kapat
Sabah Gazetesi 03.05.2002

19 NİSAN 1993 VE 11 GENERALİN HUZURUNDA...

MUMYALADILAR

GATA Komutanı Şarlak, Özal'ın ölümü ile toprağa verilmesi arasında uzun süre olduğu için doktorlarca mumyalandığını açıkladı:ÖZAL'INkefeni açıldı. Mumyalama ilacı ve büyük enjektörler hazırlandı. Vücut boşluklarına ilaç doldurulup kefene kondu

SEKİZİNCİ Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın öldüğü tarihte GATA (Gülhane askeri Tıp Akademisi) komutanı olan emekli Tümgeneral Prof. Dr. Ömer Şarlak, yazdığı anı kitabında, naaşın Hacettepe'den GATA'ya nakli ve burada yaşananları ayrıntılarıyla anlattı. Şarlak Paşa, Özal'a profesör unvanı taşıyan 11 generalin huzurunda ve otopsi masasında geçici mumyalama işlemi yapıldığını iddia etti.

Şarlak Paşa Özal'ın Hacettepe'den alınarak GATA'ya götürülmesi emrini Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Fikret Küpeli'nin verdiğini ve nakil işleminin geceyarısı sessizce yapıldığını da belirtti.

Aile fertlerinin izlemek istemediği ve kamuoyunun ilk kez bu notlardan öğreneceği mumyalama işlemini ayrıntılarıyla anlatan Prof. Dr. Ömer Şarlak'ın kaleminden Özal'ın ölümünden sonra yapılanlar:

ÖZALLAR VE BİZ MORGDA BULUŞTUK

GÜLHANE'YE döndüğümde kafam karmakarışıktı. Her insanın ölümünden sonra duyduğum üzüntü ve yapılan hayat kurtarıcı çabaların tartışması beynimin bütün fonksiyonlarına hakim olmuştu. Bunları düşünürken telefonum çaldı. Arayan Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Fikret Küpeli idi.

Fikret Küpeli Paşa, çok hızlı düşünebilen, yüksek meziyetleri olan bir komutandı. Hal hatır sorduktan sonra bana 'Cumhurbaşkanı Özal'ın naaşını Gülhane Morgu'na getirin, uygun bir tabut hazırlatın ve nakil işlemini gece saatlerinde yapın' emrini verdi. Cenazenin Gülhane'ye getirilişinden önce Emekli Orgeneral Kemal Yamak, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde mevcut düzen ve ortamın güvenlik nedeni ile taşıdığı hassasiyeti düşünerek, cenazenin Gülhane'ye alınmasını kendisinin istediğini söyledi. Böylece hastaneden başlayacak cenaze töreninin daha kontrollü olacağını düşündüğünü ifade etti.

Gülhane'deki çalışma arkadaşlarımla hemen hazırlıklara başladık. Kurmay Başkanı Kurmay Albay Yılmaz Kurtuluş, Komutan İdari Yardımcısı Kurmay Albay Ayhan Arıkan'la önce morga gidip Cumhurbaşkanı'nın naaşını koyacağımız yeri gördük. Nöbet yerlerini tespit ettik.

17 Nisan 1993 Cumartesi saat 21.00'i gösterirken, ambulans ve güvenlik müfrezesi ile birlikte Hacettepe'ye hareket ettik. Trafik yok denecek kadar azdı ve yoğun karanlık her yere hakimdi.

Morgun bulunduğu kapıya ambulansımız yanaştı. İçeri girip görevlilere rahmetli Özal'ın cenazesini almaya geldiğimizi söyledim. Durumu daha önce Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Yüksel Bozer'e bildirdiğim için görevlilerin durumdan haberli oldukları belli oluyordu. Yamak, Bozer ve bazı ilgililer de biraz sonra morga geldiler.

Cesetlerin konduğu soğutuculu çekmece çekildi. Özal orada çarşafa sarılı olarak yatıyordu. Yüzüne dikkatle baktım. Acilde yattığı gibi gülümseyen ifadesi aynen devam ediyordu. Görevlilerimiz ve orada bulunanların da yardımı ile Özal'ı özel bir tabuta yerleştirerek ambulansa taşıdık.

O esnada Hacettepe Morgu'nun çevresinde büyük bir kalabalık bekleşiyordu. Gecenin yoğun karanlığında bu insanların sadece çıkardıkları sesleri ve hareketlerini fark edebiliyordum. Bu kalabalık zaman zaman "Allah'u ekber, Allah'u ekber. La ilahe illallahu vallhü ekber" diye bağırıyorlardı. Onları oraya kadar getiren duygu ne idi? Bunu bilemiyorum. Yalnız Cumhurbaşkanı için 22 Nisan'da TBMM önünde yapılan törenden sonra da aynı kalabalık benzer dini sloganlar atmışlardı.

Ambulansımız Gülhane'ye doğru hareket etti ve saat 22.00'de Gülhane'ye ulaştık. Morgumuzun kapısından tekerlekli sedye ile Özal'ı 5 numaralı soğutuculu dolaba, Hacettepe'de sarılı olduğu yatak çarşafı ile yerleştirdik. Ben de bütün bu işlemler yapılırken nezaret ettim ve nöbet yerlerine bir defa daha bakarak binanın içindeki makam odama doğru yürüdüm.

KORKUT ÖZAL: BEKLEMEYİN HEMEN YIKANSIN

ODAMA geldiğimde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri E. Orgeneral Kemal Yamak, Turgut Özal'ın kardeşleri Korkut Özal ve Yusuf Bozkurt Özal, oğulları Ahmet ve Efe Özal, yeğeni eski Milli Savunma Bakanı Hüsnü Doğan'ı gördüm. Hepsinin ellerini sıkarak başsağlığı diledim ve odama davet ettim.

Sık aralıklarla misafirlere kahve ve çay ikramı yapılırken daha çok Yamak komutanım ve Korkut Özal Bey'i muhatap alarak istedikleri her konuda elimden geldiğince yardımcı olacağımı söyledim. Bulunanlardan en çok konuşanı Korkut Özal'dı. Konuşmaları bir yerde noktalamak ve sonuçlandırmak istercesine "Ağabeyim Allah'ına kavuştu. O artık mutludur. Ölümünden dolayı üzüntü duyulmaması gerekir" dedi.

Saat 23.00'e yaklaşmıştı. Ben cenazenin yıkanması, kefenlenmesi ve dini vecibeler için ne düşünüldüğünü sordum. Bunu sorarken de kafamda, ertesi günü, yani 18 Nisan Pazar günü veya ailenin vereceği karara uygun bir günde Diyanet İşleri Başkanı veya görevlendireceği bir hoca tarafından yıkanıp kefenleneceğini düşünüyordum. Düşündüğümün tam tersi bir teklifle karşılaştım. Korkut Bey "Sizin hocalar bu gece bu görevi yapsınlar. Bence en doğrusu budur" dedi. Bu görüşe Yamak da katıldı.

Odada bulunanların hepsinin yüzüne ayrı ayrı baktım. Hiçbirinden itiraz gelmedi. Ben de emir subayıma; Gülhane'de hoca ve gassal kadrosunda bulunan Ahmet Murat ve Veli Düzkaya'yı göreve çağırmasını, gasılhanede gereken her şeyin hazırlanmasını, her şey tamam olunca da bana haber vermesini söyledim.

Yarım saat sonra hazırlıkların tamam olduğu bildirildi. Gasılhanenin ortasında cenazelerin yıkanması için özel olarak yapılmış, suyun kolayca akmasını sağlayan olukları bulunan mermer, yerden 90. cm. yükseklikte, bir insanın yatırılabileceği bir gasıl taşı vardı. Ben, ailenin diğer fertleri ve Kemal Yamak Paşa, duvar kenarında yerlerimizi aldık. İmamlar 5 numaralı morg çekmeceli dolabındaki rahmetli Cumhurbaşkanını getirip, bu platforma yatırdılar ve hocalar da görevlerine başladılar.

Daha sonraki günlerde rahmetli Cumhurbaşkanı için yapılacak töreni basından öğrendik. İstanbul'a götürülecek ve orada hazırlanmaya başlanan mezara defnedilecekti. Ölüm olayı 17 Nisan'da olmuştu. Biz o gece dini usüllere göre kefenlemeyi yapmıştık. İstanbul'a götürüleceği gün 22 Nisan olarak bildirilmişti. Rahmetli 5 gün Gülhane'de bekleyecek, tören yapılacak, uçakla İstanbul'a taşınacak ve orada defnedilecekti. Pek çok yerden bu uzun bekleme sonucu cesette kokuşma olabileceği uyarıları alıyordum.

KOKUŞMAYA KARŞI MUMYA YAPILDI

PATALOJİ Anabilim Dalı Başkanımız Prof. Albay Rıfkı Finci ve orada görev yapan değerli arkadaşlarımla konuyu görüştüm. Rıfkı Hoca ve Doç. Dr. Ömer Günhan, geçici tanhit (geçici mumyalama) yapılması gereğini bildirdiler. Bu düşünceyi Yamak ile görüşüp ailesine; Semra Hanımefendiye, Korkut Özal'a durumu açıkladım. Geçici tahnit yapılırken, aileden isteyenlerin de bulunmasını dilediğimi söyledim. Aldığım cevap "Şarlak Paşa, size güveniyoruz. Bizim adımıza siz bulunun" oldu. 19 Nisan Pazartesi günü Gülhane'de görevli 11 general arkadaşımı çağırdım. Hep birlikte otopsi salonuna gittik.

Kefenli olarak rahmetli Özal sedye ile otopsi masasına yatırıldı ve kefeni açıldı. Patologlar mumyalama ilaçları ve büyük enjektörleri hazırlamışlardı. Prof. Albay Rıfkı Finci, Doç. Yarbay Ömer Günhan ve otopsi teknisyeni Mustafa Okumuş geçici mumyalama işlemini gerçekleştirdi. Vücut boşluklarına, yağ ve kas dokularının yoğun olarak bulunduğu bölgelere ilaçlar dolduruldu veya 50-100 cc'lik enjektörlerle enjekte edildi. Kokuşmayı önlemek için de vücuda ve deriye formalin sürüldü ve tekrar kefenlendi. Yapılan törenlerde, İstanbul'a uçakla nakledilişinde ve mezarına konulması esnasında yakınındakiler formol kokusunu yoğun olarak hissettiklerini ifade ettiler.

Allah rahmet eylesin..."