Şöyle bir duygu içerisindeyim; sanki televizyon programım devam ediyor... Sadece "Kısa bir ara... lütfen ayrılmayın!" diye haykırmıyorum!. Çoğumuz engebeli ve zor bir yaşam içindeyiz. Koşullar ağır.. Çaresizlik duygusu etrafımızı sarıp sarmalamış. Sanki sesleniyoruz, bağırıyoruz ama bizi duyan yok! Duyan olsa bile çoğu kez yardım elini uzatmıyor. İşte ben bunun için aranızdayım. Her derde çare bulmak imkansız... Ancak bu köşe aracılığıyla sesinizi duyuracağınıza söz veriyorum. El elden akıl akıldan üstündür. Duyulan sese yardım eli uzatılınca bu gelişmeyi de buradan duyuracağım ve böylelikle yardım edenlerimiz çoğalacak. Belki de bir güç oluşturacağız.
Beni çoğunuz tanıyorsunuz. Yaşamım hakkında televizyonda programlar da yapıldı. Tanımayanlar için kısa bir özgeçmiş vermem gerekirse:
1. Subay kızıyım. Yaşamı boyunca ay sonunu getirebilmek için babamın elinden kağıt kalem düşmedi. Becerikli ve zarif annem ile çalışkan ve zeki babam beni ve ağabeyimi büyük fedakarlıklarla büyüttüler. Az ile yetinmeye alışmışlığın rahatlığı vardır içimizde.
2. Türk ve dünya denizcilik sektörüne 50 yıl hizmet etmiş ve etmekte olan anlayışlı ve yakışıklı eşim Haluk ile 35 yıldır evliyim. Çok gurur duyduğumuz dürüst, çalışkan ve sorumluluk taşıyan üç yetişkin çocuğumuz vardır. Allah herkesinkini bağışlasın.
3. Yaşamımız Türkiye, İngiltere, Malta Adası ve Amerika'da geçti. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hem yaşadım hem de seyahat ettim.
4. Türkiye ve dünyadaki en fakir vatandaştan en varlıklısına kadar çok insan tanıdım. Ülkelerdeki sistemleri araştırdım. Haksızlıkları, çifte standartları, riya ve yalanı gördüğüm gibi insanca yaşamanın nelere bedel olduğunu, değişik kültürlerin değer kriterlerini bazen hayranlıkla bazen de hayretle izledim.
5. Gelişmiş her ülkenin en değer verdiği varlığın önce çocuk olduğunu gördüm. Değerler devamlı değişmekte ancak çocuk unsuru hep öncelikte.
6. Televizyon programlarıma başladığımda çok gurur duyduğum Türk halkının daha fazla konuşmasını, dertlerini açmasını hedeflemiştim. Sanırım bu konuda bugün yaşadığımız şeffaflıkta ve konuşma özgürlüğünde çok meslektaşım gibi benim de katkım vardır.
7. Dünya insanlarını tanıyarak edindiğim kanaat odur ki, Türk halkı hakettiği eğitim, iş ve yaşam şartlarına kavuşabilse; yani, bugün Japon, Alman veya bir Amerikalı'nın doğduğu şartlara benzer bir ortamda doğup büyüyebilse, çok sevgili ve rahmetli Aziz Nesin'in yüzünü kızartacaktır. Bundan bir 'santim' şüphem YOKTUR! Hayatımın sonbaharında Amerika Birleşik Devletleri'nde üniversite tahsilime devam ettiğim esnada aralarında dirsek çürüttüğüm "dünya gençliğini" yakinen gördüğüm zaman, bizim gençliğin bariz üstünlüğüne tanık oldum.
Onlarla ne kadar gurur duysak az ancak Mustafa Kemal ve arkadaşlarını takip eden devirlerden sonra, yeni nesillerimizin hakettikleri uygarlık seviye ve şartlarını ülke sathında geliştiremediğimiz için karşılarında eğilerek ÖZÜR DİLEMEYİ DE borç biliyorum.
"Günaydın"ın bu köşesi sesinizi duyurmanız için size ayrılmıştır. Her konuda dert, öneri ve yorumlarınızı yukarıda belirtilen fax, e-posta ve mektup adresine bekliyorum. Hepinizi sevgi ile kucaklıyorum.