İtin ahmağı kendine baklavadan pay umar..
Avrupa Birliği için her şeye bir kılıf buluyoruz da bu başıboş köpek sürülerini nasıl açıklayacağız acaba? Turistik yerlerden örnek verip "Merak etmeyin sizinkileri dalamazlar, onların zoru bizimle" mi diyeceğiz?
Köpek denilen mahlukatla ne zaman bir ilişkim söz konusu olsa, başıma bela geliyor.. Ayıp değil ya sevmem köpekleri.. Daha doğrusu kendilerini sevmeme fırsat vermezler.. Hangi türden olursa olsun, bir köpek beni gördüğü zaman kedi görmüş gibi olur, hırlamaya başlar..
Birden yerimden fırlayıp kaçmak yakışık almayacağından, diplomatik davranıp hırlamalara sevgiyle karşılık vermeye çalışırım, işe yaramaz..
***
Yazın Bodrum'u burnumdan getirdi bu köpekler.. Memedof'ta bir balık yiyelim, dedik.. İskeleye masa kurdurduk.. Masada dört kişiyiz, dördümüzün de ayaklarının dibinde kangal kırması birer köpek..
İçlerinden biri de sapık.. Uzandığı yerden ön patileri ile masadaki kadınlardan birinin ayağını tutmuş, öyle bakınıyor.. Resmen ayak fetişisti.. Benim dibime çöreklenene ise köpek demek haksızlık olurdu..
Ben diyeyim köpek, siz deyin leopar.. Derisini yüzseniz postuna iki çoban köpeği sığar..
Bir şey yapmaz..
Strestten ne yediğimi bilemedim.. Üstelik bu itleri öyle şımartmışlar ki insan gibi "kıskançlık huyu" payda etmişler.. Masadakilerden biri köpeklerden birini okşayınca geriye kalanların tamamı hırladı..
- "Vay efendim, ben dururken sen o köpeği nasıl okşarsın?" tribi..
Hırlaşmaları yetmedi, birbirlerine giriştiler.. Kıyamet koptu.. Ben garsonlara "Yahu şunları uzaklaştırın.." diyorum.. Masadaki hanımlar "Aaaa! Birşey yapmazlar.." deyip köpeklere arka çıkıyor..
Sapıklık sadece bu fetişist itlerde değildi yani..
Ayrıca köpek sahiplerinin kullandığı bu "birşey yapmaz.." cümlesi beni resmen hasta eder.. Köpek saldırısına uğrayanlar arasında bir anket yapın.. Isırılmadan önce duydukları son şey;
- "Birşey yapmaz!" cümlesidir..
Köpek muhipleri medyaya da sızmış.. Esquire dergisinin son sayısında "Evde Rottweiller nasıl beslenir?" başlıklı bir yazı gördüm.. O melun yaratığın fotoğrafını da koymuşlar..
Hayvanın suratı o kadar korkunç ki sayfayı çevirirken "Acaba elimi kapar mı?" diye geriliyorsunuz.. Yanında da "Rottweiller aslında akıllı ve sadık bir köpektir ama eğitilmediği zaman çok tehlikeli olur.." diye yazıyor..
Eğitilmezse eve gelen misafire saldırırmış, kimi gözüne kestirirse bir yerini kaparmış.. Laf mı yani bu?
***
Bre kardeşim, bu hayvan bu kadar akıllı ise eve misafir olarak gelen birinin tehlikeli olmayacağını niye akıl edemiyor?
Mantık buysa sapık katil Çivici Süleyman'ın da sorunu aynı.. O da iyi eğitilmemiş.. Bu canavardan farkı kurbanını parçalamıyor, gözüne inşaat çivisi çakarak haklıyor..
Rottweiller sokakta gördüğü diğer itleri de parçalarmış.. Ancak iyi eğitilirse bu saldırgan tavrını dengelermiş..
Tavsiyeye bakın, zevke bakın..
Bir canavarı alıp eğitmeye uğraşıyorsun, sonra tasma takıp insanların içinde birlikte geziyorsun.. Tasmasından tuttuğun hayvanın aslında her an patlamaya hazır bir canavar olduğunu bilmek sana gizli bir keyif veriyor..
Sokak köpeklerinin tamamı Rottweiller türü değil ama mevsimine göre onlar da canavarlaşıyor.. Özellikle de aç kaldıkları soğuk aylarda başımıza bela olan kapkaççılardan farkları kalmıyor..
Zoro'nun köpeği
Bu kadar başıboş köpek muhabbeti yapmamın sebebi var.. "Yılanın sevmediği ot yuvasının dibinde bitermiş.." derler hani!
Benim durumum da böyle oldu.. Mahalleden kara bir köpek benim bahçeye dadandı.. Çoban köpeği hacminde bir yaratık.. Rengi kuzguni kara olduğundan Maskeli Süvari Zoro'nun köpeği havası veriyor..
Boynunda da parlak metal düğmelerle süslü bir tasması var.. Sahibi buna resmen bir rock grubu bateristi imajı yapmış..
İşte bu sahipli köpek benim bahçeye dadandı.. Çimeni eşeliyor, küçük fideleri yerinden çıkarmaya çalışıyor.. Bir köşede yediveren güllerim vardı, yarısını kırdı..
Bahçeye dalıp önceden planladığı "hasar verme etkinliklerini" bitirdiği zaman çekip gitse iyi.. Gitmiyor, bahçeyi son kez turlayıp her fidenin her ağacın dibine işiyor..
Yani egemenlik bölgesini sidiği ile belirliyor..
***
Belgesel seyrede seyrede öğrendim.. Dört ayaklı mahlukatın alışkanlığı böyle.. Bir bölgeyi gözüne kestiğinde sınırlarını işeyerek işaretliyor ki başka bir hayvan geldiğinde onu koklasın;
- "Haaa! Burası başkasınınmış.." deyip sahiplenmeye kalkmasın..
Kara köpek de bizim bahçeyi gözüne kestirmiş, diğer köpeklere "Dağılın lan.. Bu bahçeyi ancak ben dağıtırım.." mesajı veriyor.. İki üç kez çıkıp kovaladım..
Her seferinde dönüp havlayacağına kaçıyor.. Ayaklarında sanki nal var, çimlerin üzerinde koşarkan bile şıkıdık şıkıdık ses çıkarıyor.. Suçunu biliyor ki kaçıyor hınzır..
Arkasından bahçeye çıkıp "Hayır burası benim egemenlik bölgem.." diye bahçenin orasına burasına işeyecek değilim herhalde.. Kovalamak tek çarem..
Köpek sevmesem de tutup öldürecek kadar gaddar değilim.. Lakin benim havalı tüfeği tutup Bodrum'a götürmeseydim, poposuna bir saçma çakardım.. Basiretimiz bağlandı işte..
Bu arada hayvan meraklılarına bir notum var.. Bu yazdıklarıma bakıp beni kınamaya filan kalkmasınlar, tınmam.. Üstelik elimde itiraz edemeyecekleri bir argüman var..
Atatürk'ün de Fox adında bir köpeği vardı, Çankaya'da oturmanın avantajı ile azıp kudurmuştu.. Devlet büyüklerimizi dalar, onlar da Atatürk alınmasın diye ses çıkarmazlardı..
Bir gün Atatürk'ün de elini kaptı.. O da kızdı Fox'u uyutmaları talimatı verdi.. Uyuyuş, o uyuyuş.. Hala uyanmadı.. Diyeceğim o ki beni köpek siyasetim yüzünden kınamayı düşünenler önce Atatürk ile köpeği Fox arasındaki ölümcül ilişkiyi tartışsınlar..
|