kapat
Sabah Gazetesi 20.11.2002

ONLARIN KAVUŞMASIİMKANSIZ

Sümbül aşk yaşayamaz!

AsmalI KONAK'ın bir başka aşık çifti de Sümbül Hanım ile Ali Hamzaoğlu. Ekiptekiler, Sümbül Hanım'ın Hamzaoğlu ile buluşmaya giderken son anda geri dönmesine olay gerçekmişçesine üzülmüş. Ancak Sümbül Hanım geleneklere son derece bağlı: İstese de gidemezdi. Gitseydi bütün karizması bozulurdu

SELDA Alkor ile uçakta karşılaşıyoruz. Son derece spor giyinmiş. Ürgüp'e gidene kadar örgü örüyor. Otele geldiğimizde herkesle kucaklaşıyor ve sabah erkenden çekimi olduğu için odasına çekiliyor. Otelin lobisine her akşam bir iş çizelgesi geliyor. Kim kaçta uyandırılacak, kim saat kaçta dizi setinde olacak... Erken kalkması gerekenler, erkenden yatıyor. Sabah, uyanır uyanmaz biz de Asmalı Konak'a doğru yola koyuluyoruz. İlk gördüğüm kişi yine Sümbül Hanım... Selda Alkor ise çoktan dünde kalmış...

Sümbül Hanım olmayı, onun kostümlerine bürünmeyi çok seviyor. Zaten bu röportajdaki tüm sorulara da Sümbül Hanım olarak yanıt veriyor. Yıllar önce rol aldığı bir dizide Hanımağa'ydı. Şimdi yine bir Anadolu öyküsü ve yine çok güçlü bir kadın portresi vardı karşımızda. Selda Alkor'un çocuğu yok. Ama Sümbül Hanım'ın dört çocuğu, torunları ve sorumluluğunu taşıdığı onca insanı var. "Bu kadar kalabalık bir aileniz olsun ister miydiniz?" diye sorunca gülümseyerek yanıt veriyor...

'BURADA DA BİR AİLEM VAR'

"Her zaman çok kalabalık bir ailem olsun isterdim. 10 çocuğum olmalı diye düşünürdüm. Gerçek hayatta olmadı ama sanat dünyasında çok çocuklarım oldu."

* Sette de herkese karşı anne gibisiniz...

Yaşım ve birikimim itibariyle herkesin annesi, ablası gibi görüyorum kendimi. Onların her şeyi ile ilgilenmeye çalışıyorum. Birinin gözlerinde bir hüzün görsem 'neyin var' diye sorarım, derdini öğrenmeye çalışırım. Hepsini çok seviyorum. Zaten bu camiayı hep bir aile olarak düşündüm. Evimden, eşimden uzaktayım ama bunun rahatsızlığını duymuyorum. Çünkü burası da benim evim. Burada da bir ailem, evim ve çocuklarım var diye düşünüyorum.

* Sümbül Hanım aile içindeki gücü ile olduğu kadar giyimi kuşamı ile de dikkat çeken örnek bir kadın... Sümbül Hanım modası hanımlar arasında çok konuşuluyor. Mağazalara gidip sizin kostümlerinizi istiyorlarmış...

Sümbül Hanım'ın ne giyeceğine kostüm ekibimizle birlikte karar veriyoruz. Sümbül bir Anadolu kadını. Köklü bir ailenin annesi olarak ne giymeli diye çok düşündük ve birlikte bir çizgi yarattık. Tüm alışverişleri Kayseri'den yapıyoruz. İstanbul'un Vakko'su gibi bir yer var. Erdoğan Doğan diye bir yer. Bakıyorum bütün hanımların üzerinde aynı kıyafetler var. Zaten var olan kostümleri hanımlar daha çok almaya başladı. Sümbül Hanım'ın üzerinde görünce 'Aaa, böyle çok hoş oluyormuş' diyerek onun gibi giyinmeye başladılar. Özellikle eşarplarımı arıyorlar. Bu konuda büyük bir talep var. Ben de eşarplarımın özelliği olsun istedim. Şimdi broş kullanmaya başladım.

Sanıyorum ki Sümbül Hanım eşarplarıyla da çok bütünleşti. 'Nereden alıyorsunuz?' diye soruyorlar. Hepsi özel yapılıyor. Bir ikincisi yok. Eşarpların her renginden istiyorum. Burada en önemli kostüm eşarp. Eşarbın doğru bağlandığında bir kadına ne kadar yakışabileceğini de böylece göstermiş olduk.

FİNALİ KİMSE BİLMİYOR

* İzleyici, Bahar ile Seymen'in aşkı kadar Sümbül Hanım ile Ali Hamzaoğlu'nun yaşanmamış aşkını da merak ediyor. Sizce Sümbül Hanım, Ali Hamzaoğlu ile ilişkisini daha ileri noktalara götürebilir mi?

Sümbül Hanım'ın hayatında neler olacak diye ben de çok merak ediyorum. Kimse dizinin finalinde neler olacağını söylemiyor. Belki ısrar etsem anlatırlar ama ısrar etmiyorum. Benim için de sürpriz olsun istiyorum. O heyecanı yaşamak istiyorum. Burada tek aşk işleniyor, Seymen ile Bahar'ın aşkı. Ama bence Asmalı Konak'ta çok güzel başka aşklar da var. Dicle kötü kadın karakteri gibi görünse de hiç değil. Karşılıksız çok büyük bir aşk yaşıyor. Seymen açısından bir sarhoşluk neticesinde doğan bir ilişki gibi görünse de Dicle'nin ona olan aşkı çok farklı.

* Ama Sümbül Hanım, Dicle'ye sanki 'yokmuş' gibi davranıyor...

Sümbül Hanım gelenek ve göreneklere çok bağlı bir kadın. Dicle'yi hiçbir zaman gelin olarak alamayacağını biliyor. Çocuğu da torun ve ağa olarak ortaya koyamayacağı için mümkün olduğu kadar onlardan uzak durmaya çalışıyor ama her türlü rahatını temin etmek için de elinden geleni yapıyor. Aslında bu dizide müthiş hikayeler var. Sümbül ile Ali Hamzaoğlu'nun aşkı var. Çok önemli bir aşk o. Türkiye'de belirli yaştaki insanların asla böyle bir duygu içinde olamayacağı düşüncesi vardır ama Ali ile olan o küçük flörtler ve ilişkiler herkesin çok hoşuna gidiyor.

* Sümbül Hanım'a o meşhur sahneyi... Ali Hamzaoğlu'nun daveti üzerine çiftliğe gidecekti... Heyecanlıydı, eli ayağı birbirine dolaşmıştı. Ama yarı yoldan geri döndü... Neden?

SÜMBÜL'ÜN YÜKÜ ÇOK AĞIR

"Gidemezdi..." diyor Sümbül Hanım...

Sümbül Hanım'ın yarı yoldan geri dönmesi Asmalı Konak'ın deli dolu Dicle'sini de (İpek Tuzcuoğlu) çok üzmüş. "Sümbül Hanım'ın oraya gitmesini çok istedim" diyor...

* Dicle: Nasıl üzüldüm biliyor musunuz? Senaryo gelince hemen bakıyorum. Dizide en çok önemsediğim iki karakter Sümbül ile Ali Hamzaoğlu. Onların aşkını çok merak ediyorum. Sümbül Hanım'ın gitmesini, buluşmasını istedim.

*Sümbül Hanım: Ama olmazdı. Sümbül Hanım nasıl Rıza'yı torun olarak ortaya çıkaramıyorsa, Ali Hamzaoğlu'nun evine de gitmezdi. Çünkü gittiği anda bütün karizması bozulurdu. Şimdi yakında yepyeni bir olay çıkacak henüz sizin bilmediğiniz, Ali Hamzaoğlu'nun karizması fena bozulacak gibi geliyor bana... (Gülüşmeler)

* Bu hikaye içinde sizin etkilendiğiniz kimlikler var mı? Herkes birilerinin öyküsüne gerçekmiş gibi üzülüyor...

Benim en çok üzüldüğüm olay, Dicle'nin kocasının evden kovulması. İnsanlar da çok üzülmüş. 'Niçin adamcağızı evden kovdunuz?' diyorlar. Dicle'nin Mardin'lere koşup fedakarlık yapmasından 'ah o ne büyük bir aşktır' diye bahsediyorlar. İnsanlar da etkileniyor, biz de etkileniyoruz. Biz de insanız çünkü. Bir de yönetmenimiz var tabii.

Yönetmen Çağan Irmak müthiş başarılı bir insan. Ali Hamzaoğlu ile bütün çekimlerimizde bizi monitörden izlerken gülüyor ve saklanıyor. Zannediyor ki ben onu görmüyorum... Bizim yaşadığımız aşk ona da çok hoş geliyor. Ve oyun da hoşuna gidiyor. Olan biteni bir seyirci gözü ile görüyor.

DENGELERİ BOZMAMALIYIZ

* Dicle: Ben de Rıza ile çektiğim sahnelerde çok etkileniyorum. Çünkü orada ağır bir dram var aslında. Bunu yaşayan çok fazla Türk kadını var ve onları anlıyorsun. O çocuğa baktığım zaman -çok da güzel oynuyor- hep eziğiz, uzağız. Bebek doğduktan sonra Dicle ve çocuğun yaşadığı yalnızlığa herhalde çok insan ağlayacak. Düşünsene çocuk babayı yaşayamıyor. Baba sürekli yeni bebeği ile beraber. Bu çok büyük bir dram.

* Sümbül Hanım: Çünkü Seymen hiçbir zaman o çocuğu evladı olarak kabul edemeyeceğinin bilincinde. Dolayısıyla yaklaşamıyor. Eğer Dicle ve çocuğunu öne çıkartırsak aldığımız bir gelin var. Bir bebeğimiz var. Bu kez onların düşeceği durumu düşünün. Töreler gelenekler buna müsaade etmiyor. Biz tam anlamıyla Anadolu'muzda yaşanan gerçekleri halka sunuyoruz.


ONLARIN KAVUŞMASIİMKANSIZ

Selda Alkor'un canlandırdığı Sümbül Hanım ve Kenan Bal'ın hayat verdiği Ali Hamzaoğlu karakteri, Asmalı Konak'ın adı konulmamış en derin aşkını yaşıyor. Ancak onların biraraya gelmeleri imkansız. Alkor, bunu Sümbül'ün karizmasına bağlıyor ve önümüzdeki bölümler için de bir ipucu veriyor. "Göreceksiniz Hamzaoğlu da karizmayı çok fena çizdirecek..."