Babası ilgilenseBÖYLE OLMAZDI "Bu kızın anası-babasıyok mu" laflarına çoküzülen ve öfkelenen Ahu Tuğbay sonundasessizliğini bozdu vebiriktirdiklerini anlattı"Babası yeniden evlendi ve ilgisini eşininilk kocasından olançocuğuna verdi" diyenTuğbay'a bir dokunduken az yüzbin 'ah' işittik AHU Tuğbay-Ahmet Kozanoğlu çiftinin evliliğinden 1976 yılında dünyaya tatlı mı tatlı, güzel mi güzel bir bebek gelir. Adını Yasemin koyarlar harikulade bebeğin. Yasemin bebek, sevginin, ilginin, maddi manevi her şeyin bolluğu içinde büyür. Lakin 7 yaşına geldiğinde o muhteşem dünyası çatırdayıverir. Anne babası ayrılmaya karar vermiştir çünkü. Bu boşanma 7 yaşındaki küçük Yasemin'i o kadar etkiler ki o yaşından beri hüzünlü, mutsuz ve karamsar bir hal alır yaşamı. Bir anlamda hüzünlü mahzun bir prensestir artık o. Anne babasının boşanmasından bu denli etkilenen Yasemin, önce babasının yanında kalır. Londra'daki Video Prodüksüyonu üzerine yaptığı eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye'ye döner. Ama Yasemin, üçüncü evliliğini yapmış olan babası Ahmet Kozanoğlu ile birlikte yaşamak istemez. Annesi Ahu Tuğbay'ın yanına yerleşir. Zaman geçer. Yasemin, mankenlik, oyunculuk derken yavaş yavaş gece hayatının içinde bulur kendini. Güzelliği, bütün playboyları peşine düşürür. Ama hep uzun ilişkiler yaşayan Yasemin'in aslında aradığı bir tek şey vardır: Sevgisini hak edecek bir erkeğin kanatları altında olmak. Sevgiye susamış Yasemin, dengeli ve huzurlu olmayı çok ister. Lakin bir türlü başaramaz bunu. Bu isteğini şöyle dile getirir yakınlarına: "Kendime söz geçiremiyorum. Eğer canım bir şey yapmak istiyorsa hiç beklemeye tahammülüm yok. Her şeyden çok çabuk sıkılıyorum. Kendimi nasıl hissettiğim sürekli olarak değişiyor. Bir anda inanılmaz mutlu, bir anda da inanılmaz mutsuz olabiliyorum. Dengeli ve huzurlu olabilmeyi çok isterdim. Aynaya baktığım zaman mutlu olmak isteyen hüzünlü gözlerle karşılaşıyorum." Ahu Tuğbay bugüne dek hep sustu. Arada bir kerhen söyledikleri vardı elbet, lakin özel yaşamını ortalara sermemek, ser verip sır vermemek için direndi. Ama kızının başına gelen bunca işten sonra üstüne bir de ahalinin: Bu kızın anası babası yok mu ? diye sormaları onu çileden çıkardı. Ve önceki gün Kanlıca'daki yalıda içini döktü... "KIZIMA İNANIYORUM" Yasemin'in şu küçüklük fotoğrafına bakın. Çok tatlı değil mi orada minik kuş... Bakın bu fotoğraftaki kedimiz Hasan. (Hizmetçi Fatma Hanıma dönerek) Fatma kedi var burada miyavlıyor. Şuna biraz birşeyler versene yazık. * Hasan kedi bu mu? Hasan vefat etti. Bu yenisi * Bunun adı ne peki? Marimar. Ay fotoğraf çekiyorsunuz. Ben strese girerim şimdi konuşamam... * Kızınızın başına gelenler de pişmiş tavuğa 'halime şükür' dedirtir gibi... Biraz öyle oldu. Şansızlıklar herkesin başına gelebilir ama insanlar kendi içinde yaşarlar. Bizde maalesef öyle olmadı. * Çok uluorta yaşandı değil mi? Hepimiz çok üzüldük. Biz birbirine çok bağlı bir aileyiz. Annem ve babamın üzüntüsü beni kahretti. * Peki insanların da dediği gibi "Bu kızın ana-babası yok mu?" Yasemin el bebek-gül bebek büyüdü. Dediğim gibi biz birbirimize çok bağlı bir aileyiz. * Nasıl oluyor da insanlar bu kızı bu kadar kolay üzebiliyor peki?.. Yasemin çok iyi niyetli, çok hassas bir çocuk. Herkese güvenir. Ama insanlar onun bu saflığını kullandılar, ona büyük haksızlık yaptılar. * Gerçekten de bu kadar saf mı Yasemin? O anlamda saf değil; cin gibidir benim kızım. Ama dedim ya çok iyi niyetli ve haddinden fazla hassas. * Yasemin'in sorunu yetişme koşullarının vermiş olduğu bir rahatlık, disipline olmamak ele avuca sığmamak olabilir mi? Yasemin artık kocaman bir kız. Çocuk değil. Artık hayatını kendisi düzenlemeli. Herhalde bundan sonra kendisine zarar verecek şeylerden uzak durmak konusunda daha dikkatli davranır. * Aklınızda nasıl bir genç kız yetiştirmek vardı? Önce şunu söylemeliyim, ben kızımdan memnunum. Yasemin son derece aklı başında ve mükemmel bir çocuk. Ama her genç gibi kimi zaman hata yapabiliyor. O da iyi niyetinden.. Ama biz kendi içinde çok mutlu bir aileyiz. * Peki babası alıp kızını bağrına bassa... Eski eşim, Yasemin'in babası Ahmet Kozanoğlu şimdi başka biriyle evli. İlk eşinden de iki çocuğu var ve onlarla da görüşemiyor. Durum böyle işte... * Bu kadar edilgen midir Ahmet Bey gerçekten de? Böyle değildi ama bu kadın onu pısırık yaptı. * Yasemin'in sorunu hayatındaki baba figürünün eksiliği biraz da değil mi? En büyük ve belki de tek eksiği... Kızına birgün bile 'Bir eksiğin var mı?' diye sormadı. Birgün çocuğu alıp bir yere yemeğe götürmedi. Ben aradığımda da konuşmuyor. Yeni eşinin ilk kocasından bir çocuğu var; Başar. Ona soyadını verdi: Başar, Başar Kozanoğlu oldu. Onlar için varsa yoksa Başar... * Kaç yaşında bu Başar? Sanırım Yasemin'le yaşıtlar. 
YARIN: Tüm bu olanlardan sonra Yasemin Kozanoğlu haykırıyor: Kimse sevgimi haketmiyor! |