
Hepsi birer 'Nilüfer' bekliyor
Hülya dergisi kimsesiz çocuk yuvalarında yaşanan çelişkiyi yazdı. Çocukların çoğu aileleri kendilerine bakamadığı için yuvada kalıyor. Yasal olarak evlat edinilemiyor ve sevgisiz yaşamaya mahkum oluyorlar
Kimi girişken oluyor, boynunuza atlayıp sarılmanızı, öpüp koklamanızı bekliyor. Kimi daha çekingen, bu küçük yaşında hayata, büyüklere, onların dünyasına küsmüş, bir köşeye büzülmüş, göz ucundan acaba kendisiyle de ilgilenen olur mu diye kırgın bakışlar atıyor... Onlar, kimsesiz çocuklar... Sadece İstanbul'da 8 kimsesiz çocuklar yuvası, 2 yetiştirme yurdunda yaklaşık 1500 kadarı yaşıyor ve ihtiyaç sahibi çocuk sayısına bakılırsa daha en azından 10 tane böyle yuva kurulması gerekiyor. Üstelik sanılanın aksine, çok azı gerçek anlamda terk edilmiş, büyük çoğunluğunu, "bakacak durumu olmadığı için" ana babası getirip kendi eliyle Çocuk Esirgeme Kurumu'na teslim ediyor.
En talihsiz çocuklar
Yuvalarda yaşayanların belki de en talihsizleri işte bu çocuklar. Anne babaları var ama yine de sevgi-ilgiden mahrum yaşıyorlar. Üstelik ana babası olmayan, gerçek anlamda terk edilmiş çocukların tıpkı Nilüfer'in Ayşe Nazlı'sı gibi "evlat" edinilerek gerçek bir ana kucağına kavuşma şansı varken, onların böyle bir şansı yok. Bakımlarını üstlenemeyip, onları yuvaya teslim eden ebeveyn ya da akrabaları iş onların evlat edinilmesine gelince izinlerini esirgiyorlar.
Tek çare 'Koruyucu Aile' kurumu
Çoçuk Esirgeme Kurumu yetkilileri, evlatlık verilmesi uygun olmayan ama esirgeme kurumlarında devletin korumasında yaşayan çocukların geçici veya uzun süreli olarak bir aileye kavuşturulması konusunda durumu uygun olan tüm ailelerden destek bekliyor. "Koruyucu Aile" olarak adlandırılan bu uygulamada, aileler çocukları evlatlık olarak nüfusuna geçiremiyor ama 18 yaşına kadar onların bir aile ortamında büyümesini sağlıyor. Ancak Türkiye'de koruyucu aile sayısı yok denecek kadar az.
|