|
|
 |
Penaltıyla uyandık
Seyircisiz maç, maçtan başka her şeye benziyor! Biz de eşin, dostun halı saha maçına gitmiş gibiydik...
Ancak Okan'ın düşmesine hakem Ünsal Çimen'in çaldığı penaltı ve Moshoeu'nin topu dışarı gönderişi hem basın tribünündekileri hem de Beşiktaş'ı uyandırdı. Yine de alıştığımız mücadeleci futbolunu sahaya yansıtmadı siyah-beyazlılar. Bunda Bursaspor'un sahaya dikkatli yayılışı kadar Tayfur ve Ümit'in uyumsuzlukları ve top Tümer'e gelmedikçe pozisyon üretmedeki beceriksizlik rol oynadı.
Şimdi gelelim maçın ayrıntılarına:
Bazen nereye attığın değil, kime pas attığın hayati önemdedir. Khlestov 14.dakikada sağ çizgide bocaladı. Orta yapabilirdi ve bu, ceza alanında pozisyon yaratabilirdi. Fakat garantisi yoktu. Çünkü Bursaspor defansı yerleşmişti. Khlestov, kafasını kaldırıp baktı ve, "En doğrusu Tümer'e vermek" diye düşündü. Gerçekten de öyle oldu. Tümer'in mükemmel golünün arkasında bu tercih vardı.
Üçlü defans olmuyor
Daum yine üçlü defansta ısrar etmeye başladı. Belki de İbrahim ve Khlestov'un kanatlardaki çalışkanlığına güveniyor ve defansı göbekte güçlendirmeyi tercih ediyor. Ama Bursaspor özellikle Fatih ve Ender'le bu uygulamanın pek güvenilir olmadığını bize bir kez daha gösterdi. Bilmiyorum Daum'un düşüncesi nedir? Ancak Ali Eren'siz ve üstelik 3'lü defans kurgusu bizzat Beşiktaş kalecilerinin de yüreğini ağzına getiren pozisyonlara neden oluyor.
Asper, Fevzi tipinde bir kaleci. Aynen Fevzi gibi Asper'in de reaksiyon zamanı çok hızlı. Ancak Asper yine Fevzi gibi tereddütlü ve defansla ilişkilerinde güvenli değil... Geri paslarda topu oyuna nasıl sokacağında kararsız davranıyor.
73.dakikada 4.hakem, oyuncu değişikliği için tabelayı kaldırdığında herkes şaşırdı. Kenara çağrılan futbolcu İlhan'dı. Bence Daum, "Kendini vazgeçilmez sanma!" demek istemişti İlhan'a.
|
|
|
|