kapat
03.03.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HIGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Balık burcu

Berlinli astrolog Regine Wachsmuth, burçların iki bin yıl önce belirlendiğini ancak zaman içinde yıldızların konum değiştirdiğini söyledi. Bundan da şu sonucu çıkardı: 'Burçlarınızı yanlış biliyorsunuz!' 8 Mart Dünya Kadınlar Günü doğup da, feministler tarafından maço medyacı ilan edilme ironisine sahip tek erkek olarak baktım: Balıklar artık Kova olmuş. Yok ya? Rezalet!
İtiraz ediyorum. Jacques Bertrand'ın muhteşem kitabı Terazi'nin Hüznü'ü boşuna mı okuduk: "Balık çok sık değişir. Otuz, doksan, hatta yüz seksen derecelik dönüşler yapar. Nereye gitmek istediğini bilir mi bari? Evet. Aynı anda birçok yöne gitmek ister."

Burçlara murçlara inanmasam da... Astrologların, 'Balıklar burçlara inanır' iddiasını komik bulsam da... Tanıştıktan yarım saat sonra, "Sen ne burcusun? Ay dur tahmin edeyim. Akrep? Hayır mı?.. Hııım. Balık; sen Balıksın!" diyen burç uzmanı kızları açık bir hayret, gizli bir sevinç duygusuyla dinlemedim mi? Ne yani, bunca tatlı anıyı çöpe mi atacağız? Olmaz öyle şey!

Başka incelikler de var: Mesela balık burcu bence 'erkek'tir. Çünkü 'Balık kadını duygusaldır' demek, totolojidir; malumu ilandan öteye geçmez. Ayrıca, Hain Astrolog'un, "Balık'ın sevdiği lokantalar değil, meyhaneler vardır... Birilerini yemek yerken gördüğünde 'Afiyet olsun!' değil, 'Şerefe!' der" şeklindeki tanımı da biz Balık erkeklerine uygundur.

Bu sözlerime bakarak astroloji tutkunu olduğumu sanmayın. İnsan, kendisi hakkında konuşulunca kulak kesiliyor ister istemez. Yoksa son derece 'kısıtlı' bir ilişkim vardır burçlarla: Mesela bu yazıyı geçen hafta, yani 24 Şubat'ta yazmadım; çünkü Şubat ayında doğanları Balık'tan saymam!

Burjuvazi sucuğa döndü

Kaktüs'te, barın üstünde sallanan 'sucuk-ekmek' duyurusunu farkedince denedik tabii. Ertuğrul bey nasıl bulduğumuzu sorma gafletine düşmese ağzımızı açmazdık. Ama fırsat doğunca ukalalık kaçınılmaz oldu: "Böyle iş yapamazsınız. Aşçıbaşına iletiver: Ekmeği ısıtsın. Sucukları biraz daha kalın doğrasın. İnce olursa kurur. Yeşil biberi közleyebilir ama domates mutlaka sövüş olmalı. Servisten önce, kekik eksin mutlaka. Eğer hafif erimiş kaşar da koyarsa sandöviçe öfff ki öfff! Korkmayın, biraz pahalı olur ama tadından yenmez." Ertuğrul her zamanki, 'sizi anlıyorum' ifadesiyle yanımızdan uzaklaşırken seslendik:

"Sucuklar İkbal ya da Cumhuriyet olmalı..."

Bu söylevi boşuna çekmedik tabii. Sucuk önemli konu. Her yerde ve her markası yenmez. Stad önlerindeki nallı kuzuları unutmadık. Ama işler değişiyor. İkbal'in sucuk büfeleri atağı, Cumhuriyetçiler'i harekete geçirdi. Örneğin Şaşkınbakkal'daki (Bağdat Caddesi) İkbal'in üç dükkan ötesine Cumhuriyet de açıldı. Bizim burjuvalar kolesterolü boşlayıp sucuğa saldırmış durumdalar. Ayrıca İkbal'in Beşiktaş'taki büfesinde sucuk döner de satılıyor; millet kuyruk oluyor.

Sucuk bahsini kapatırken bazı arkadaşları çileden çıkaracak bir iddia öne sürüyorum: Sucuklu yumurtanın görüntüsü olağanüstüdür ama o iki tat birlikte uymaz! (Tamam vazgeçtim; çürük yumurta atmayı kesin.)

Kedilerin ve kızların seksüel sorunları

Mart geldi. Kediciler, tuhaf sesler çıkaran yuvrularının seksüel derdine çare bulmak için bakın nelere katlanıyor:

"Sevgili kedimin çiftleşme dönemi geldi çattı. İnternetten, gazeteden, veterinerden kendisine 'dişi' arama çabalarım son raddede. Bulabildiğim kedi sahipleriyle telefonda konuşmalarımız evlere şenlik! Özellikle de karşı cinsten biriyse konuşma tam bir işkenceye dönüşüyor: 'Merhaba. Şey. Benim bir erkek kedim var. Sizin dişi kediyle... Yani müsaitse... Acaba? Evet, evet, bizim evde olabilir tabii... Hayır, bu ilk deneyimi değil. Görüşmek üzere.' Senin için yaptıklarıma bak nankör hayvan!" (sadecemavi, kadın, 22, İzmir)

Soracaksınız: "Kedilerin derdini anladık da ya kızlarınki? Sabredin, işte o da geliyor:

"Dört kız ABD'de, aynı evde yaşıyorduk. Kimsenin erkek arkadaşı yoktu. Yani cinsel açıdan durum hiç de parlak değildi. Birbirimizin abazanlığıyla dalga geçiyorduk. Bir gün sırf can sıkıntısından camdan Türkçe bağırıp eğlenelim dedik. Arkadaşım camı açıp sokaktan geçen bir adama, 'Gel, vereceğim sana, gel, gel' diye bağırdı. Adamın anlamaz gözlerle bakıp yoluna devam etmesini beklerken, 'Ne? Bana mı?' demez mi! Ay ne utanc vericiydi." (rezilkinerezil, kadın, 28, ABD)

FENERLİLER'E TAVSİYE: TRİBÜN DERGİSİ

Tribün adlı küçük boy, 2 milyona satılan 100 sayfalık futbol dergisini gördünüz mü? Taraftarın sesi. Yayın kurulu GS ağırlıklı. Ama son sayıda, özür de dileyerek, Fenerbahçe Dosyası hazırlamışlar. Tabii sarı lacivertlilerle konuşarak. Nefis söyleşiler ve yazılar var. Örneğin 'Kill For You' grubunun bir üyesi şöyle diyor: "Kız ilişkimiz önemli tabii. Birlikte yaşayacağız, çocuk olacak ama hiçbir zaman FB'nin önüne geçemeyecek. Maalesef kadınlar bunu anlayamıyor ve takımı kendilerine rakip olarak görüyor. Ve direkt kaybediyorlar tabii... Sevgilim 18 Eylül doğumluydu. İlk yıl MTK, ikincisinde BJK, üçüncüsünde Barcelona maçındaydım. Benim doğum günümde de FB-GS basket maçı vardı. Yani yapacak bir şey yoktu."

Diğerlerini bilmem ama Tribün'ün bu sayısına kefilim.

FİTNE FÜCUR

Yangından kaçar gibi giyinmiş n Geç başlayıp, erken biten elbiseleri sever n Bu askısız elbise ikinci dansa dayanamaz n Hıımm, vizon taklidi yapan bir tavşan

* Hey, nerelerdesin; elbisen olmasa tanıyamayacaktım



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır