yolundan gitmiş. Hatta "silah yapmaya bile" başlamış.

Köylü ona "Çakmakçı Mustafa" dermiş. O zamanlar tüfekler "çakmaklı olduğu için... Yani horozu dışarda bulunduğu için."

Mustafa Bey de oğluna "baba vasiyetini" tekrarlamış:

- Büyük adam ol... Silahçı ol... Hatta... Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'nin subayları ve erleri, senin yaptığın silahı kullansın.

Oğul Sarsılmaz Aliş "olur baba" demiş.

"Dededen kalan işi" büyütmüş.

Hatta "silah fabrikası" kurmuş.

"Namı" yayıldıkça yayılmış.

"Avrupa'da, Afrika'da, Amerika'da" tanınır olmuş.

Ürettiği silahlar "dünyanın dört bucağında" müşteri bulmuş.

Sarsılmaz Bey "şiire de meraklıymış."

Birgün "şu dörtlüğü" yazmış:

Ölüm kaderde var, ömür yetmiyor,

Düşlerim bitmeden veda etmesem,

Hayallerim birgün gerçek olacak,

Kayan yıldızımı ah tutabilsem.

Ailesi, Sarsılmaz Bey'e sormuş:

- Düşün, hayalin nedir?

- Düşüm de, hayalim de, rahmetli babamın vasiyetidir... Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın ordusuna silah yapmak.

Günün birinde Genelkurmay'dan davet almış. Komutanlar demiş ki:

- Senin yaptığın silahları inceledik... NATO standardında... Türk ordusuna silah yapacaksın.

Sarsılmaz Aliş Bey sevinçten ağlaya ağlaya fabrikasına dönmüş.

Başlamış gece gündüz tabanca, tüfek üretmeye.

"İlk teslimatı yapacağı günü" sabırsızlıkla bekliyormuş.

Ve bir sabah erkenden kalkmış.

"Birşeyler" yazmış.

Yazdığını "ceketinin cebine" koymuş.

Saat 07.00'de fabrikaya gelmiş.

Tezgahlarda, "Atatürk'ün ordusu için yapılan silahları" görünce heyecanlanmış.

"Düşmüş... O anda ölmüş."

Ceketinin cebinden "şu dörtlük" çıkmış:

Çarşaf, çarşaf ilanlar ölünce yazılmasın,

Cenazemde çiçekler, çelenkler bulunmasın,

Alıp götürün beni bir köy mezarlığına,

Toprak her yerde aynı, bir ayrım yapılmasın.

Sarsılmaz Aliş Bey şimdi İstanbul-Aşiyan'da yatıyor.

Fabrikası ise günde üç vardiya "Atatürk'ün askerine" silah yapıyor.

Latif Bey, Elazığ'ın Hüseynik Köyü'nden. Köylü onu "Silahçı Latif" diye bilirmiş.

Zira Latif Bey "silaha... Silah tamirine" meraklıymış. Oğluna "vasiyet" etmiş.

- Silahçılık yap.

Oğlu Mustafa (Aliş) babasının yolundan gitmiş. Hatta "silah yapmaya bile" başlamış.

Köylü ona "Çakmakçı Mustafa" dermiş. O zamanlar tüfekler "çakmaklı olduğu için... Yani horozu dışarda bulunduğu için."

Mustafa Bey de oğluna "baba vasiyetini" tekrarlamış:

- Büyük adam ol... Silahçı ol... Hatta... Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'nin subayları ve erleri, senin yaptığın silahı kullansın.

Oğul Sarsılmaz Aliş "olur baba" demiş.

"Dededen kalan işi" büyütmüş.

Hatta "silah fabrikası" kurmuş.

"Namı" yayıldıkça yayılmış.

"Avrupa'da, Afrika'da, Amerika'da" tanınır olmuş.

Ürettiği silahlar "dünyanın dört bucağında" müşteri bulmuş.

Sarsılmaz Bey "şiire de meraklıymış."

Birgün "şu dörtlüğü" yazmış:

Ölüm kaderde var, ömür yetmiyor,

Düşlerim bitmeden veda etmesem,

Hayallerim birgün gerçek olacak,

Kayan yıldızımı ah tutabilsem.

Ailesi, Sarsılmaz Bey'e sormuş:

- Düşün, hayalin nedir?

- Düşüm de, hayalim de, rahmetli babamın vasiyetidir... Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın ordusuna silah yapmak.

Günün birinde Genelkurmay'dan davet almış. Komutanlar demiş ki:

- Senin yaptığın silahları inceledik... NATO standardında... Türk ordusuna silah yapacaksın.

Sarsılmaz Aliş Bey sevinçten ağlaya ağlaya fabrikasına dönmüş.

Başlamış gece gündüz tabanca, tüfek üretmeye.

"İlk teslimatı yapacağı günü" sabırsızlıkla bekliyormuş.

Ve bir sabah erkenden kalkmış.

"Birşeyler" yazmış.

Yazdığını "ceketinin cebine" koymuş.

Saat 07.00'de fabrikaya gelmiş.

Tezgahlarda, "Atatürk'ün ordusu için yapılan silahları" görünce heyecanlanmış.

"Düşmüş... O anda ölmüş."

Ceketinin cebinden "şu dörtlük" çıkmış:

Çarşaf, çarşaf ilanlar ölünce yazılmasın,

Cenazemde çiçekler, çelenkler bulunmasın,

Alıp götürün beni bir köy mezarlığına,

Toprak her yerde aynı, bir ayrım yapılmasın.

Sarsılmaz Aliş Bey şimdi İstanbul-Aşiyan'da yatıyor.

Fabrikası ise günde üç vardiya "Atatürk'ün askerine" silah yapıyor.

Üçköprü Köyü'nde bir dünya markası

Ankara'dan İstanbul'a giderken bazen "TEM otoyolunu" kullanmayız.

Yavaş, yavaş "eski yoldan" gideriz.

"E-5"ten.

Bolu Dağı'nı geçip de, Düzce'ye yaklaşırken yolun sağında bir "bina" dikkatimizi çeker. (Üçköprü Köyü'nde)

Etrafı "duvarla" çevrili.

Duvarın üzerinde "tel örgüler."

"Girmek yasaktır" yazıları.

Ve bir de üzerinde "Sarsılmaz" yazısı ile "tabanca resmi" bulunan, koca bir tabela.

GİTTİK, GÖRDÜK

Gittik "Tanrı misafiriyiz" dedik.

"Yasaklar" kalktı, içeri girdik.

Fabrikanın sahibi (Yönetim Kurulu Başkanı) Latif Aral Aliş "Avrupa'daymış."

Latif Bey "Sarsılmaz Silah Fabrikası'nı kuran Sarsılmaz Bey'in oğlu."

Fabrikada "Genel Müdür" vardı:

Mahmut Naci İnci.

Elazığ-Harput'tan.

Fabrika sahibinin "amcaoğlu."

ÜÇ VARDİYA

Fabrikayı gezdik.

400 kişi çalışıyor.

"740'lık bir makine parkına" sahip.

"Otomasyona geçmiş, entegre bir tesis."

Tabancanın, tüfeğin "bütün parçaları" burada üretiliyor.

Bir tabanca "49 ile 52 parçadan" oluşuyor.

Fabrika 24 saat çalışıyor... Üç vardiya.

Hava Kuvvetleri'ne, Kara Kuvvetleri'ne, Jandarma Genel Komutanlığı'na "silah" yapıyor.

Tabanca da, tüfek de.

DÜNYA MARKASI

Dedik ki:

- Daha, daha... Kimlere, ne yapıyorsunuz?

Genel Müdür Mahmut Bey önümüze "listeyi" koydu.

İtalya da var, Almanya da.

Amerika da var, Fransa da.

Mısır da var, Avustralya, Bangladeş, Tunus, Rusya, İsrail, Ürdün, Danimarka, İngiltere, Suudi Arabistan da.

Bir Türk firması "dünyanın 35 ülkesine" silah satıyor.

"Fabrikaya gitmesek... Herşeyi bizzat görmesek" inanmazdık.

TÜRKİYE MOZAYİĞİ

Genel Müdür dedi ki:

- Türkiye'nin en büyüğüyüz.

Ve devam etti:

- Avrupa'nın da ilk üçü arasındayız.

Yine devam etti:

- Tasarım da bizim, patent de, teknoloji de... Kadın, erkek... İşçi, mühendis... Türk insanının emeği.

Fabrika bir "Türkiye mozayiği."

Laz, Çerkez, Gürcü, Kürt... Tam 20 etnik kökenden insan var.

GALATASARAY

Fabrikada "sütunların rengi" dikkatimizi çekti:

"Sarı, kırmızı."

"Neden" dedik.

Genel Müdür Mahmut Bey güldü:

- Yönetim Kurulu Başkanımız Galatasaraylı... Ben de.

Fabrikadan ayrılmak istediğimiz zaman, bırakmadılar:

- Yemek yemeden gidemezsiniz.

"İşçi yemekhanesine" gittik, "karavanayı" yedik... Mükemmeldi.

Vedalaşırken bize bir de "hediye" verdiler.

"Paketi" açtık.

İçinde "kibrit kutusundan daha küçük ve daha ince" bir tabanca. (Beş santim)

Gümüşten yapılmış bir "Parabellum."

Hemen geri vermeye kalktık.

"Birşey olur... Şeytan doldurur" diyerek.

Mahmut Bey güldü:

- Hatıramız olsun... Anahtarlık olarak kullanırsınız.

NATO standardı... Smith Wesson kalitesi...

Yönetim binası "her dilden" takdirnameyle, sertifikayla, kalite belgesiyle dolu.

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun "takdir ve teşekkür yazısı" da var.

Üretilen silahlar "NATO testlerinden" geçmiş.

Fabrika NATO'nun "kalite belgesi" olan AQAP-120 almış.

"Üretim kalitesi" ile biraz daha ilgilenince bize "Avrupa ve Amerika'da yapılan test sonuçları" gösterildi.

Bu testlere göre... Düzce'nin Üçköprü Köyü'nde yapılan tabancalar, Amerika'nın Smith Wesson'uyla, İtalya'nın Beratta'sıyla, Almanya'nın Zigzaver'iyle "eşit seviyede."

"Bernardelli" de bizim

İtalya'nın ünlü silah firması "Bernardelli" sıkıntıya girmiş. Fabrikada "av tüfeği" de üretiliyor, "tabanca" da, "roket başlığı" da.

Bizimkiler (Sarsılmaz Aliş Beyler) İtalya'ya gitmişler.

"Al takke, ver külah" pazarlık etmişler.

Bernardelli'yi "satın almışlar."

Şimdi "bizimkiler" İtalya'da silah üretiyorlar. İtalya'ya satıyorlar.

İtalyan polisine, jandarmasına, mali polise. Asya'ya, Güney Amerika'ya, Uzakdoğu'ya ihraç ediyorlar.


KILINÇ 2000 LIGHT

15+1 (15 mermi alıyor. Bir mermi de namluda. Toplam 16 mermi) El işlemeli. 22 ayar altın kaplama. Fabrikadan çıkış fiyatı yaklaşık 600 milyon. Fabrika MKE'ye veriyor. MKE, 1 milyar 200 milyona satıyor.

İŞTE "BABA"

FABRİKAYI KURAN SARSILMAZ ALİŞ "DEMİREL'İN DOSTU."

Yönetim binasında "DEMİREL'LE ÇEKİLMİŞ RESMİ" var.

Ayrıca "DEMİREL'İN İMZALI RESMİ."

Ve merhum Sarsılmaz Aliş'ten "Baba'ya bir jest."

Fabrikada "BABA" marka pompalı tüfek üretiliyor.

Tüfekte Baba'nın ünlü "ŞAPKASI" bile var. Baba, bütün dünyaya satılıyor. Türk Cumhuriyetleri'nde ise yok satıyor.